Sen bana bir hayalini anlat,
ben o hayalin gerçekleşmesi için
yanında yürüyeyim.
Ben bir düş kurayım,
sen ona kendi renklerini kat.
Ne sen benim dünyamın sınırları ol
ne de ben senin gökyüzünün duvarı...
Birbirimizin ufkunu genişleten
iki özgür yürek olalım.
Aşk
Bir sonbahar akşamı
Ordu'nun denizine karşı oturalım.
Çınarın dallarından ayrılan yapraklar
rüzgârın yönünü takip ederken
sen başını bana çevir.
O an sana şunu söyleyeceğim:
Biliyor musun,
ben hayatın bütün büyük cevaplarını bulamadım.
Ama seninle yaşadığım küçük anlarda
yaşamanın neden güzel olduğunu keşfettim.
Aşk
SENİNLE GÜZELLEŞEN TESADÜFLER
Belki de aşk, insanın hiç beklemediği bir anda kendi geleceğine rastlamasıdır.
Ben seni aramıyordum sevgilim; bir hayatın içinden geçiyor, kendi düşüncelerimle konuşuyor, henüz gerçekleşmemiş hayallerimi uzak bir zamana saklıyordum.
Sonra sen çıktın karşıma. Birdenbire bütün mevsimler değişmedi, denizler başka yöne akmadı, dünya yörüngesinden çıkmadı.
Ama ben değiştim.
Artık bir güzelliğe rastladığımda onu seninle paylaşmayı düşünüyorum. Bir şiirin en derin dizesinde senin anlayacağın bir anlam arıyorum. Bir şarkının en dokunaklı yerinde gözlerini hatırlıyorum.
Sana duyduğum sevgi büyük sözlerin gösterisine ihtiyaç duymuyor. Bazen bir bakışın içinde büyüyor, bazen yarım kalmış bir sohbetin ardından bütün gece düşüncelerimde yaşıyor.
Ben seninle biraz da hayata şaşırmak istiyorum. Birlikte bilmediğimiz şeyleri öğrenelim, henüz gitmediğimiz yolları keşfedelim, birbirimizin düşüncelerine yeni pencereler açalım.
Sen bana bir hayalini anlat, ben o hayalin gerçekleşmesi için yanında yürüyeyim. Ben bir düş kurayım, sen ona kendi renklerini kat.
Ne sen benim dünyamın sınırları ol ne de ben senin gökyüzünün duvarı... Birbirimizin ufkunu genişleten iki özgür yürek olalım.
Bir sonbahar akşamı Ordu'nun denizine karşı oturalım. Çınarın dallarından ayrılan yapraklar rüzgârın yönünü takip ederken sen başını bana çevir.
O an sana şunu söyleyeceğim:
Biliyor musun, ben hayatın bütün büyük cevaplarını bulamadım. Ama seninle yaşadığım küçük anlarda yaşamanın neden güzel olduğunu keşfettim.
Yıllar geçsin, yüzümüzde zamanın ince çizgileri belirsin. Birbirimize anlatacak yeni hikâyelerimiz, birlikte gülecek yeni sebeplerimiz olsun.
Ve her şey değiştiğinde bile sana bakarken içimden aynı güzel düşünce geçsin:
İyi ki hayatın bütün yolları bir gün benim yolumla kesişmiş.
Çünkü sen benim beklediğim mucize değilsin; seninle birlikte sıradan günlerde bile mucize yaratabileceğime inandığım insansın.
Aşk
KALBİMDE SANA AYRILAN MEVSİM
Sana bugün başka bir duyguyla geldim; içimde ne bir beklentinin ağırlığı var ne de yarına yetişmeye çalışan bir telaş...
Yalnızca seninle paylaşmak istediğim henüz yaşanmamış bir hayatın heyecanı var.
Bazen düşünüyorum, insan bir başkasını sevince kendi içindeki hangi kapıyı açıyor? Neden daha önce fark etmediği renkleri görüyor, neden sıradan bir günün içinde bütün bir ömrün mutluluğunu bulabiliyor?
Belki de sen, bende saklı duran güzelliklerin kendilerini gösterebilmesine vesile oldun.
Sana bir şehir armağan edemem, ama birlikte keşfedeceğimiz sokaklarımız olsun. Bir mevsim armağan edemem, ama her mevsimde birbirimize yeniden âşık olalım.
Bazen bir kitap okuyalım, aynı cümlede farklı anlamlar bulalım. Bazen denizi seyredelim, ufkun ötesinde neler olduğunu tartışalım. Bazen de hiçbir şey yapmayalım; çünkü insanın sevdiğiyle geçirdiği zaman her zaman bir şey başarmak zorunda değildir.
Ben seninle hayatın görünmeyen güzelliklerini çoğaltmak istiyorum.
Birbirimizin çocukluk hayallerine saygı duyalım, geleceğe dair cesaretimizi koruyalım. Senin sevincin benim içimde büyüsün, benim başarım senin yüzünde tebessüm olsun.
Ve bir gün, Karadeniz'in akşam ışıkları Ordu sahilinde yavaşça kaybolurken elini tutup sana şunu söyleyeyim:
Bak sevgilim, dünya ne kadar değişti. Kaç mevsim geçti, kaç yol aştık, kaç hayalimiz biçim değiştirdi...
Ama ben hâlâ seninle ilk kez karşılaşacakmışım gibi heyecanlıyım.
Çünkü gerçek sevgi, bir insanı tamamen tanıdığını düşünmek değil; onu tanıdıkça yeni güzellikler keşfetmektir.
Ben seninle bir ömrün sonuna ulaşmayı değil, her gün yeniden başlayabilecek kadar genç kalan bir sevgi yaşamayı istiyorum.
Ne geçmişin gölgesi olalım ne geleceğin kaygısı...
Birbirimizin bugünü olalım; yarına da birlikte güzel bir iz bırakalım.
Ve eğer aşkın bir mevsimi varsa, benim içimde o mevsim sensin; takvimler değişse de hiçbir zaman eskimeyen...
Aşk
Gerçek sevgi,
bir insanı tamamen tanıdığını düşünmek değil;
onu tanıdıkça yeni güzellikler keşfetmektir.
Ben seninle bir ömrün sonuna ulaşmayı değil,
her gün yeniden başlayabilecek kadar
genç kalan bir sevgi yaşamayı istiyorum.
Aşk
Seni ilk gördüğümde,
aklım bunun bir tesadüf olduğunu söyledi;
kalbimse çoktan kararını vermişti.
Belki de bilinçaltım,
henüz tanışmadığımız günlerde bile
sana ait bir gelecek tasarlamıştı.
Freud haklıydı,
rüyalarım bastırılmış arzularımın diliydi.
Ve ben nedense her gece
aynı gözlerde kayboluyordum.
Ve nedense uykum,
gündüz söylemeye cesaret edemediğim
bir aşkın itirafına dönüşüyordu.
Seni sevmek,
bilincimin kurallarını aşan
gizemli bir düşünce gibi.
Ne mantık açıklayabiliyor seni
ne de zaman silebiliyor zihnimden.
Çünkü bazı insanlar
önce düşüncelerimize yerleşir,
sonra bütün hayatımızın anlamını değiştirir.
Aşk
Rüyalarımda Sakladığım Sen
Seni ilk gördüğümde, aklım bunun bir tesadüf olduğunu söyledi; kalbimse çoktan kararını vermişti. Belki de bilinçaltım, henüz tanışmadığımız günlerde bile sana ait bir gelecek tasarlamıştı.
Freud haklıysa, rüyalar bastırılmış arzuların dilidir. Öyleyse neden her gece aynı gözlerde kayboluyorum? Neden uykum, gündüz söylemeye cesaret edemediğim bir aşkın itirafına dönüşüyor?
Seni sevmek, bilincimin kurallarını aşan gizemli bir düşünce gibi. Ne mantık açıklayabiliyor seni ne de zaman silebiliyor zihnimden. Çünkü bazı insanlar önce düşüncelerimize yerleşir, sonra bütün hayatımızın anlamını değiştirir.
Belki sen, içimde tamamlanmamış bir arzunun adı; belki de çocukluğumdan bugüne biriktirdiğim bütün güzelliklerin tek bir insanda buluşmuş hâlisin.
Ama ben artık seni yalnızca rüyalarımda aramıyorum. Çünkü aşk, bilinçaltının karanlık odalarında saklanan bir özlem olarak kalmamalı.
Ben seni gerçeğin içinde istiyorum; uyanırken yanımda, susarken gözlerimde, geleceği düşünürken hayatımda...
