Derdin iyisini, derdin hasını,
Çok çektiği için ancak o bilir.
Kimseye diyemez gönül yasını,
O gönül yasını çekenler bilir.
Gönül düşmüş onulmaz bir ateşe,
Düşünce anlıyorsun, dostunu düşmanını,
Sakın ha bilmesinler senin zayıf yanını,
Talan ederler talan, hem evini-hanını,
Öğretirler hayatın pembesini, morunu,
Yaşamazsan bilmezsin bu hayatın zorunu!
Dostun sevgisinden mahrum kalınca,
Gönül çiçeğimin, solduğu gündür.
Bütün dertten nasibini alınca,
İnsanın biçare kaldığı gündür.
Dostlar ile bir araya gelince,
Gülünce insanlar yüzüne bir kez,
Orda mesken tutup, tadın kaçırma!
Savunarak öyle olmadık bir tez,
Yuvaya toplanan kuşu uçurma!
Sözde mangalda kül bırakmazsınız,
Dediğin yapacak yürek yok sizde!
Kaçarken geriye hiç bakmazsınız,
Söylenen tamamen kalıyor sözde!
Nasrettin Hoca’nın fili misali,
Hayatta hiç açlık çekmeyen biri,
Aç insan halini nereden bilsin?
Feleğin sillesi ne kadar iri,
Bir kere yemeyen nereden bilsin?
Bayram gelir geçer hatır sorulmaz,
Acaba insanlık nereye böyle?
Dar gününde dost yanında bulunmaz,
Dikilmiş de seyre bakıyor öyle!
Kuşlar cıvıl cıvıl, çiçekler açtı,
Bahara bir sabah böyle uyandım!
Etrafa mis gibi kokusun saçtı,
Gönlümde bu güzelliği duyandım!
Görüyorum yeşilin her tonunu,
Haline acıyıp tuttum elinden,
Hem kendini hem de beni bitirdi!
Bülbülleri ayırınca gülünden,
Gönlümün bağına hazan getirdi!
Cemreler düşünce havaya suya,
Toprağa düşüyor sırası bu ya,
Yeşillenir artık dağ, taş ve kaya,
Baharın gelişi güzel görülür!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!