Sana vurgunum seni gördüğüm o kutsal günden beridir
sevmeyeceksin beni,bir tek bana mahsus presbiyopi gözlerinden belidir,
şimdi ölsem tam zamanı ve yeridir.
Olabilir belki dilimiz sivrî;
Ama başka yollu yok, anlatabilmek için bu devrî.
Olabiliriz muhtemelen fevrî;
Mütevazî avanaktan ederi oluyor,
Bu da bizde vuku eder hederî.
Tüfek icat etmiş deyyus,
Sana begonya çiçeği içinde armağan etmiyor ki.
“Sık sık” cereyan ediyor.
Canı sıkılan, ıkınan tüfek sıkıyor.
Yurdum kıraç topraktır,
umud ekerim her ekin zamanında
umud mahsulüme soyguncu sıçanlar dadandı.
Ziyanı öğütük halkımızla beraber yedik.
Ne başka çaremiz ne yiyecek başka aşımız vardı, bunlar hep ödlek, korkak, pısırık asçımız yoksulluktan.
kefen biçtim sana sarf etiğim lügatlara.
En son şehid düşen cümleydi elveda.
Günberiler gazi,
kelamlar gazap;
bir beyanın harbinde hakka yürümüşler.
Her sabah kabuslara uyandık,
İntihara dayandık,
Yeter artık usandık,
Çözümü sandık, sandık.
Olacak mıyız delikanlı
Yahut eli kanlı
Ben hemhâl olacağım Kürdistanlı
Benim yârim ebemkuşağı fistanlı
Sabahlarımız tanlı
Sıradan konuşmalarda topallıyorum,
Kendime sohbetlerden kelimeler topluyorum,
Reşit olan bedenimde toy, acemi kalan uzvum dilimdir.
Yalnız kalan sokak lambasına, tek başına kalmış papatyanın, geçilmemiş yolun, kulanılmamış arnavut kaldırımın,
üstüne yaşlı amcaların oturulmadığı banka arkadaşlık ediyorum,
Yaz gazeteci yazmış iken
perişan halleri yaz
halkın haklı isyanını yaz
emekçinin geçim derdini yaz
köz olmuş düşleri yaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!