İstanbul bir mahşerdir,
Yedi katı, üç sıratı ve iki tarafıyla.
İki kıtanın sevgilisidir İstanbul.
Sabahlarla akşamların, doğuyla batınındır,
Ve yaşayanlarındır İstanbul.
Yanık aşkları ve eski dostları vardır bu kentin.
Güneş ve ay ışığıyla yıkanır sokakları.
Vapurlarının bacalarında,
Gördüğümüz güzel kızlara dair platonik aşklar tüter.
Boğaza karşı rakı kadehinde görülür,
Tekneye çekilen balıkların pırıltısı.
Arnavut kaldırımlarında oynayan çocukları,
Aşkın yüreğinden tutularak yürünen sahil yolları,
Boğaz kıyısında ayaküstü atıştırılan,
Dost sohbetleri vardır bu kentin.
Yürürken İstiklâl Caddesinde,
Ayak seslerin tanışır kalabalıklarla.
İnsanlar bu kente hayaller yığar,
Ümitler sığdırırlar.
Sokaklarında insan seli;
İşportacıların bağırışları, kadınların parfüm kokusuna,
Memurların geçim derdi, pahalı bir eksoz dumanına,
İşçilerin alın teri, boğazın dalgalarına,
Sokak çocuklarının aç ve üşümüş yürekleri,
Zoraki fahişelerin özlemlerine karışır bu kentte.
Ve bu kente yakışır büyük yalnızlıklar.
Hüküm giydirilmeye çalışılır yalnızlığa;
Susuz ve katıksız aşkların ardından,
Çıkarcı ve arkadan hançerleyen dostlukların,
Kendine mecburiyetin dayanılmaz kasfetinden sonra.
Sonra güneş batarken mistik bir dans başlar,
Süleymaniye'nin ve Ayasofya'nın avlularında.
Tanrı'nın bu güzel şehrinde,
Sokak lambalarına emanet edilen,
Bir akşam daha başlar bu kentte.
(Aydın, 19/04/2006)
Özcan GüvençKayıt Tarihi : 19.4.2006 19:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!