Ve bir gün Freud'un bütün teorilerini bir kenara bırakıp şunu söyleyeceğim:
Her rüyanın bir yorumu olabilir; ama benim sana duyduğum aşkın tek bir açıklaması yok.
Çünkü sen, bilinçaltımın sakladığı bir arzu değil, bilincimle seçtiğim en güzel geleceksin.
Aşk
Seni sevmek, bilincimin kurallarını aşan gizemli bir düşünce gibi. Ne mantık açıklayabiliyor seni ne de zaman silebiliyor zihnimden. Çünkü bazı insanlar önce düşüncelerimize yerleşir, sonra bütün hayatımızın anlamını değiştirir.
Belki sen, içimde tamamlanmamış bir arzunun adı; belki de çocukluğumdan bugüne biriktirdiğim bütün güzelliklerin tek bir insanda buluşmuş hâlisin.
Ama ben artık seni yalnızca rüyalarımda aramıyorum. Çünkü aşk, bilinçaltının karanlık odalarında saklanan bir özlem olarak kalmamalı.
Ben seni gerçeğin içinde istiyorum; uyanırken yanımda, susarken gözlerimde, geleceği düşünürken hayatımda...
Ve bir gün Freud'un bütün teorilerini bir kenara bırakıp şunu söyleyeceğim:
Her rüyanın bir yorumu olabilir; ama benim sana duyduğum aşkın tek bir açıklaması yok.
Çünkü sen, bilinçaltımın sakladığı bir arzu değil, bilincimle seçtiğim en güzel geleceksin.
Aşk
Arzunun Ötesinde Bir Aşk
İnsan, bazen bir bedene yaklaşmak ister, bazen bir zihnin bilinmeyen kıyılarına... Oysa ben sende ikisini de aradım; dokunmanın ötesinde bir yakınlık, arzunun ötesinde bir anlam buldum.
Belki aşk, içimizde uyuyan kadim dürtülerin uyanışıdır. Bir bakışın bedende başlattığı titreşim, bir düşüncenin zihinde kurduğu sonsuzluk... İki ayrı dünyanın aynı duyguda buluşma ihtimali.
Seni istemek başka, seni anlamak bambaşka. İlkinde ten konuşur, ikincisinde insanın bütün geçmişi. Ben ikisini birbirinden ayırmadım; çünkü sana yaklaşırken hem arzularımı hem düşüncelerimi keşfettim.
Freud'un bilinçaltında aradığı o gizli insanı düşündüm. Belki hepimiz, sevilmek kadar anlaşılmayı da bekliyoruz. Bir başkasının gözlerinde kendi eksiklerimizi değil, olabileceğimiz insanı görmek istiyoruz.
Ben seninle yalnızca tutkuyu değil, tutkunun ardından gelen dinginliği de istiyorum. Bir öpücüğün heyecanını, bir sohbetin derinliğini, aynı geleceğe inanmanın zarafetini...
Çünkü bedenin yakınlığı bir anı güzelleştirebilir; fakat zihinsel uyum, iki insanın ömrüne anlam katabilir.
Sana duyduğum aşk, ne yalnızca biyolojik bir dürtü ne de zihnin ürettiği romantik bir yanılsama. O, özgür irademle seçtiğim bir insanın varlığında kendimi yeniden keşfetme cesareti.
Ve bilmeni isterim:
Ben seni yalnızca arzulamıyorum; arzularımın içinde kaybolmadan seviyorum.
Teninle başlayan bir yakınlığın zihninde derinleşmesini, zihninde başlayan bir sevginin hayatında karşılık bulmasını istiyorum.
Çünkü benim için aşk; bedenin istediğiyle kalbin özlediğinin, aklın seçtiğiyle insanın yaşadığı gerçeğin aynı gelecekte buluşmasıdır.
Seni istemek bir duygu, seni anlamak bir keşif, seninle yaşlanmayı seçmek ise aşkın en bilinçli hâlidir.
Aşk
İnsan, bazen bir bedene yaklaşmak ister,
bazen bir zihnin bilinmeyen kıyılarına...
Oysa ben sende ikisini de aradım;
dokunmanın ötesinde bir yakınlık,
arzunun ötesinde bir anlam buldum.
