İster küfürlerle anımsa, ister hatıralarla yaz beni. Bir şekilde sineceğim gece yarıları koynuna. Yanında yatan adamdan habersiz, yüreğini ürperteceğim. Birlikte saçmaladığımız zamanlarla birlikte, sızacağım rüyalarına. Özleyeceksin.
İster sev beni, ister sevme. Bir şekilde gözyaşların elveda derken gözlerine, yanaklarına süzülen damlalarda olacak gülüşlerim, öpüşlerim. Ve sen, sessizce hıçkıracaksın, güçsüz kadın. Haline bak! beni terk-edecek kadar güçlü, ama özleyecek kadar da güçsüz. Hep yanımda kalsaydın, bir aşk daha yaratırdım senin için.
İster sevgilinleyken, ister tek başına, bir şekilde yanında isteyeceksin beni. Nefesin ben kokacak buram buram, teninde tenimin kokusu. Öleceksin. Ölmeyi dileyeceksin. Pişmanlık nedir bilir misin? Öğreneceksin.
İster inan, ister inanma. Seni sevemez benim kadar kimse, sor bir annene, sevmiş mi ben gibi? Ben ki,bi zamanlar sana aşık adam. Senden nefret ettiğim zamanların asla gelmeyeceğini düşünürdüm, geldi-çattı.
İster şimdi, ister yıllar sonra. Hafızanı darmadağın edeceğim. Tüm hücrelerin beni haykıracak, koynuna sinen onca erkeğe rağmen, içine sineceğim. Senin kalbini en iyi ben tanırım, sevdiğin yemekleri en iyi ben yaparım.
İster özlemle, ister pişmanlıkla, anılarımızın tecavüzüne uğrayacak zihnin. Kavgalarımız kadar haşin, sarılmalarımız kadar sessiz olacak. Canın yanacak, ağlayacaksın.
İster hatırla, ister hatırlama. En güçsüz zamanlarını gördüm, en iğrenç olduğun vakitler yanındaydım. Gözyaşlarına tanık oldum, kahkahalarını dinledim. Acizliklerinle tanıştım, kimsesizleşmiş yüzünü gördüm. Kimsenin gidemediği yerlerine gittim ruhunun.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta