Birazdan şehrin üstüne ağır bir akşam çökecek;
vitrinlerde solgun ışıklar, ıslak kaldırımlar
ve sen, hangi sokağın köşesinde
hangi yağmurun altında kalırsan kal,
birden durup göğe bakacaksın.
Belki bir tren geçiyor olacak uzaktan,
camlarında sarı ışıklar;
içinde kim bilir kaç yarım hikâye...
Benim içimdeyse
sana söyleyemediğim o eski cümle
hâlâ bütün harfleriyle ayakta.
Sen bilmiyorsun;
bazı kadınlar bir erkeğin hayatına
gülüşleriyle değil,
geceleri değiştirme biçimleriyle girer.
Bir şehrin bütün ışıkları yanarken
insan yine de karanlıkta kalabilir;
senin yokluğun biraz böyleydi.
Ama şimdi
başka bir mevsim yaklaşıyor.
Dalların ucunda belli belirsiz
yeşile çalan bir şey var;
sanki dünya,
bunca ölümden sonra
yeniden bir ihtimali deniyor.
Ve ben
seni hâlâ bir ihtimal gibi taşıyorum içimde;
ne vazgeçiş kadar kesin,
ne kavuşmak kadar kolay.
Adını koyamadığım,
fakat her gece biraz daha büyüyen
o tehlikeli yakınlıkla.
Bir gün karşılaşacağız belki;
bir vapur iskelesinde,
bir yağmur sonrasında,
kalabalığın içinde ansızın...
Gözlerin gözlerime değecek
ve bütün şehir
bir saniyeliğine susacak.
Ben yine bir şey söylemeyeceğim.
Sen de belki hiçbir şey anlamayacaksın.
Ama bazı bakışlar vardır;
insanın bütün geçmişini değil,
geleceğini ele verir.
İşte o zaman
sana doğru yürümeyeceğim hemen.
Biraz bekleyeceğim.
Çünkü yıllardır içimde büyüttüğüm bu aşk,
birden söylenirse
kendi ağırlığından kırılabilir.
Yalnızca sana bakacağım,
uzun uzun;
sanki ilk defa değil,
sanki çok eski bir yerden
yeniden bulmuşum seni.
Ve gece inerken
şehir yine gürültüsüne dönecek.
Arabalar geçecek, ışıklar yanacak,
insanlar birbirine yetişmeye çalışacak.
Biz ise
iki yabancı gibi
aynı yağmurun altında kalacağız.
Belki aşk dediğimiz şey
tam da o anda başlayacak.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 5.10.2026 20:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!