Aşk
Belki de aşk, içimizde uyuyan
kadim dürtülerin uyanışıdır.
Bir bakışın bedende başlattığı titreşim,
bir düşüncenin zihinde kurduğu sonsuzluk...
İki ayrı dünyanın
aynı duyguda buluşma ihtimali.
Aşk
Seni istemek başka,
seni anlamak bambaşka.
İlkinde ten konuşur,
ikincisinde insanın bütün geçmişi.
Ben ikisini birbirinden ayırmadım;
çünkü sana yaklaşırken
hem arzularımı hem düşüncelerimi keşfettim.
Aşk
Belki de hepimiz,
sevilmek kadar anlaşılmayı da bekliyoruz.
Bir başkasının gözlerinde
kendi eksiklerimizi değil,
olabileceğimiz insanı görmek istiyoruz.
Aşk
Sana duyduğum aşk,
ne yalnızca biyolojik bir dürtü
ne de zihnin ürettiği romantik bir yanılsama.
O, özgür irademle seçtiğim
bir insanın varlığında
kendimi yeniden keşfetme cesareti.
Ve bilmeni isterim:
Ben seni yalnızca arzulamıyorum;
arzularımın içinde kaybolmadan seviyorum.
Teninle başlayan bir yakınlığın
zihninde derinleşmesini,
zihninde başlayan bir sevginin
hayatında karşılık bulmasını istiyorum.
Çünkü benim için aşk;
bedenin istediğiyle kalbin özlediğinin,
aklın seçtiğiyle insanın yaşadığı gerçeğin
aynı gelecekte buluşmasıdır.
Seni istemek bir duygu,
seni anlamak bir keşif,
seninle yaşlanmayı seçmek
ise aşkın en bilinçli hâlidir.
Aşk
Sana dair hiçbir şeyi ezberlemek istemiyorum;
her gün yeniden keşfetmek istiyorum.
Bir sabah sesindeki huzuru,
bir akşam susuşundaki düşünceyi,
bir de kimsenin bilmediği
o küçük mutluluklarını...
Çünkü aşk, bir insanı tanıdığını sanmak değil,
onun değişen dünyasına
her defasında yeniden hayran kalmaktır.
Aşk
Aşkın Görünmeyen Anatomisi
Sana dair hiçbir şeyi ezberlemek istemiyorum; her gün yeniden keşfetmek istiyorum. Bir sabah sesindeki huzuru, bir akşam susuşundaki düşünceyi, bir de kimsenin bilmediği o küçük mutluluklarını...
Çünkü aşk, bir insanı tanıdığını sanmak değil, onun değişen dünyasına her defasında yeniden hayran kalmaktır.
Ben sende alışkanlık aramıyorum, şaşırabileceğim bir evren arıyorum. Düşüncelerimin yönünü değiştiren, en ciddi cümlelerimin arasına beklenmedik bir tebessüm bırakan bir zihnin yol arkadaşı olmak istiyorum.
Belki de yakınlık, iki insanın birbirine dokunmasından önce birbirinin düşüncelerine yer açmasıdır. Sen konuşurken kendimi savunma ihtiyacı duymamak, ben susarken senin eksik cümlelerimi tamamlaman...
Ne seni kendime benzetmek ne de kendimden vazgeçerek sana dönüşmek istiyorum. İki ayrı karakterin, özgürlüğünü koruyarak ortak bir hayat kurmasını istiyorum.
Sana bir gelecek vaat etmekten çok, geleceği birlikte düşünmeyi seviyorum. Henüz yaşanmamış günlerin içinde ikimize de yer açıyorum. Biraz cesaret, biraz merak, biraz da hiçbir hesapla ölçülemeyen o güzel duygudan koyuyorum.
Ve şimdi anlıyorum: İnsan bazen bir başkasına âşık olmaz yalnızca; onun yanında ortaya çıkan kendi yeni hâline de âşık olur.
Ben seni, bende uyandırdığın duygular için değil yalnızca; senin yanında kendim olarak kalabildiğim için seviyorum.
Çünkü gerçek aşk, iki insanın birbirinde kaybolması değil; birbirine rastladıktan sonra hayatı daha derin, daha özgür ve daha güzel yaşayabilmesidir.
Aşk
Ben sende alışkanlık aramıyorum,
şaşırabileceğim bir evren arıyorum.
