Tahammül edemezlerken insanlar
Birbirlerine bu zalim dünyada
Sen yıllardır bana of bile demedin
İyi ki varsın
Beraber büyüdük, ağladık güldük
Yattım, yarısı açık pencerenin önündeki
Eski, kırmızı çekyatın üzerine
Yumdum, kapanıp açılmaktan yorulmuş gözlerimi
Esintinin serinliği vurdu yüzüme, tenime
Nüfuz eden ferahlık gibi
Senden önce kendimi kandırıp
Küsmüştüm ebedî aşka
Ordan oraya savrulup, dağılıp, dönmüştüm kuru yaprağa
Elini ver bana
Tut ellerimi
Bir şey var içimde, öyle yakın, ama öyle derin
Anlamlandırmak istiyorum, yetmiyor lisanım
Olacak olandan mutlu ve emin
Beklerken ümitle, kaygılı bir haldeyim
Gözlerim kanlandı, doldu, taşacak oldu yaştan
Hicranla paslanan telime vurdu mızrabın
Can buldu perdesinde bu meftûn ve bîtâbın
Gel sîneme nefes ver, enîs-i rûhum ol sen
Ver sîneme nefes gel, enîs-i rûhum ol sen
İçin için ağlayan balaban dilde yaradır
Yorulmadım seni beklemekten
Lakin artık pürmelal haldeyim
Ne olurdu rühefza olsan ruhuma
İçim ağlar, yüzümden gülerim
Seni tahassürünle anıyorum
Herşey normal, ilerlerken seyrinde,
Herkes ayrı ayrı, bakıyorum, kendi keyfinde
Bir an duraksıyorum, susuyorum, düşüyor yüzüm
Bir of çekiyorum, içimden, bir tek ben duyuyorum
Büzülen dudaklarım, birbirine söylenen çatık kaşlarım
Bitmiyor kararmış kalbimdeki nemli of çekişler
Maziyi özleyip gidebilen var mı?
Biçare arayışlar, sessiz serzenişler
Ebedi huzuru bulabilen var mı?
Güz çiçekleri gibi bırakabilsem kendimi
Beş bin yılın mirası, kopuzun tınısında
On altı imparatorluk, kramponun vuruşunda
At sırtından indik biz, yeşil sahadayız
Yirmi altı cengaver, zafer yolundayız
Haydi Türkiye, kop gel bozkurdum
Gözlerine baktım
Bir anda tutuldum sana
Aşk nedir bilmezken
Dondum, kaldım karşında
Hiç nefes almamış gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!