İşte geldik gidiyoruz
gamımız cihana kalsın
dikenini has bahçenin
geriye kalanlar sorsun
Hayyam şarabından içtik
cennet-i aladan geçtik
...
takdire şayan yürüyüşlerdi/
içimdeki kıpırtı/
kimsesiz
gülüşlerdi/
ahşap kapı/günlerce kilit/
Söndürmeyelim
İçimizdeki ateşi
Umutlar küllenmesin
Köz olalım
Yarınlara
El verelim insana
Önünden geçip gittiğin sokaklardayım
pencerede krizantemler
kiremit renginde damlardan
kara su damlıyor
üzerime
yağmur yağarken günü kurutabilir misin
vakti zamanında
dağ
dağı sevmiş de
dağın haberi yok
bir başka sevda onunkisi
mütevazı
Dostlar
Günlerin kavgasına karıştırmayın beni
Ben vakitleri severim vakitsiz
Bugün yağmurlu geçiyorsa Pazartesi
Başımda sallanacaktır
Keyfince Salı
Sevmiştim
Maviydi gözleri
Bir zamanlar ben de sevmiştim
Aşık olmadan
Güneş doğarken sarıya çalıyordu yüzü
Akşama doğru kumrala
Gülüşün öyle karşı konulmaz bir hikayedir
zincire vurulur içimde sabahlar
bir sevda
gidişin...
üzerine kül serpilmiş eski isyanlar
karşısına doğrulur
Kül Gurusu
Bugünden tezi yok
toprak renginde yollara düşeceğim
tepe taklak
ve kimsesiz şehirler
Ben de öğrencisiydim
Hayatın
Yıllar öncesinden
Öğrendim kimsenin öğrenmediklerini
Öğrenmek istemediklerini
Mesela




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!