Fukaranın cebi delik
Elde yok avucta yok
Bir deri Bir kemik
Karnı aç gözü tok
Devlet kapısı bilmez
Gafil
Nefsim bana kastın mı var
Şeytan diye dostun mu var
Ne bu kahır ne bu kibir
Şeyh oldunda postun mu var?
Bismillah
Kan dökülen eşiklere
Taş sarılan beşiklere
Yanan yüreği deşiklere
Garabet
Ne yana yatsam aklımda hep aynı düş,
O sen misin yoksa gölgen mi , ey Kudüs ?
Hani Kubbetüs Sahra dan uçan kuşlar?
Hani avlunda secdeye varan başlar ?
Hani benim güzel köyüm
Derelerim kömür suyum
Gelinbacım gadan alıyım
Diyen diller susan oldu
Mihnet ettiğinle yollar alınmaz
Demeden gelebilirsen gel beri
Yufka yüreklerle engel aşılmaz
Korkmadan koşabilirsen gel beri
Bu yolların yükü cevri cefadan
Selam yolladım deli poyrazla
Alırsan durmadan çıkıver yola
Yorulursan bir gün bizi hatırla
Konmadan bir yere gel deli deli
Sen bir güvercinsin bilirim seni
Geldi Geçti
Ninniler bitti, ağıtlar da büküldü
O Tahta beşiklerden kim geldi geçti
Yalana karıştık bir bir akşam üstü
O sellerin önünden kum geldi geçti
Beni bilse idin böyle demezdin
Uçardım önünden hiç göremezdin
Rüzgarımın yeline bile yetemezdin
Estire estire geldik bu hâle
Gençlik elinden gitmez mi sandın
Geldiği yerden, estiği yerden,
Sızlatıp ta kanattığı yerden!
Sadra şifa ,derde deva olsun,
Mızrak ucunun battığı yerden!
Bir serseri rüzgar değse bize




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!