Şu fırat kenarında bir güzel gelin ağlar
Yavrusunu yetirmiş vermiyor kanlı fırat
Gözleri kanla dolmuş ağıt yakıyor gelin
Elinde kara taşı basar bağrına gelin
Kanlısın kanlı fıraf zalımsın zalım fırat
Sevdanın derdidir bağrımı delen
İçimde kıvranır bin ahı gülen
Sensizlik ömrümü her günde bölen
Dert ile derinden iniler sazım
Yel esti mi dağlar dumanla yazım
Gam yüklü sinemde dert eksilmedi
Derdime hemhâl bir cân olmadı
Her mecliste âşina gördüm amma
Hâlimi soracak yâren olmadı
Seher vakti ah ettim gülşen içinde
Aç kapıyı gardiyan dert ateş oldu
Dert vurdukça vurdu ciğer çoş oldu
Kara zindan düşlerle yoldaş oldu
Gör mahkum yüreğim yanar dağ gibi
Aç kapıyı gardiyan ışık gelsin
Geceler üstüme karalar örttü
Hasret ateş oldu sardı gardiyan
Bir selam beklerim yollar kuruttu
Yaramı yeniden deşme gardiyan
Pencerem önünde turnalar geçti
Gardiyan
Karanlık hücreler susturmaz sesi
Zincirler bağlasa gönül nefesi
Dikenler sarmışsa hayat kafesi
Bir gün yine güller açar gardiyan
Mapustayım dört duvar arasında
Yine bahar gelip geçiyor gardiyan
Kaysı ağaçları tomurçoklara durdu
Aylar geçiyor mevsimler bir bir bitiyor
Yolumu gözleyene agliyorum gardiyan
Gardiyan
Dört duvar üstüme çöktü, nefesim daralır
Gece hücremde yankılanır, yüreğim ağlar
Karanlık içinde kaldım, zaman bile donar
Murat diye yanan kalbe ağlarım gardiyan
Garip bitkin yorgun kalbinde yara
Doğarken garip doğmuş bahtı kara
Cebimde bulunmaz üç kuruş para
Dünyada yüzleri gülmez garipler
Dünya bir kuyudur içi karanlık
Felek ok atarken bîçâre cana,
Düşürüp kul etme dert ile hâne,
Mazlumun âhı var çıkar divâne,
Vurma felek vurma, gariptir garip.
Gönlü viran olmuş yoksul kulun ah,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!