Aşk Trans 4 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7453

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Aşk Trans 4

Kalabalıkların İçinde Sana Rastladım
Bazen düşünüyorum sevgilim,
insan gerçekten kimi arıyor?
Bir başkasını mı,
yoksa içinde kaybettiği kendini mi?
Bugün yine kalabalık bir caddeden geçtim.
Herkes bir yerlere yetişiyordu,
herkesin elinde görünmez bir hikâye vardı.
Benim elimdeyse
sana söyleyemediğim cümleler.
Belki aşk biraz da budur:
iki yalnızlığın aynı sessizliği paylaşması.
Konuşmadan anlaşmak,
hiç kimseye anlatamadığın bir şeyi
birinin gözlerinde bulmak.
Hayat tuhaf bir oyun,
kurallarını kimsenin bilmediği.
Ama sen gülünce bu karmaşanın içinde
bir anlığına her şey yerli yerine oturuyor.
Eğer bir gün kendimizi kaybedersek,
bütün yollar biterse, ben yine seni ararım;
çünkü bazı insanlar varılacak yer değil,
insanın eve benzeyen tarafıdır.
Aşk

seni sevmek var ya
öyle romantik filmlerdeki gibi değil
daha çok
çayın demlenmesini beklerken
içine dalıp unutmak gibi
ben seni
“ne olacaksa olsun” diye sevdim
ama içim hep “olmazsa ne yaparız der” modunda
geliyorsun aklıma
sanki biri içimde
ışığı açık bırakıp çıkmış da
faturayı bana kesmişler
bizim aşk
öyle pembe panjurlu hikâye değil
daha çok
kapısı yamuk
penceresi rüzgâr alan
ama yine de “ben buradayım” diyen ev gibi
sen gidince
ben eksilmedim sanma
bildiğin dağıldım
ama toparlamaya da üşendim açıkçası
çünkü bazı insanlar
insanın hayatına girince
düzeltmez
eğriltir ama garip bir şekilde
tam da orada yaşanır hayat
seni seviyorum
bunu süsleyemem
süslemeye kalkarsam yalan olur
ben en çok
düz halimle sana yakışıyorum
Aşk

Sana bakınca, içimde uzun bir gece başlıyor.
Saatler sanki yanlış bir yerden akıyor; zaman, kendini inkâr eden bir şey oluyor.
Senin varlığın, hatırladığım her şeyi değiştiriyor.
Daha önce bildiğimi sandığım şehirler bile artık başka bir dil konuşuyor içimde.
Sokaklar aynı değil; ışıklar daha suçlu, gölgeler daha dürüst.
Ben seni sevmeyi bir cümle gibi kurmaya çalıştım önce, sonra gördüm ki bazı duygular cümleye sığmıyor, cümle onları taşımaya çalıştıkça eğiliyor, kırılıyor, eksiliyor.
Sen gittikten sonra geriye kalan şey yokluk değil,
daha çok yanlış yerleştirilmiş bir gerçeklik.
Her şey yerli yerinde gibi görünüyor ama hiçbir şey doğru değil. Bazen düşünüyorum:
İnsan en çok, söyleyemedikleriyle mi büyüyor, yoksa sustuklarıyla mı?
Ben sende sustum, sende çoğaldım, sende kayboldum. Ve garip olan şu:
Seni hatırladıkça geçmişe gitmiyorum,
gelecek de daralıyor.
Sanki zaman, yalnızca senin etrafında duruyor;
geri kalan her şey bir yanlış anlama.
Ben seni sevdim. Bunu büyük bir cümle gibi değil,
içimde yavaşça çöken bir şey gibi söylüyorum.
Aşk

Dünya dediğin nedir ki sevgilim?
Bir avuç toprak, biraz rüzgâr, biraz düş…
Bugün gülen yüzler
yarın bir eski hikâyeye dönüş.
Öyleyse bırak,
bu kısa yolculukta
ellerimiz birbirini bulsun.
Çünkü yıldızlar bile bilir:
en uzun ömür,
sevilen bir anın içinde saklıdır.
Ben seni kaderden değil,
tesadüften değil,
şu akıp giden bilinmezlikten sevdim.
Ve belki de en güzel yanım buydu:
hiçbir şeyin kalıcı olmadığı dünyada
sana kalıcıymış gibi bakabilmek.
Aşk

Bir kadeh gece koydum önüme,
içinde yıldızların sessizliği vardı.
Sordum zamana:
“Bu kalp niçin sever?”
Güldü, dedi:
“Bilseydim ben de yaşlanmazdım.”
Sen geldin,
baharın habersiz bir misafiri gibi.
Ne söz verdin sonsuza,
ne de ben inandım zamana;
ama bir anın içine
bir ömür sığdırdık.
Dünya dediğin nedir ki sevgilim?
Bir avuç toprak, biraz rüzgâr, biraz düş…
Bugün gülen yüzler
yarın bir eski hikâyeye dönüş.
Öyleyse bırak,
bu kısa yolculukta
ellerimiz birbirini bulsun.
Çünkü yıldızlar bile bilir:
en uzun ömür,
sevilen bir anın içinde saklıdır.
Ben seni kaderden değil,
tesadüften değil,
şu akıp giden bilinmezlikten sevdim.
Ve belki de en güzel yanım buydu:
hiçbir şeyin kalıcı olmadığı dünyada
sana kalıcıymış gibi bakabilmek.
Aşk

Ben seni sevdim,
ama bunu anlatacak düzgün bir cümle bulamadım.
Zaten hayatım boyunca
en çok da doğru cümleleri ararken kaybettim kendimi.
Bir defter açtım gecenin bir vakti,
başına “sen” yazdım.
Altına hiçbir şey ekleyemedim.
Çünkü bazı insanlar
açıklama değil,
sessizce taşınan bir karmaşa oluyor.
Bazen düşünüyorum,
acaba aşk dediğimiz şey
iki insanın birbirini bulması mı,
yoksa iki yalnızlığın
aynı yanlış trene binmesi mi?
Sen gülünce
dünyanın bütün mantık kitapları kapanıyordu.
Ben de zaten mantıklı biri değildim;
kendimle bile yıllardır
uzun ve sonuçsuz bir tartışmadaydım.
Şimdi bir sandalye boş karşımda,
çay soğuyor, akşam büyüyor.
İnsan bazı yokluklara alışamıyor,
sadece onlarla yaşamayı öğreniyor.
Ve eğer bir gün dönersen,
sana büyük sözler söylemeyeceğim.
Sadece diyeceğim ki:
“Bak, hâlâ buradayım.
Biraz eksilmiş, biraz değişmiş,
ama seni sevecek kadar aynı kalmışım.”
Aşk

Ben seni sevdim.
Bunu yazmak kolay görünüyor şimdi;
ama insan bazı gerçekleri
yaşarken değil, kaybederken anlıyor.
Bir dosya açtım kendime,
başlığı: “Sana anlatamadıklarım.”
İçinde binlerce cümle vardı.
Hiçbiri gönderilmeye hazır değildi.
Çünkü ben hep böyleydim;
bir şeyi tam söyleyecekken
başka bir düşünceye yenildim.
Kalbim konuştu, aklım tutanak tuttu.
Sen vardın bir zamanlar
odanın içinde görünmeyen bir ışık gibi.
Her şey aynıydı aslında: Masa, sandalye, duvarlar… Ama insan sevdiği yerde
eşyalara bile anlam yüklüyor.
Şimdi kendimle oturup konuşuyorum.
Bazen ikna ediyorum, bazen hiç anlaşamıyoruz.
Ama şunu biliyorum:
Bazı insanlar hayatımıza girmez sadece,
içimizde bir oda açar.
Sonra giderler… biz o odayı kapatmayı öğrenemeyiz.
Ve sen, benim en uzun cümlem olarak kaldın;
sonuna nokta koymaya kıyamadığım.
Aşk

Gözlerin, gecenin siyah örtüsünde
unutulmuş iki yıldız gibi doğar;
ben karanlığı sevmeyi öğrendim
çünkü ışığın oradan geçer.
Zaman acımasız bir heykeltıraştır,
yüzleri değiştirir, gülleri soldurur.
Ama kalbimde sana ayrılan yer
yılların dokunamadığı bir bahçedir.
Eğer kader bizi uzak denizlere savurursa,
adımı rüzgâra bırak, sevgilim.
Çünkü gerçek sevda
aynı gökyüzüne bakan iki yalnızlıktır.
Ben seni bir an için değil,
geçen her anın içinde sevdim.
Güneş doğarken de, gece inerken de
kalbim aynı sözü fısıldadı:
“Dünya değişir, mevsimler geçer,
insanlar gelir ve gider;
ama bir öz diğerini bulduğunda
sonsuzluk kısa bir ana sığar.”
Aşk

