Fasl-ı Nedamet
Sordum tüm hesabı aldım karşıma
Mahkum sehpasına koydum kendimi
Eyvahlar olsun topraklar başıma
Dur etmiş şer etmiş kar etmiş beni
Bir derin yaradır durmaz kanıyor,
Burgu burgu delip cana batıyor,
Kırılsın ellerim neye yarıyor ,
Eloğlu belini sardıktan sonra.
Gayrı bu ellere baharlar gelmez,
Arnavut kaldırımlı taş sokaklar
Balkonda senden kalmış güller
Şu örtü, şu divan, tozlu masalar
Sanki ölmüş evin içinde ,hep ölüler
Gittiğin günden beri kapalı o oda
Sabah ile kalktım gün ışığına
Görüverdim yandım dünya işine
Herkes düşüvermişte karın peşine
Yaya kaldım yine, vaylar başıma
Atı alan geçiyor ,geride Üsküdar
Fukaranın cebi delik
Elde yok avucta yok
Bir deri Bir kemik
Karnı aç gözü tok
Devlet kapısı bilmez
Gafil
Nefsim bana kastın mı var
Şeytan diye dostun mu var
Ne bu kahır ne bu kibir
Şeyh oldunda postun mu var?
Bismillah
Kan dökülen eşiklere
Taş sarılan beşiklere
Yanan yüreği deşiklere
Garabet
Ne yana yatsam aklımda hep aynı düş,
O sen misin yoksa gölgen mi , ey Kudüs ?
Hani Kubbetüs Sahra dan uçan kuşlar?
Hani avlunda secdeye varan başlar ?
Hani benim güzel köyüm
Derelerim kömür suyum
Gelinbacım gadan alıyım
Diyen diller susan oldu
Mihnet ettiğinle yollar alınmaz
Demeden gelebilirsen gel beri
Yufka yüreklerle engel aşılmaz
Korkmadan koşabilirsen gel beri
Bu yolların yükü cevri cefadan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!