Es başımızdan Es Salâ
Öldürüldüğümüz yerden
Götürüldüğümüz yerden
Vurulup ta düştüğümüz
Diriyken gömüldüğümüz
Kerbela’lardan Es salâ
Gece karanlık zifir gibi
Bir gölge ürpertti içimi
Kaldırdım vurmaya elimi
Vurma dedi gardaş
Yüzü nasipsiz keseden
Eyvah-ı Eyvah
Avare gönüle iblis fısıldadı
Yalana inanıp gidiyor gibi
Islıklar kulağında uğuldadı
Rüzgara kapılıp gidiyor gibi
Eyvah ile
Şehir şehir dolaştım, anıldım seyyah ile
Aradım bulamadım, dolandım günah ile
Gönül bir serçe kuşu, her dala konmak işi
İnceden biraz hislenince
Gölgeler yüzüme inince
Ay arpa boyu yükselince
Ayık kafayla mayhoşmuşum
Gözlerim açık uyurmuşum
Fasıla
Hakikat zahir zahir parlar
Örsün bağrı kirleri paklar
Ateşte yunmayan ne anlar?
Gasili kolay gusülü zor…
Fasl-ı Nedamet
Sordum tüm hesabı aldım karşıma
Mahkum sehpasına koydum kendimi
Eyvahlar olsun topraklar başıma
Dur etmiş şer etmiş kar etmiş beni
Bir derin yaradır durmaz kanıyor,
Burgu burgu delip cana batıyor,
Kırılsın ellerim neye yarıyor ,
Eloğlu belini sardıktan sonra.
Gayrı bu ellere baharlar gelmez,
Arnavut kaldırımlı taş sokaklar
Balkonda senden kalmış güller
Şu örtü, şu divan, tozlu masalar
Sanki ölmüş evin içinde ,hep ölüler
Gittiğin günden beri kapalı o oda
Sabah ile kalktım gün ışığına
Görüverdim yandım dünya işine
Herkes düşüvermişte karın peşine
Yaya kaldım yine, vaylar başıma
Atı alan geçiyor ,geride Üsküdar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!