Zemheriye inat, açan kardelen gibi boynu bükülse efkârımın.
Uzak iklimlerden gelen hüzün yüklü kervanların,
Yolunu kesse eşkiyalar.
Kılıçtan geçirseler yokluğu, boynu vurulsa yetimliğin.
Bir yuvadan tüten duman gibi...
Önüne serseler özgürlüğü ve huzuru.
Gidenler geri gelse
Cocukların annesi, babası, ekmeği, aşı ve sıcak yuvası.
Issız bir adada sustursalar zalimleri.
Buket olup, sunsak sevda yüklü bir bahar dalını.
Ve boynu bükülse efkârımın Nisanın binbir renkli lalesi gibi.
Tebessüm kondursam buklelerine.
Zeytin karası gözlere umut olsak Gazze'de.
Her çocuğun yüzünde şafak sökse artık.
Unutmayı öğretsem her yüreğe.
Acıyı, kanı, ölümü, açlığı silsem alfabelerinden.
Zulüm olmayan bir yazıyla yeniden yazılsa kaderleri.
Boynu bükülse efkârımın.
Halit amcam gelse yeniden,
Öpse Rim'in gözlerinden.
Kulağına değil, yüreğine taksa o tek kalmış küpesini.
Ölümü öldürenlerden öğrensek,
Cennete giden yolu...
Boynu bükülse efkârımın.
Aksa'dan yükselen ezan sesinde,
Bir çocuk neşesinde,
Zeytin ağacının gölgesinde,
öpsek özgürlüğün gölgesinden
Ve boynu bükülse efkârımın.
Saime Fındıkçı
Saime FındıkçıKayıt Tarihi : 15.09.2026 08:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!