Ağlasa Derd-i Derûnum Çeşm-i Giryânım Sana

Avni (Fatih Sultan Mehmed)
6

ŞİİR


36

TAKİPÇİ

Ağlasa Derd-i Derûnum Çeşm-i Giryânım Sana

Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana

(Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu.

Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
Mûr hâlin nice arz ede Süleyman'ım sana

Sen güzellik tahtında (oturuyorsun) : bense yolunun toprağında pâymâl (ayaklar altında) kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman'ım, sana bir karınca (denli âciz olan) durumumu nasıl arz edeyim? ' Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiği için şair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiştir.'

Şem'i gör kim meclisinde ağlayıp başdan çıkar
Hoş yanar yıkılır ey şem'-i şebistânım sana

Muma da bak! Senin (bulunduğun) meclisinde ağlayıp baştan çıkmakta. Ey odamı aydınlatan! O mum senin için ne de hoş yanıp yıkılıyor. 'Mum yanarken, baştaki fitilin kenarlarından ağlıyormuş gibi akar. Şair buna gıpta ediyor ve onu sevgilinin aşkı ile baştan çıkmış veya o uğurda başını vermiş olarak gösteriyor.'

Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana

Ey ay gibi parlayan sevgilim! Benin sana karşı, aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum, (doğrusu) gün gibi âşikârdır.

Dün rakîbin cevrini men' eyledin ben hastadan
Eyledi te'sir gûyâ âh u efgânım sana

Dün rakiplerimin, aşkının hastası olan bana yaptıkları eziyetleri meneyledin. Galiba âh ve feryatlarım sana tesir etmiş!

Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana

Dostum! Anlaşılan o ki (bağrımdaki) ayrılık yarasının şerh etmek mümkün görünmüyor. (Bari) açık duran şu yakam, (aşkından dolayı) göğsümdeki (şerha şerha olmuş) yarıkları sana göstersin (de insafa gel!)

Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî'nin harâb
Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana

(Sevgilim!) Eziyetlerinle Avnî'nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz (gibi coşkun gözlerim) , sana inciler; bu maden ocağı (gibi gönlüm) de mücevherler sunar.

Avni (Fatih Sultan Mehmed)
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sondraktaki Şaşkınyolcu
    Sondraktaki Şaşkınyolcu

    Şanlı ecdadımız keşke Osmanlı dili yerine gerçek Türkçeyi konuşsalardı bizde gerçek Türkçe ile eğitim alıp ecdadımızın eserlerini rahatlıkla okuyabiliseydik ,
    Allah Rahmet etsin mekanları cennet olsun ...

    Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
    Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana

  • Engin Efe
    Engin Efe

    Ne acıdır ki; harf inkılâbıyla bir gecede cahil bırakılan Bu halk , Şanlı ecdadın bu Nadide edebiyatını nasıl okuyup anlasın Öyle değil mi

  • İlhami Demirkoparan
    İlhami Demirkoparan

    Dedelerimizin yazdığı şiirleri ancak tercümeyle anlıyoruz. Belki ingilizce olsa daha çok anlayacak insan olacak. Ne acı değilmi. Mekanı cennet olsun Yüce Sultanın

  • Doğan Gün
    Doğan Gün

    Peygamberimizin övgü dolu sözlerine nail olmuş kutlu kişi...
    Ruhu şad olsun.

  • Dilek Çimen
    Dilek Çimen

    www.dilegim_cimen@hotmail.com

  • Ayşe Hazan Aydın
    Ayşe Hazan Aydın

    Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana

    Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana
    Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana

    (Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu.

    Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl
    Mûr hâlin nice arz ede Süleyman'ım sana

    Sen güzellik tahtında (oturuyorsun): bense yolunun toprağında pâymâl (ayaklar altında) kalmışım. Hâl bu iken a Süleyman'ım, sana bir karınca (denli âciz olan) durumumu nasıl arz edeyim? ' Divân edebiyatında Süleyman ihtişâmı; karınca da acziyet ve zayıflığı temsil ettiği için şair de kendini karınca; sevgilisini Süleyman olarak nitelendirmiştir.'

    Şem'i gör kim meclisinde ağlayıp başdan çıkar
    Hoş yanar yıkılır ey şem'-i şebistânım sana

    Muma da bak! Senin (bulunduğun) meclisinde ağlayıp baştan çıkmakta. Ey odamı aydınlatan! O mum senin için ne de hoş yanıp yıkılıyor. 'Mum yanarken, baştaki fitilin kenarlarından ağlıyormuş gibi akar. Şair buna gıpta ediyor ve onu sevgilinin aşkı ile baştan çıkmış veya o uğurda başını vermiş olarak gösteriyor.'

    Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben
    Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana

    Ey ay gibi parlayan sevgilim! Benin sana karşı, aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum, (doğrusu) gün gibi âşikârdır.

    Dün rakîbin cevrini men' eyledin ben hastadan
    Eyledi te'sir gûyâ âh u efgânım sana

    Dün rakiplerimin, aşkının hastası olan bana yaptıkları eziyetleri meneyledin. Galiba âh ve feryatlarım sana tesir etmiş!

    Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
    Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana

    Dostum! Anlaşılan o ki (bağrımdaki) ayrılık yarasının şerh etmek mümkün görünmüyor. (Bari) açık duran şu yakam, (aşkından dolayı) göğsümdeki (şerha şerha olmuş) yarıkları sana göstersin (de insafa gel!)

    Eyleme gönlün gözün cevr ile Avnî'nin harâb
    Dürr ü gevherler verir bu bahr ile kânım sana

    (Sevgilim!) Eziyetlerinle Avnî'nin gözlerini ve gönlünü harap etme! Zira bu deniz (gibi coşkun gözlerim) , sana inciler; bu maden ocağı (gibi gönlüm) de mücevherler sunar.

    Avnî (Fatih Sultan Mehmet)

  • Haluk Badıllı
    Haluk Badıllı

    YARE HİSSİYATIN, NEZAHAT DUYGUSUYLA ÇERÇEVELENİŞİ VE BU MÜKEMMEL MISRALAR.


  • Tahtına Dargın Padişah
    Tahtına Dargın Padişah

    UFUKLARIN SULTANI....

  • Mehmet Ali Terken
    Mehmet Ali Terken

    ECDADIMIZ GÖNÜLLERİ DE FETHETMİŞ...NÛR İÇİNDE YATSIN...

  • Hasan Tan
    Hasan Tan

    Zahm-ı hicrân şerhi çün mümkün değildir dostum
    Sîne-çâkinden haber versin girîbânım sana


    Ne mümkün be Koca Fatih, namümkün!

TÜM YORUMLAR (30)