Bilsem ki o son gidişin koca bir veda,
Bir daha dönüşü olmayan, kapkara bir sürgünmüş...
Ayaklarına kapanır, o yolları kendi ellerimle kazar da bırakmazdım seni.
O kapının eşiğine gömerdim kendimi, bir adım daha atma diye;
Göğsümü siper ederdim zamanın o acımasız, o soğuk çarklarına.
Bilsem ki ardından böyle yerle yeksan olacak bu şehir,
Ve ben bu enkazın altında böyle nefessiz, böyle kimsesiz kalacağım...
O gururu ayaklar altına alır, sana o son sözleri söyler miydim hiç?
Susardım... Gözlerinin içine baka baka bin yıl susardım da,
O sessizliğin içinde, seninle beraber sonsuza dek hapsolmayı seçerdim.
Bilsem ki hasretin omuzlarıma bu kadar ağır çökecek,
Geceler boyu yastığıma düşen her yaşta biraz daha eksileceğim;
Ne o sevdaya meylederdi bu akılsız başım,
Ne de adını dua gibi ezber ederdi bu çilekeş dilim.
Kendimi o ilk yangında yakar, bu koru göğsümde büyütmezdim.
Ama insan bilmezmiş meğer...
Yanmadan ateşin yaktığını,
Kaybetmeden o canın, bedenden nasıl acımasızca söküldüğünü bilmezmiş.
Şimdi bilsem ki bir gözyaşımla, tek bir duamla döneceksin geri;
Gözpınarlarım kuruyana kadar ağlar, canım çıkana kadar yalvarırım sana...
Ama nafile; giden çoktan gitmiş, kilitler çoktan vurulmuş,
Ve ben bu ahir ömrümde, bu bilmezliğin içinde çoktan ziyan olmuşum.
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 17:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!