Her akşam aynı saatte
perdeyi iki parmak aralardı.
Ne birini beklerdi,
ne de birini uğurlardı.
Yalnız,
akşamın bütün ayak seslerini yutacağı vakti beklerdi.
Yağmur, camın alnına usulca vurdukça
içindeki eski evler yıkılırdı.
Bir çığlık,
yıllar önce gelip yerleşmişti duvarlarına.
O günden beri
aynalar yüzünü değil, yorgunluğunu gösterirdi.
Islak taşlar, gecenin ağırlığını kimseye belli etmeden taşırdı.
Her geçen adım,
eskimiş bir hatıranın kapısını aralardı.
Sokak, sesini içine çekerdi.
Sonra yine o adam geçerdi...
Başını eğmiş,
ceplerinde suskunluk,
omuzlarında görünmeyen bir ömürle...
Kadın bakardı;
ama gözleri adama değil,
arkasında sürüklenen yalnızlığa değerdi.
Perdeyi usulca kapatırdı.
Çünkü bilirdi;
bazı acılar konuşuldukça büyür,
bazıları ise bir pencerenin ardından
ömür boyu nöbet tutardı.
Gece çekilir,
sabah gelir,
kuşlar yeniden konardı tellere.
Ama o kadın,
her akşam aynı saatte
perdeyi yine iki parmak aralardı.
Belki bir gün
yağmur yalnız su olur diye...
Belki bir gün
hiçbir çığlık
bir sokağın hafızasında sabahlamaz diye...
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 9.07.2026 22:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!