Ben şimdi bir zeytin ağacının altında,
Ömrümün bilmem kaçıncı baharında,
Oturmuş öylesine kız kulesini izliyorum.
Bilmediğim bir şehrin bilmediğim insanlarıyla.
Her biri farklı yüzlerle
Belki farklı umutlar, mutluluklar...
Ama aynı can sıkıntısıyla
Öylesine tıkışıp trenlere,
Dolaşıp duruyorlar
Bakmadan bir çift insan gözüne...
Herkesten kaçıp kimseye sığınmayarak
Kalıyorlar ıssız, derin kendileriyle.
Büyük kaygıları olan o büyük şehirlerde.
Ben, zeytin ağacı, kız kulesi ve simitçi abi...
Beslediğim güvercin ve serçeler...
Hepsini gözünden tanırım.
Onlar beni bu şiirle yüreğimden bilir.
Çocuklar mutlu, gökyüzü mavi, babalar düşünceli...
Genç aşıklar deli, deniz mavi, sokaklar tehlikeli...
Turistler mutlu, ağaçlar yeşil, halk kölesine misafirperver...
Çocuk işçiler ölesine çalışkan...
Ben onları tebessümlerinden bilirim,
Onlar beni kendilerinden bilir.
Doğan bebeğin kulağına okunan ezandan,
Ölen insan için okunan selâya...
Taziye evleri, gelin evleri, ceza evleri...
Huzur evleri, genel evler, bakım evleri...
Ne çok eve sahip ne çok kimsesiziz.
Bir ezandan bir ezanaymış ömür;
Bir gelmiş, bir geçmişiz...
Yağmur Kaplan
Kayıt Tarihi : 11.09.2026 01:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Genç aşıklar deli, deniz mavi, sokaklar tehlikeli...
Turistler mutlu, ağaçlar yeşil, halk kölesine misafirperver...
Çocuk işçiler ölesine çalışkan...
Ben onları tebessümlerinden bilirim,
Ne güzel demişsiniz
dilinize sağlık
beğeni ile okudum
Tebrik ederim.
TÜM YORUMLAR (2)