26 Eski bir çocuktu Seyfettin Başılar
Seyfettin Başçıllar’ı, ilkin 1950’yi yıllarda Pazar Postası’ndaki bir şiirinden tanıdım, sevdim. Sonra hemşerim olduğunu öğrendim. Sevincim iki kat oldu. Daha sonra tanıştık, bir Kat daha büyüdü mutluluğum. Gerçekten şiirinin adamıydı. Sessiz, sakin, büyüklüğünün ayırımında olan ama bununla asla böbürlenmeyen güzel insandı.
Ülkü Tamer, Onat Kutlar, Uğur Cankoçak, Atılay Arsan, Cevat Özer vb’dan oluşan grubumuza katılarak o da buluşmaya başladı zaman zaman bizimle.
Kilis’te oturuyordu. Bizi kentine çağırdı bir gün. Sekiz on kişi, topluca gittik. Birlikte yedik, içtik söyleştik. Geceyi evinde geçirdik. Yere serilmiş döşeklerin üstünde boğuştuk, çocuklaştık. Yaramazlıklar yaptık.
O hepimizden olgun yaştaydı. Biz yaramazlık yaparken o sanki bizim ağabeyimiz, babamızmış gibi, dudaklarının kıyısında tatlı bir gülümseme, sevecen bakışlarıyla bizi izliyordu.
İyi bir gözlemcinin gözünden kaçmazdı onun da bizim gibi çocuklaşmak istediği... Bizim gibi boğuşmak istediği... Ama o kadar çok çektirmişti ki yaşam, unutturmuştu ona yaşayamadığı çocukluğunu bir daha yaşamayı.
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta