O’na kadınım diyebilmek istiyorum. Öyle sıradan, lâf olsun der gibi değil, yarım ağız hiç değil.. Dolu dolu, hem de yüreğimin derinlerinden kopup gelen bir ses ve akciğerlerimin en ücra köşelerinden yükselen bir nefesle.
Kadınım derken sevgimin yüceliği anlaşılmalı. Öyle bir kadınım dedirtmeli ki, sesimdeki titreyişten onun da içi bir hoş olmalı. Bir yerlerime.., Meselâ, beynime kök salmalı.., O’ndan başkasını düşünmemeliyim. Gözümün elifine kök salmalı, O’ndan başkasını görmemeliyim. Gönlüme kök salmalı, O’ndan başka kimseler gelip yerleşememeli.
Kadınım, hayatımın kalan demlerinde yanımda olmalı.., Akşam güneşini omzuma yaslanıp uğurlamalı, günü noktalarken dinlediğimiz müziğe eşlik edip şakımalı.
Narin parmaklı mahir elleri ellerimde olmalı. Kalbimi saçının her teline ayrı ayrı bağlamalıyım. Hiçbir lodos, hiçbir poyraz ve fırtına, sevgimize demir taratmamalı.
Her zaman O’nun için özenmeli, O’nu özlemeli ve özlenmeliyim. Sırasında bir türküyü O’nun için yakmalıyım. Bazen acılı bir arabesk mırıldanıp hüzünlenmeli, kimi kıvrak müziğin oynak nağmeleri ile coşmalı, istediğimizde klâsik müzik deryasına dalmalıyız.
Kadınımla her canlıya, her objeye daha sevecen bakmalıyız. Ormanın yeşili, göğün mavisi, denizin laciverti ve Fenerbahçe’nin sarı-laciverti daha berrak daha billur olmalı.
Yaşamdan hiç olmayan kadar haz almalı, bugüne dek yaşamadığımız kadar mutlu olmalıyız.
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim