Dayanaklı olamayacaksan eğer, sakın aşık olma! Sana yüklenen aşksı anlamlar yalnızca kendinden olmalıdır, yoksa yok sayarsın seni…Çünkü onsuz duygular yetim gibi, kimsesizdir. Şefkatin renginden yoksun ve yoksuldur. Başın ağrır, susuz ve gıdasızsındır, açlığa ramak…
Önce ısınırsın bir kış günü, gürül gürül yanan bir soba gibi. Sonra seversin köz köz, nâr gibi, kavrulursun iç dünyanda. Bir ormanda kaybolmuş pirüpâk havasın, akranda kesilen nefes gibisin!
Gittikçe derya derya çoğalıp, sineni yakan ateş gibi hummaya yakalanmışsın. Sonra bir bakmışsınki tutkunsun, tutulmuşsun delicesine. Hapislerdesin, hücrelerde dudakların çatlak…Ağrı dağındasın erişilmez, dumanlıdır başın…Onsuz yaşayamayacağını düşünürsün, hatta ölmeye ölmek için varsın. Çünkü çok sevmişsin onu, çoktanda öte, inanmışsındır…İşkencelere ramak…
Gururun incinir bir çok kere, onurun zedelenir. Onu mutlu etmek için adeta seni incitenlerden dahi sevgi dilenir, ipotek edersin yüreğini. Hiç bir şey umurunda değildir ondan başka, varsada yoksada o vardır dünyanda, yalnızca o. Cennettesindir artık, nereye baksan, nereye gitsen, onu görürsün. Tabiat, yemyeşil çimenler, buğday başakları. Onun tellerine benzetirsin esen rüzgârı. O kokar sanki! Cehennemi yaşamaya ramak…
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Harika bir anlatım toprağım yüreğin var olsun
Anlatma, biliyorum!
Yaraların Beydağı’nın mahzun zirvesi
Acıların burdan Malatya’ya yol olur,
Korkularını öldürmeye geldim, yalnızlığını öldürdüğüm gibi!
İç çekişlerinin katili olacağım,
Ve ilk kez bir katili seveceksin.
..
sizi okumak keyif veriyor sayın ÖZBEK
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta