Kenardan yürüyüp, hedefi gözle,
Sakarya nehrinin, taşkın selinde,
Ufuktan beliren, göçebelerle,
Büyük çemberleri, gergef işleriz.
Ovanın bağrında, esintiler var,
Yozgat köylerinin, soğuk kışında,
Yüce dağlarının, soğuğu çarpar,
Efeler cenginin, barutu tüter.
Bozlağın, inleyen ezgisi ağlar,
Aşıklar sazında, mızrap inlerken,
Nağmeler, ruhuma şifa sunarken,
Dışarıdan tutup, çözmeli derdi.
Bakışlar ummanda, yitip de biter,
Akdeniz, coşkuyla köpürüp coşar,
Boralar, sahilin kumunu yutar,
Toroslar üstünde, poyraz çıldırır.
Antalya ilinin, ılık havası,
Yabancı çöllerin, bitmez çilesi,
Özlemin oduyla, sinem yanıyor,
Güneşin, yakıcı kor ışığıyla.
Dik yamaç üstünde, kartal dönüyor,
Baharın feyziyle, dirilir her yan,
Ömrümün çayları, çağıldar her an.
*
Kenardan yüzdürüp, ulu salları,
Kasırga patlarken, meçhule kadar,
Rehberler iz arar, gökleri süzüp,
Durgun deryalara, girmek dilersen.
Ferah havzalarda, yüzmek icabdır,
Sıkı geçitlerden, atlamak derttir,
Ege havzasından, usul kayarken,
İzmir körfezinde, coşan meltemler,
Çarşafları gerip, uçurur her an.
Karadan koparak, açılman gerek,
Büyük ummanlarda, yüzülmelidir,
Kuşların tüyüyle, havalanmalı,
Asuman rengine, akıp giderken.
Puslu dumanları, yarıp geçerek,
Göktaşının nuru, aydınlatırken,
Uçsuz bucaksıza, kanat açmalı.
Issızlığın, nidasını dinleyip,
Esintinin, nefesinde silinip,
Zifiri tünlerde, sırra bürünüp,
Aydınlık günlerde, ferah bularak,
Çalıların siperinde, pusuya yatıp,
Doğanın kalbinde, hülyaya varıp,
Fidanların arkasında durmalı.
*
Çevreden dolaşmak, tahammül ister,
Telaşla seğirten, tez elden düşer,
Hedefe erişmek dileyen, erler,
Tabanı toprağa, sert basmalıdır.
Karsın patikası, buza dönerken,
Sarıkamış dağlarında, donmuşken,
Ocağın başında, ateş yanarken,
Fincanlar kaynayıp, hep içilirken.
Muhabbet koyulaşırken, ahbapla,
Aralıklar biter, içten sinede,
Ruhlar kemer atar, ırak illere,
Şefkatin sihriyle, geçilir izler.
Bariyerler biter, asırlar boyu,
Sessiz durabilmek, borayı keser,
Hiddetle şahlanan, hasarla biter,
Şuur kılavuzsa, şaşmaz hedefin,
İrfanın çeşmesi, kurumaz kati.
Yunus Emre diyen, ulu seslerle,
Şefkatle sarılmak, icabdır ruha,
Beşeri kayırmak, onurdur serde,
Kötü kelam etmeden, bilmek elzem,
Çözümlemek üzre, ferah sezmeli,
Kenardan tutarak, sarmalamalı.
*
Çevreden kuşatmak, göçün izidir,
Baharat hattından, giden göçlerin,
Sahrayı geçerken, oyduğu izler,
Göklere dalarken, ufku sezişi,
Uçsuz tepelerde, yürümeleri,
Pınarı gözlerken, bitkin düşüşü,
Siyahlık içinde, buz kesmiş iken,
Bunaltan güneşte, ateşte pişip,
Sivas yaylasında, nefes alması,
Pir Sultan dağına, varlık sermesi.
Sükutu dilerken, arşa yönelmek,
Kavalın sesiyle, çınlayıp durmak,
Cezbeli erenler, içsel virdiyle,
Özün dibine dek, sızıp gitmesi.
Şahsın benliğinde, ummanı görmek,
Köpükle kavgayı, hepten unutup,
Karaya, salimce düşmek nihayet,
Sığınağın, dingin anını süzmek.
Salları direğe, düğüm atarak,
Tekrar yola düşüp, gidene değin,
Levazım toplamak, büyük koylarda,
Genişten sürerek, perde çözmeli,
Dünya ummanında, maharetlenip.
*
En dıştan sarmaktır, aslolan hüner,
Ufak detaylarda, boğulup bitme,
Bütünü görmeyi, gaye bilmeli,
Tablonun tümünü, idrak edince,
Parçalar yerine, hemen dizilir.
Kıt açıdan bakan, gerçeği ezer,
Bol ufuklarda, bu devran başkadır,
Gelişigüzel de, karar verilmez,
Tereddüt etmeden, ölçüp biçmeli.
Karınca misali, ağır işle de,
Sürekli yeltenme, tepe geçilir,
Evedi insanlar, takılırlar çok,
Metanet kuşanan, zaferi tadar.
Her maniyi yıkan, sükunetindir,
Pervasız saldırı, hüsran getirir,
Tepeden izleyip, tertip kurmalı,
Önünü sezerek, tetik basmalı,
İleri döneme, tohum ekerek,
Fidanın meyvesi, tatlı yenilir.
Vakti geldiğinde, hasat toplanır,
Dışarıdan sezen, kavrayan beşer,
Neticeyi, baştan kati belirler,
Tedbirli davranan, devlete erer.
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 23:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!