Serin ve kısmen ıslak bir İstanbul akşamında
Tıkırtılı ve seri adımlı ayak sesleri var kulağımda
Bir aciliyet, bir telaş ve bir şeylere yetişebilmek kaygısı
Ve her bir dimağda bunun normal olduğu algısı
Kar ve zarar, suç ve ceza, iyi ve kötünün tam ortasında
Tahammül edemezlerken insanlar
Birbirlerine bu zalim dünyada
Sen yıllardır bana of bile demedin
İyi ki varsın
Beraber büyüdük, ağladık güldük
Bir şey var içimde, öyle yakın, ama öyle derin
Anlamlandırmak istiyorum, yetmiyor lisanım
Olacak olandan mutlu ve emin
Beklerken ümitle, kaygılı bir haldeyim
Gözlerim kanlandı, doldu, taşacak oldu yaştan
Yorulmadım seni beklemekten
Lakin artık pürmelal haldeyim
Ne olurdu rühefza olsan ruhuma
İçim ağlar, yüzümden gülerim
Seni tahassürünle anıyorum
Herşey normal, ilerlerken seyrinde,
Herkes ayrı ayrı, bakıyorum, kendi keyfinde
Bir an duraksıyorum, susuyorum, düşüyor yüzüm
Bir of çekiyorum, içimden, bir tek ben duyuyorum
Büzülen dudaklarım, birbirine söylenen çatık kaşlarım
Bitmiyor kararmış kalbimdeki nemli of çekişler
Maziyi özleyip gidebilen var mı?
Biçare arayışlar, sessiz serzenişler
Ebedi huzuru bulabilen var mı?
Güz çiçekleri gibi bırakabilsem kendimi
Sen uyurken ne şarkılar ne şiirler yazarım uğruna
Güzel gözlerinin içi gülüyor benim tatlı meleğim
Her halin her tavrın şükre sebep Yaratan'a
Seni düşünür dururken gülen bir divaneyim
Sözlerle, seslerle oynarım da durmam ben yerimde
Bilindiğini görene kadar sözlerimin kadir kıymet
Yapabileceğim en nadide eylem sükunet
Yutkunmalarım akşam trafiği gibidir boğazımda
Sıra bana gelene dek konuşmakta, sabret
Bu son olsun
Kor ateşten hayal kırıklıklarım
Bitsin, gitsin
Saf temiz adanmışlıklarım
Yetti artık
Canım diye diye canımdan ettin beni
Söküp üzerinden geçtin, senle dolu kalbimi
Çok ahlar ettim, çok yandı canım
Dünya senin olsun, ben mahşere bıraktım
Gözümden akan yaşlar, güz yağmuru gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!