Yorulmadım seni beklemekten
Lakin artık pürmelal haldeyim
Ne olurdu rühefza olsan ruhuma
İçim ağlar, yüzümden gülerim
Seni tahassürünle anıyorum
Herşey normal, ilerlerken seyrinde,
Herkes ayrı ayrı, bakıyorum, kendi keyfinde
Bir an duraksıyorum, susuyorum, düşüyor yüzüm
Bir of çekiyorum, içimden, bir tek ben duyuyorum
Büzülen dudaklarım, birbirine söylenen çatık kaşlarım
Bitmiyor kararmış kalbimdeki nemli of çekişler
Maziyi özleyip gidebilen var mı?
Biçare arayışlar, sessiz serzenişler
Ebedi huzuru bulabilen var mı?
Güz çiçekleri gibi bırakabilsem kendimi
Bu son olsun
Kor ateşten hayal kırıklıklarım
Bitsin, gitsin
Saf temiz adanmışlıklarım
Yetti artık
Canım diye diye canımdan ettin beni
Söküp üzerinden geçtin, senle dolu kalbimi
Çok ahlar ettim, çok yandı canım
Dünya senin olsun, ben mahşere bıraktım
Gözümden akan yaşlar, güz yağmuru gibi
Çok dertleniyorum bazen kendimden başkasını
Düşünüp duruyorum onu öylece hududumu aşarak
Söylesem olmuyor, söylemesem içime tükeniyorum
Bir soğuk su vuruyorum yüzüme, Ya Rabbim diyorum
Haydi kalk ne olursun ayağa, sarsıl kendine gel
Hiç düz bir çizgi çizemedim ben
Hep çıktım yörüngeden, ama
Unutmadım varacağım yeri
Varamadım ama çok yaklaştım
Öyle sandım belki de, avundum
Güç oldu kopuşum bugün Avrupa’dan
Kimler bu trafiği kilitleyip kapatan
Şükür ki veriyor sabrını Yaratan
Ah İstanbul, of İstanbul, öf İstanbul
Burak Duru der ki ben Divane’yim
Dünya kadar yer var burda canım
Neden duruyosun dibimde
Metrekare başına oksijen düzeyi
Var biliyo musun bilimde
Gölgem bile bana müsaade ediyor
Serin ve kısmen ıslak bir İstanbul akşamında
Tıkırtılı ve seri adımlı ayak sesleri var kulağımda
Bir aciliyet, bir telaş ve bir şeylere yetişebilmek kaygısı
Ve her bir dimağda bunun normal olduğu algısı
Kar ve zarar, suç ve ceza, iyi ve kötünün tam ortasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!