Aşkın İzinde Bir sonbahar akşamıydı seni ilk gördüğümde, Gökyüzü yorgun, sokak lambaları mahcuptu. Yağmur yeni dinmişti kaldırımların üstünde, Şehrin telaşı uzak bir masal gibi susmuştu. Sen geçtin önümden usulca, Bir rüzgâr geçti sanki zamanın içinden. Ne adını biliyordum ne sesini, Ama kalbim tanımıştı seni derinden. O gün eve döndüğümde garip bir boşluk vardı içimde, Sanki yıllardır aradığım bir cümle eksikti hayatta. Penceremde gece beklerken sessizce, Aklım senin gölgeni çiziyordu duvarlarda. Günler geçti... Şehrin kalabalığında seni yeniden bulurum diye Aynı sokaklardan geçtim defalarca. Aynı bankta oturdum, aynı çaycıya uğradım, Belki kader de biraz yorulur da getirir diye karşılara. Sonra bir gün... Baharın ilk çiçekleri açarken, Göğe serçeler sevinç şarkıları söylerken, Bir kitapçı dükkânının önünde gördüm seni. Yüzünde güneşin bıraktığı sıcak bir gülümseme vardı. O an dünya durmadı belki, Saatler işlemeyi bırakmadı, Ama benim içimdeki yalnızlık, İlk kez bir kapı bulup çıktı karanlıktan. Konuştuk... Önce havadan sudan, Sonra düşlerden, umutlardan. Birbirimize yabancı iki yolcu gibiydik, Fakat aynı yıldızlara bakıyorduk geceleri. Sen anlattıkça zaman kısalıyor, Ben dinledikçe içimde güller açıyordu. Sesin uzak bir nehir gibi akıyor, Ruhumdaki kuraklığı sessizce suluyordu. Birlikte yürüdük sonra uzun yolları. Kimi zaman sahilde dalgaları saydık, Kimi zaman yağmura yakalandık hiç saklanmadan. Kahkahaların martılar gibi uçuştu gökyüzünde, Ben seni izledim çocuklar gibi hayran. Geceler vardı... Ayın kıyısına umutlarımızı astığımız geceler. Sessizliğin bile güzel olduğu anlar vardı. Sen yanımdayken konuşmak gerekmiyordu bazen, Çünkü kalpler de öğrenmişti birbirini anlamayı. Derken hayat... Her masala bir sınav yazarmış gizlice. Bir gün yollarımız ayrıldı beklenmedik bir sebeple. Şehir aynı şehir kaldı, Ama renkleri eksildi gözlerimde. Gittiğin gün rüzgâr farklı esti. Ağaçlar daha sessizdi. Kuşlar bile yarım bırakmıştı şarkılarını sanki. Ben ilk kez öğrendim özlemin ne kadar ağır olduğunu. Aylar geçti... Sana yazılmayan mektuplar birikti masamda. Sana söylenmeyen sözler çoğaldı içimde. Her gün biraz daha büyüdü bekleyiş, Bir dağın eteğinde çoğalan karlar gibi. Ama aşk ilginçti. Beni tüketmek yerine büyüttü. Özlemek canımı acıttı ama öğretmeyi de bildi. Sabretmeyi, anlamayı, affetmeyi, Birini gerçekten sevmenin ne demek olduğunu öğretti. Sonra yıllar sonra bir akşamüstü, Güneş ufka kırmızı bir veda bırakırken, Beklenmedik bir anda yeniden çıktın karşıma. Saçlarına birkaç mevsim konmuştu, Gözlerinde geçmişten süzülen hikâyeler vardı. Ama gülüşün aynı gülüştü; İlk gördüğüm gün kalbime dokunan. Uzun uzun baktık birbirimize. Ne kırgınlık kaldı aramızda Ne de zamana sorulacak hesap. Çünkü gerçek sevgi bazen kavuşmaktan önce, İnsanın içinde olgunlaşmayı bekliyormuş. O gün anladım... Aşk yalnızca el ele yürümek değilmiş. Bazen beklemekmiş. Bazen kaybetmekmiş. Bazen uzaklardan bile bir kalbi koruyabilmekmiş. Ve eğer bir gün sorarlarsa bana: "Hayatında gördüğün en güzel mucize neydi?" diye, Ne baharı anlatırım, ne denizleri, ne de yıldızları. Ben sadece seni anlatırım. Çünkü sen geldikten sonra öğrendim; Bazı insanlar rastlantı gibi görünür, Ama aslında kaderin en güzel cümlesidir. Ve ben o cümleyi ömrüm boyunca, Kalbimin en sessiz yerinde, Aşkın adıyla saklarım. ❤️ — Fatih Aydın ✍️
Fatih Aydın Namı Diğer SerseriKayıt Tarihi : 6.11.2026 11:04:00
Şiiri Değerlendir
© 2026 Fatih Aydın - Tüm Hakları Saklıdır.Bu eserin söz ve müziği Fatih Aydın'a aittir.İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, alıntı yapılamaz ve dijital platformlarda kullanılamaz...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!