Duvarların arasında sıkışan yaban otları gibiyim.
Laf oyunu değil bendeki,çıkmaz sokaklara serilmiş kaldırım taşları gibiyim.
Emeğe yürüyen karınca,çok değil kararınca,gün ağarınca tan gibiyim.
Mavi sularda silik bir yakamoz,yalnızlığın kayıp şehrinde ben,toz gibiyim.
Limanı olmayan deniz,dümeni olmayan gemi,serseri kurşun gibiyim.
Karartma gecelerinde düş gezginlerini arayan ateş böceği,hüznün mutluluğa döneceği gün gibiyim.
Kısacası,özeti,sevdaların ödenmemiş diyeti,tutulmamış niyeti gibiyim.
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…




Çok güzel sevgili Namık,
hele final bir o kadar daha güzel, tebrikler.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta