Yirmi sene oldu bu kasabada
Elliyi bitirdi Bekçi Mustafa
Yıllarım yükünü vurdu hesaba
Tek iki satırdı Bekçi Mustafa
Resmi elbisesi ona zimmetli
Sorsalar gözünde nasıl kıymetli
Yoktu onun gibi bir kıyafetli
Şehirden getirdi Bekçi Mustafa
Ne gün güzü gördü ne sürdü sefa
Her günü hengâme, her günü cefa
Sanmam ki ömründe belki bir defa
Rahatça oturdu Bekçi Mustafa
Yüreği ezikti, gönlü yaralı
Ne zengin oğluydu, ne de paralı
Yokluk derdi ile aklı karalı
Ne günler geçirdi Bekçi Mustafa
Bugün sabah yine altıda kalkıp
Yorgun elleriyle sigara yakıp
Dökülen saçını aynaya bakıp
Sağ yana yatırdı Bekçi Mustafa
Keskin bir kılıçtı, belki de çakı
Devletten aldığı alnının akı
Ağır gelmiyordu hayatın yükü
Sanki bir katırdı Bekçi Mustafa
Düğüne derneğe davet edilir
Halaya horona durmaz katılır
Cemiyet içinde hayli tutulur
Herkese hatırdı Bekçi Mustafa
Bir ikindi vakti güneş batmadan
Umudu kesildi eşi Fatma’dan
Çor dediler lakin, sarı sıtmadan
Eşini yitirdi Bekçi Mustafa
Kendi bulup yazdı mezar taşını
Sildi gözlerinden akan yaşını
Şu kara toprağa can yoldaşını
Eliyle götürdü Bekçi Mustafa
Bir gün yine böyle kafası esip
Şu yalan dünyada kadere küsüp
Mavzeri dayayıp, tetiğe basıp
Ömrünü bitirdi Bekçi Mustafa
Aydın Ahmet
Kayıt Tarihi : 21.10.2026 12:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!