Sessizce silindi izleri.
Kapının eşiğinde bıraktı sesimin gölgesini.
Ben ki gidenlerin ardından hep eksilen tarafım,
Bir odanın tam ortasında, kendi içime düşerek çoğalırım.
Kime dokunsa elim, bir vedaya dönüşür zaman.
Rüzgâr bile kendi evini ararken,
Benim çatımda kırılır benden çalınan her can.
Göğsümde taşıdığım o eski, unutulmuş ağrı;
Ne zaman bir gülü koklasam, dikenine yenilir.
Herkes kendi hikâyesine bir isim ararken,
Benim hikâyem sadece susarak bilinir.
Bir hüznü diğerine ilikleyip duruyorum kaç zamandır,
Ne içimdeki kuyu dolar,
Ne de gözlerimin kuraklığına bir damla yağmur yağar.
Dindi avucumdaki rüzgâr.
Bir avuç kül bırakarak hüsnüzanlarıma.
Oysa ben ne çok biriktirmiştim baharları,
Hiç gelmeyecek o sonbaharın hatrına.
Kimin gölgesine sığınsam, güneşi benden esirgedi.
Kime niyet edip açtıysam avuçlarımı,
Kendi kimsesizliğimi döküp kapattım ellerimi.
Şimdi hangi aynaya baksam,
Yüzümde bir yabancının sessiz kırgınlığı.
Kendi evimden sürgün edilmiş bir çocuk gibi,
Topluyorum sokaklardan üzerime devrilen yalnızlığı.
Belki de gidenler değil,
Gidenlerin arkasından hep aynı yerde duranlar yorulur.
Ve bir gün dünya sustuğunda,
Benim bu kimsesiz ağrım,
Belki bir şiirin tam ortasında kendine yer bulur.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!