Bir akşamüstü gördüm seni,
solgun bir göğün altında.
Dünya sessizdi o an; sanki bütün yollar
adını öğrenmek için durmuştu.
Sen geçtin yanımdan,
bir rüyanın hatırası gibi.
Ne elimi uzatabildim,
ne de kaderi ikna edebildim.
Aşk bazen kavuşmak değildir;
bir kalpte yıllarca saklanan
sessiz bir mektuptur.
Mürekkebi bitse bile anlamı kaybolmayan.
Yıllar geçer belki,
başka baharlar açar pencerelerde.
Ama bazı bakışlar vardır;
insanın ömründe bir kez doğar
ve sonra içindeki kışı bile güzelleştirir.
Eğer bir gün beni hatırlarsan, üzülme uzaklığıma.
Çünkü sevgi, mesafeyi bilmeyen
eski bir şarkıdır.
Ben seni sahip olmak için değil,
varlığının bu dünyada
güzel bir iz bıraktığını bilmek için sevdim.
Aşk

İnsan birini sevince
sadece bir kişiyi sevmez aslında;
onunla birlikte
olabileceği bütün hayatları da sever.
Ben seni düşündüğüm gecelerde
kendime bile yabancılaşırdım.
Çünkü bazı duygular
insanı değiştirmez;
ona yıllardır sakladığı yüzünü gösterir.
Gidişin bir kapının kapanması değildi.
Daha çok,
içimde hiç bilmediğim bir odanın
ışığının sönmesi gibiydi.
Aşk

Sana baktığımda
dünyanın bütün gürültüsü biraz uzaklaşırdı.
Sanki şehir, bir anlığına
kendi yalnızlığını fark ederdi.
İnsan birini sevince sadece bir kişiyi sevmez aslında; onunla birlikte
olabileceği bütün hayatları da sever.
Ben seni düşündüğüm gecelerde
kendime bile yabancılaşırdım.
Çünkü bazı duygular insanı değiştirmez;
ona yıllardır sakladığı yüzünü gösterir.
Gidişin bir kapının kapanması değildi.
Daha çok, içimde hiç bilmediğim bir odanın
ışığının sönmesi gibiydi. Yine de kızmadım sana.
Çünkü aşk bazen kalmak değildir; birinin hayatında güzel bir iz bırakıp gitmeyi de bilmektir.
Şimdi zaman akıyor…
İnsanlar değişiyor, şehirler yaşlanıyor.
Ama bazı anlar vardır; bir ömrün içinde sessizce durur. Sen de öyle kaldın bende: Tamamlanmamış bir cümle değil, okudukça başka anlamlara açılan eski bir kitap gibi.
Aşk

Bilginler hesaplar göğün sırrını,
şairler arar kalbin yolunu.
Ben ise bir tek şeyi öğrendim:
Sevilen bir insan, kısa ömrün sonsuzluğudur.
Aşk

Bir kadeh koydum gecenin yanına,
sordum: “Nedir bu kalbin derdi?”
Rüzgâr güldü, yıldızlar sustu;
cevabı yine gözlerinde buldu beni.
Dünya dediğin bir anlık misafirlik,
bugün açan gül, yarın solan yaprak.
Öyleyse gel, sevgilim,
zaman bizi beklemezken biz neden bekleyelim?
Ne servet isterim, ne sonsuz yıllar,
bir tebessümün yeter bana.
Çünkü bazen bir anın sıcaklığı
yılların soğukluğundan daha uzun yaşar.
Bilginler hesaplar göğün sırrını,
şairler arar kalbin yolunu.
Ben ise bir tek şeyi öğrendim:
Sevilen bir insan, kısa ömrün sonsuzluğudur.
Eğer kader bizi ayrı yazarsa,
isyan etmem yazgının kalemine.
Çünkü seni sevmek bile
bu dünyada bana verilmiş en güzel rastlantıydı.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 21:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!