Boş Kaldırım Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
5242

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Boş Kaldırım

Suskunluğu, seçer zaman,
Kaldırımdan, göçer zaman,
Eleklerden, geçer zaman,
Dert ekerken, biçer zaman.
Kuş mu sustu, vaktim mi der?
Bilinmez ki, nasıl keder!
*
Gülen gözüm, korkulanır,
Perde çekip, bulutlanır,
Kirpiklerim, pek ıslanır,
Kaldırımda, kuş saklanır.
Nicedir, hiç çarpmaz yürek,
Zaman eler, ince elek...
*
Dün sabahki, boşluk derin,
Seni alan, yeldir serin,
Yok ellerin, yok gözlerin,
Kayboldu iz, soldu yerin!
Senden kalan, ıssız meydan;
Sığındığım, yüce zaman!
*
Kaldırımın, kuşu susar,
Soğuk taşta, keder kusar,
Zaman mıdır, kuran hisar,
Yoksa ömrü, kendi kısar?
Bilinmez hiç, kimin suçu,
Üşür durur, kanat ucu!
*
Sevinçleri, korku büker,
Üstümüze, perde çeker,
İnce elek, hüzün döker,
Kirpiklere, çiğler çöker.
Kalbim durgun, vurmaz kanat,
Neyi aldı, zalim hayat...
*
Sabah vakti, gördüm izi,
Zaman silmiş, gölgemizi,
Bakışını, sesimizi,
Bırakmış tek, kalbimizi!
Şimdi yalnız, senden kalan;
Kaldırımda, esen yalan!
*
Taş üstünde, ürkek serçe,
Suskunluğu, dizsin lehçe,
Öğretti mi, zalim pençe,
Yoksa kader, böyle bence?
Bilinmez ki, kimden dersin,
Hangi elek, bunu versin!
*
Tebessümü, örtsün hüzün,
Perdelensin, solgun yüzün,
Elendi hep, tozu düzün,
Islandı bak, ucu sözün.
Çarpmaz oldu, yorgun sine,
Zaman alıp, gider yine...
*
Seher vakti, bomboş sokak,
Seni almış, yollar uzak,
Ne el kalmış, ne bir durak,
Bir tek beni, burda bırak!
Senden kalan, sessiz kafes;
Sığındığım, kırık nefes!
*
Kaldırımda, titrer kanat,
Suskunluğu, dokur hayat,
Zaman mıdır, böyle kat kat,
Öğretiyor, bize bizzat?
Bilinmez hiç, sırrı derin,
Hangi elek, süzer serin!
*
Korku örter, şen bakışı,
Perde çeker, ömrün kışı,
Kirpiklerin, yaş akışı,
Durdu kalbin, çırpınışı.
Zaman neler, aldı gitti,
Kaldırımda, neşe bitti...
*
Dün fark ettim, boşluğunu,
Almış senin, soluğunu,
Gözlerini, yokluğunu,
Bırakmış kuş, soğuğunu!
Senden kalan, derin sükut;
Kaybolduğum, siyah bulut!
*
Yerde keder, gökte duman,
Suskunluğu, eler zaman,
Kuş mu bilir, nedir ferman,
Vakit midir, böyle yaman?
Bilinmez ki, kimdir usta,
Kaldırımın, kuşu yasta!
*
Korkularla, soldu gözüm,
Perdelendi, eski sözüm,
İnce elek, versin çözüm,
Kirpiğimden, ağlar güzüm.
Kalbim vurmaz, nicedir taş,
Zaman alıp, gider yavaş...
*
Sabah erken, baktım yana,
Zaman kıymış, canım sana,
El değmiyor, artık cana,
Unutulmak, düştü bana!
Senden kalan, boş kaldırım;
Sessizliğe, sığınırım!
*
Kaldırımda, sekerken kuş,
Zaman ile, suskun olmuş,
İnsan mıdır, derde dolmuş,
Vakit midir, rengi solmuş?
Bilinmez ki, neden öyle,
Kaldırımın, kuşu söyle!
*
Bakışları, korku dağlar,
Perde inip, kara bağlar,
Kirpiklerim, sessiz ağlar,
Kalbim durmuş, geçer çağlar.
Zaman aldı, her ne varsa,
Kaldırımı, gölge sarsa...
*
Dün sabahki, acı gerçek,
Seni almış, zalim felek,
Gözlerini, süzmüş elek,
Unutulmuş, burda yürek!
Senden kalan, derin boşluk;
Sığındığım, bu suskunluk!
*
Suskunluğa, ruh bilenir,
Kaldırımda, kuş elenir,
Zaman ile, dert eklenir,
Öğreten kim, ne beklenir?
Bilinmez hiç, bu bilmece,
İnce elek, süzer gece!
*
Gülen yüzü, korku bürür,
Perde çekip, gölge yürür,
Kirpiklerim, yaş götürür,
Kalbim vurmaz, içten çürür.
Zaman neler, aldı benden,
Kaldırımda, esen yelden...
*
Dün anladım, göçtüğünü,
Zaman almış, gördüğünü,
Gözlerinde, ömrün günü,
Unutmuş tek, bu sürgünü!
Senden kalan, soğuk taşlar;
Sessizlikle, zaman başlar!
*
Kaldırımın, taş yakası,
Suskunluğun, ilk halkası,
Zaman mıdır, dert ustası,
Kuşun mudur, bu tasası?
Bilinmez ki, kimden kalan,
Eleklerden, süzülür an!
*
Bakışımı, örtsün perde,
Korku gezer, her bir yerde,
Kirpiklerim, düştü derde,
Kalbim vurmaz, hani nerde.
Zaman aldı, ne çok şeyi,
Kaldırımdan, son neşeyi...
*
Dün sabahki, derin yara,
Seni almış, bahtı kara,
Gözlerin yok, düştüm dara,
Bırakmış tek, bu diyara!
Senden kalan, koca zaman;
Sessizliğin, bana liman!
*
Suskunluğu, süzmüş elek,
Kaldırımda, yorgun bilek,
Zaman mıdır, çarkı felek,
Öğretiyor, ürkek yürek?
Bilinmez ki, kimin sesi,
Kaldırımın, kuş kafesi!
*
Gülen gözü, korku yakar,
Perde çekip, hüzün bakar,
Kirpiklerden, yaşlar akar,
Kalbim vurmaz, canı sıkar.
Zaman almış, götürüyor,
Her ne varsa, bitiriyor...
*
Dün sabahki, solgun yüzü,
Zaman almış, iki gözü,
Ellerinin, sıcak sözü,
Unutmuş tek, sönmüş közü!
Senden kalan, ıssız sokak;
Sessizliğin, tek sığınak!
*
Kaldırımda, kuş dolaşır,
Suskunluğa, tez ulaşır,
Zaman mıdır, sır bulaşır,
Öğretirken, hüzün taşır?
Bilinmez hiç, nedir gerçek,
Yılları hep, süzer elek!
*
Bakışları, örtmüş tasa,
Perde çekip, kalbe yasa,
Kirpiklerin, suya bassa,
Kalbim vurmaz, batmış pasa.
Zaman sildi, bütün izi,
Yanında hep, taşır bizi...
*
Dün sabahki, boş kaldırım,
Seni almış, hep yıllarım,
Gözlerin yok, kırık varım,
Unutulmuş, kanatlarım!
Senden kalan, ıssız hüsran;
Sığındığım, bunca zaman!

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 6.10.2026 12:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!