Şimdi eski bir düş,
Çocukluğumdaki hayallerim.
Ne kaldı sonbahara, ne kaldı?
Titreyerek buruşacak ellerim.
Ne kadar da değiştim,
Tebessümüm bile kırık dökük.
Tek tek can verdi,
Umutlarımın boynu bükük.
Bir sarmalın içinde kavga,
Gelip geçiyor bir iki…
Bu öykünün sonu:
Kapkara bir sessizlik, elbette ki.
Renklerim kışa döndü,
Sığ duyguların içinde.
Mazimi içime gömdüm,
Ölümle kapanacak beyaz perde.
Beni en çok sensizlik yordu,
Konuşmayan duvarlarla baş başayım.
Adımı bile unuttu bu şehir,
Bir pencereden bakar gibi sustu namazgâhım.
Ne yalan söyleyeyim, özledim seni,
Bir zamanlar kalbim olan o beni.
Şimdi bak, kalabalıklar içinden,
Duyamadan geçiyorum kendi sesimi.
Ve perde kapanırken usulca,
Gözümde bir gölge, dilimde dua…
Bu hayat rolüm burada bitiyor, alkışsız,
Çekiliyorum sonsuz istirahatgâhıma.
📍Şair Notu: Bazen sahne ışıkları sönmeden önce içimizdeki bütün roller tamamlanır.
Kimimiz alkış bekler, kimimiz yalnızca anlaşılmayı… Bu şiir, ne sadece bir veda ne de bir ağıt; biraz çocukluk, biraz sessizlik, biraz da son sahnede yere düşen maskenin sesi. Okur dostum, belki sen de bir gün bu “beyaz perde”nin önünde kendi hayatından bir kesit bulursun diye, bu satırları sana yazdım.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•İnsanı en çok yoran şey; duvarların değil, sessizliğin konuşmasıdır.
•Yaşamak, bazen bir rolü anlamadan oynamaktır.
•Her kayıp, ruhun beyaz perdesinde bir gölge bırakır.
•Hayat, sahneye çıkmadan önce prova yapmadığımız bir oyundur.
•Hatıralar, kalbin hiç kapanmayan yaralarıdır.”
20 Kasım 2018 / Salı / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 15:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Geçen zaman, hayallerin kırık dökük hatıralara dönüştüğü bir beyaz perde gibi düşer üzerime."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!