Benliğim;
Orada mısın? İşitiyor musun beni? Selam diye başlardım eskiden söylemlere, hoşcakal diye bitirebilmek için.Yabanıl bir ruh’um ben, ökseye yakalanmış bir serçe bazen.Yalan sevişlerden arta kalan bir yaşam tükettiği bedenin.Elbet gidecek ve özleyecek ruh bedeni.Sen sevişmeyi bilir misin? Bedenimi kovalayan bir başka beden gözlerimi hep takipte.Kır çiçeği toplamaya gidiyorum, özlemişim gözlerimi, yarı ağlar bir tebessümle geçiyor zaman.
Hoşcakal;
Yeni bir beden arıyor yürek.Tuzak bir zaman tüketildiğinde ne kalır ki elde başka? Bir sigara dumanı gördüm bu gün ağlıyordu,incinmişti.Tükendim.Bedensiz bir kelebekle dolaşıyorum gezegeni,belirsizlikten sonsuzluğa bir yükseliş mi yaşam? Hatırlıyorum da ağlayabilirdim eskiden, gülebildiğim gibi tıpkı.Ne oluda unuttum hayır,hayır beceremedim yaşamayı? Belirsiz bir tebessüm artık yaşam,kekeme bir bedenle tırmandığım bir dağ.Hoşcakal.
Ayrılıyoruz;
Telefonum çalıyor, bir güvercini dinliyorum ahizede kulağım.Uçmayı unutmuş.İnansam mı?
Geliyor musun?
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




şu ana kadar okuduğum düz yazılar da kaybolamadım bir türlü başka bir diyara...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta