İnsanın en büyük korkusu ölüm değildir;
bir gün, hiç yaşamamış gibi unutulmaktır.
Dünya daha adını bilmezken zamanı,
insan ilk kez
külün üzerine ayak izini bıraktı.
Bir mağara duvarında
kızıl bir el yükseldi karanlıktan,
bir geyik sıçradı taşın sessizliğine.
Kemikten bir iğne,
çakmak taşından bir kıvılcım,
ateşin başında toplanan gölgeler...
Sonra
toprağa ilk tohum düştü,
ilk mezarın başına taş kondu.
Kil tabletlere adlar kazındı,
duvarlara kralların gölgeleri işlendi,
taşa dualar,
bronzlara savaşlar,
mermere yüzler bırakıldı.
Çağlar geçti.
Şehirler yükseldi,
şehirler küle döndü.
İmparatorluklar doğdu,
tahtlar devrildi,
diller sustu.
Ama insanın içindeki o eski cümle
hiç değişmedi:
“Ben de buradaydım.”
Bir taşta,
bir türküde,
bir çocuğun belleğinde,
bir dostun yüreğinde...
Çünkü insan,
ölümlü olduğunu bildiği hâlde
sonsuzluğa küçük bir işaret bırakmak ister.
İnsan ölür.
Toprak bedenini alır.
Ama adı
bir başka insanın dilinde kalıyorsa,
bir hatıranın içinde yaşamayı sürdürüyorsa,
henüz bütünüyle gitmiş değildir.
Belki hayat,
doğumla ölüm arasında geçen zaman değil;
ardımızda bıraktığımız
ve bizden sonra da konuşacak
küçük bir izdir.
Ve insan
öldüğü gün değil,
son hatırlandığı gün
ikinci kez ölür.
Çünkü ölüm bedeni susturur;
unutulmak,
insanın dünyadaki son yankısını da söndürür.
İnsanın en büyük korkusu ölüm değildir...
Unutulmaktır.
Muhsin Yener
Muhsin YenerKayıt Tarihi : 7.09.2026 11:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ateşten şehirlere, taştan saraylara, kil tabletlere kazınan adlardan mermere oyulan yüzlere uzandı insan. Krallar doğdu, tahtlar devrildi. Şehirler yükseldi, kül oldu. İmparatorluklar tarihe gömüldü, ama taşta kalan bir el izi binlerce yıl sonra bile “Ben buradaydım” dedi. Muhsin yener




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!