GARİP Mİ KALACAKTI
Garip mi kalacaktı, Hak davası yerlerde?
Elest'te vadettiğim, verdiğim sözüm nerede?
Mademki lazım oldu, Hak'tan kalmam geride.
Bîata uzatılan iki küçük el benim.
Bir yüzde tebessüm, bir gözde yaş olmakmış.
Hizmet hep bir diyarda, yalnız, garip kalmakmış.
Davaya el denince, tüm eller kanat açmış.
Çırpınan kanatlarda, iki tane tüy benim.
“Kime Emanet”lerle büyüttüm ben sevdamı.
Yıllarca bavullara sığdırdım ben dünyamı.
Dikenlerle dikmişim kanayan her yaramı.
Allah'ın vadettiği, davadaki gam benim.
İnhiraflar gördüm de, sükût şahidim oldu.
Hukuk Kerbelâsı'nda, her yanım Yezid doldu.
Zalim itaatine Haccac'dan bir taç buldu.
Nâhakkın günahına kesilen kurban benim.
Sanma ki görmüyorum, kör olmadı gözlerim.
İster ayet, ister sünnet, hüccetlidir sözlerim.
Mademki felah Hak'ta, ben de bunu söylerim.
Hallac'ın idamına sebep olan Hak benim.
Okuyup hizmeti had'dan, edersin başka amel.
Bir gün haddim değil de, öbür gün yorumla gel.
Ekin gibi eğil sen, değirmenine geldikçe yel.
Çarkına sokulacak, belalı çomak benim.
Değil mi ki mahşerde, hesapta yalnızlık var?
Değil mi, kuldan değil, Hak'tan korku bana yar.
İtaat nasıl kurtarır, Rab demiş ya, aklın var.
Allah'ın yeter dediği mizana şahit benim.
Şeytana dost edersin, temennam eksik olsa.
Hizmetten yol verirsin, vazife sana kalsa.
Dava doğruluk davası, aksın kan akacaksa.
Dava benim, Hizmet benim, kan benim.
İslam'dan zaten uzak, insan değil amelin.
Suizan, yalan dolan, hep takiyye temelin.
Ya tövbe et, Hakk'a gel, masumlardan çek elin.
Ya şeytana uy, kaybet; Nâr'ına bilet benim.
Eğri çizgilerine, cetvel arayıp durma.
Nur düsturlarını, eğip de yere vurma.
Pırlanta okuyarak, kendine felah verme.
Üstad benim, kuvvet benim, nur benim.
Yırtıp ar perdesini, bana yol gösteren zat.
Doydum nasihatine, yükünü var ele sat.
Ne solunda bir vicdan, ne elinde var sanat.
Sana bir meyyit lazım, ben olmam sana hasat.
Bozacından medet al, tüm onlarda kabahat.
Kayıt Tarihi : 8.04.2020 11:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Hallac-ı Mansur'un idamına vesile olan kendi sözleridir ki bunlar kitabına da yazıp müritlerine okuduğu şeylerdi. İbn-ül Esir'in "İSLAM TARİHİ" ne göre Hallac mahkemede vahdet-ül vücutçu olduğunu ve küfür manasına gelen bu sözlerinin şeriata göre dinden çıkmak manasına geldiğini ve de bunun cezasının da idam olduğunu bizzat itiraf edip suçluluğunu kabul etmiş bir zındıktır. Bera-i malumat!
Hayırlı çalışmalar.
TÜM YORUMLAR (1)