Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
Dinle sevdiğim, bu ayrılık saatidir.
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.
Devamını Oku
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.




İmgeleriyle, duygu yoğunluğu ile harika bir şiir.
Bu Horozoğlu Nazımın ömrünün tam 40 yılı Kadın-kız
peşinde gezmekle geçmiş. Arada bir Bolşeviklere
yaranmak için yapmadığı şaklabanlık kalmamış...
hep aynı şair şiirler şair şiir kıtlığımı var acaba
Nâzım Hikmet’in bu dizeleri, devrimci bir şairin kaleminden çıkmış gibi değil de, nostalji batağına saplanmış bir kartpostal yazarı tarafından karalanmış gibi duruyor. Sevgiliyi "memleket" veya "yaz gecesi" gibi devasa ve soyut kavramlarla kıyaslamak, şairin imge üretimindeki tembelliğini ve özgünlük kaybını ele veriyor. Bu haliyle şiir, derin bir duygunun ifadesinden ziyade turistik reklam sloganlarını andırıyor. Ayrıca "atlı" gibi miyadı dolmuş figürlerle oluşturulan o yapay romantizm ve sevgiliyi ancak kendi şiirinin "ılıklığında" var olabilen pasif bir çiçeğe indirgeyen eril tahakküm, metni sanatsal bir zirveden alıp kibirli bir öğüt metnine dönüştürüyor. Kısacası, şairin büyüklüğüne sığınılarak alkışlanan bu satırlar, aslında birbirini tutmayan zorlama tamlamalar ve ucuz bir duygusallıkla örülmüş, edebî derinliği zayıf bir "güvenli liman" edebiyatından öteye gidemiyor. Zaten bir şairin her şiiri de aynı oranda güçlü/mükemmel olmak zorunda değil. Buna rağmen nedir aynı şiirleri güne getirmede bu kadar ısrar anlamış değilim.
Seğmenoğlu.
Kürşat öğretmen,
Yazdığın yorumun dahi yazım hataları ile doluyken şiir eleştirisi yapman nahoş. Ezel şiirinde yaptığın "yalnış" yazım hatası gözüme çok battı. Diğer şiirlerini okumak gerekmedi. Şiir boğmaya gelmez, belli kalıplara sokulmaz. Şiiri bırak sen. Muhasebe öğretmeni nerde, şiir yazmak nerde.
Şiir de serbest mısralarda bulunabilir.
Şiir de çok güzel benzetme sanatı var.
“Sen memleketim gibi güzelsin.”
ben bu şiiri begenmedim bana göre bu şiir gibi de değil icerisinde kafiye olmayan yazılara şiir diyemem ister heceli olsun ister serbest şiiri şiir yapan kafiyedir elbette nazım hikmetin güzel şiirleri vardır sonucta ünlü bir şair ama bu okudugum yazı şiir değil süslü edebi sözler yazınca siir olmuyor onu edebiyatçılar da yapar ama şairler serbest siir de yazsa kafiye olur kafiye ile siirde akıcılık sağlanır aksi halde düz yazı gibi olur
cehalet ne güzel şey süt oğlanı… totondan sallarken kaynak göstermeye ihtiyaç duymadan kulaktan dolma bilgilerle isanları karalaya biliyorsun… Rabbim senin gibi cahil yobazlardan esirgesin tüm dünyayı
çüşşş!!
DAVET
"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...""
Nazım Hikmet Ran
Evet
Bu davet "insanın, insanlığın..."
İnsan kalabilmişlerin!
Bu şiir ile ilgili 74 tane yorum bulunmakta