Hep sustuklarımız vardı. Konuşmanın suç sayılacağı, hiçbir kalıba sığmayan ölçü tutmaz yaşam diliminde… Aklın estiğini yapmak istediği, düşünceler havuzuna meydan okuyan… İçten içe tükenen bir ömrüm karesine iliştirilmek istenilendi. Sonuçlarının doğuracağı hesaplara kılıflar biçilen. Yaşanılası ve yaşanıldığı ölçüyle tartılan. En çok kendimizden kaçışımızdı istediklerimizi gerçekleştirememiş olmamız. Bu yüzden değil midir? Hep bir yanımızın eksik oluşu ve yüreklerimizin hep olmazlara koşuşu…
Olmaz deme oluyor
Nasıl beden yorgun düşerse
Aşkta öyle yoruluyor
Aşkın yüzüdür ellerine bulaşan
Uykusuz geçip giden gecelerden
Dilimden adını düşürmüyorsa
Şiirlerin de bir bildiği vardır dedim
Bir şiir ol
Veda sahnesiydi gündüzle gecenin ayrışımı
İzledikçe çekimine kapılıp gittiğim
Dilime dolanan sözü hatırla:
“yalnız değiliz, böylesine kalabalıkken iç içe”
Her şeyin yoğrulduğu hayatın içinde…
Solgun çiçekler
Ay kızlarının saçlarında
Güneşe yürü
Isınsın ellerin
Sürmeli gözlerin gamzelerinden gülümserken
Bir şiire takılıp düş
Bir şarkının nakaratını bölüş
Söylenip gel
Ezberini boz yazılanların
Yeniden yazıl
Sıcak mevsim
B/aşka bir dokunuş
Sokuluşunla yaklaş
Yazıl güne geceye
Okunuşunla gel
Gözlerime gel
Böyle sendeyken
İçi gülümseyen
Gözlerinle
Soyun gel
Bana dokun
Bulutlar kıskansın
Yağmur yağsın
Öyle sev
Dudak uçlarında yürü
Sendeyim bir o kadar sensiz
Üşümüş ellerim usulca dokun
Usulca sokul
Dudakların şiir
Gözlerinden okunan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!