Düşüncelerimin yönünü değiştiren,
en ciddi cümlelerimin arasına
beklenmedik bir tebessüm bırakan
bir zihnin yol arkadaşı olmak istiyorum.
Belki de yakınlık,
iki insanın birbirine dokunmasından önce
birbirinin düşüncelerine yer açmasıdır.
Sen konuşurken kendimi savunma ihtiyacı duymamak,
ben susarken senin eksik cümlelerimi tamamlaman...
Ne seni kendime benzetmek
ne de kendimden vazgeçerek sana dönüşmek istiyorum.
İki ayrı karakterin,
özgürlüğünü koruyarak
ortak bir hayat kurmasını istiyorum.
Aşk
Sana bir gelecek vaat etmekten çok,
geleceği birlikte düşünmeyi seviyorum.
Henüz yaşanmamış günlerin
içinde ikimize de yer açıyorum.
Biraz cesaret, biraz merak,
biraz da hiçbir hesapla ölçülemeyen
o güzel duygudan koyuyorum.
Ve şimdi anlıyorum:
İnsan bazen bir başkasına âşık olmaz yalnızca;
onun yanında ortaya çıkan
kendi yeni hâline de âşık olur.
Ben seni, bende uyandırdığın duygular için değil yalnızca;
senin yanında kendim olarak kalabildiğim için seviyorum.
Çünkü gerçek aşk,
iki insanın birbirinde kaybolması değil;
birbirine rastladıktan sonra
hayatı daha derin, daha özgür
ve daha güzel yaşayabilmesidir.
Aşk
Seninle konuşurken
kelimelerin bile başka bir sıcaklığı var.
Bazen bir cümlenle uzaklaşıyorum dünyadan,
bazen tek bir gülüşünle
yeniden inanıyorum yarınlara.
Aşk
Bir zamanlar susmamam gereken yerde sustum,
konuşmam gereken yerde gururumu konuşturdum.
Sevmeyi erteledim,
özür dilemeyi zamana bıraktım,
gitmem gereken yerde kaldım,
kal dediğim yerde ise birini yalnız bıraktım.
Şimdi anlıyorum;
insan bazen hayatını yanlış kararlarla değil,
doğru kararları verecek cesareti
kendinde bulamayarak eksiltir.
Aşk
Hiçbir olay, kendi nedenlerinden bağımsız değildir.
Her seçim, kendinden önceki bir düşüncenin,
her pişmanlık, henüz anlayamadığımız
bir nedenler zincirinin sonucudur.
Peki, insan neden kendisini affedemez?
Belki de geçmişteki kendisini,
bugünkü aklıyla yargıladığı için…
Oysa dünün insanı,
bugünün bilgisine sahip değildi.
Bilmediği ihtimallerin suçlusu,
göremediği yolların mahkûmu olamazdı.
Ah, şu keşkeler!
Aşk
Ah, şu keşkeler!
Bir telefonun çalmasını bekleyen akşamlar,
söylenememiş birkaç güzel kelime,
biraz daha cesaret gösterseydik
değişebilecek hayatlar…
Kim bilir, belki de en büyük kaybımız
yaşayamadığımız yıllar değil,
yaşarken kendimizden esirgediğimiz
mutluluklardı.
Aşk
KEŞKELERİN GEOMETRİSİ
Keşke, insanın geçmişe gönderdiği ama hiçbir zaman ulaşmayan mektuplardır. Her biri bir zamanın kapısında bekler, her biri başka türlü yaşanabilecek bir hayatın sessiz taslağıdır.
Bir zamanlar susmamam gereken yerde sustum, konuşmam gereken yerde gururumu konuşturdum. Sevmeyi erteledim, özür dilemeyi zamana bıraktım, gitmem gereken yerde kaldım, kal dediğim yerde ise birini yalnız bıraktım.
Şimdi anlıyorum; insan bazen hayatını yanlış kararlarla değil, doğru kararları verecek cesareti kendinde bulamayarak eksiltir.
Spinoza'nın aklından geçer gibi düşünüyorum: Hiçbir olay, kendi nedenlerinden bağımsız değildir. Her seçim, kendinden önceki bir düşüncenin, her pişmanlık, henüz anlayamadığımız bir nedenler zincirinin sonucudur.
Peki, insan neden kendisini affedemez?
Belki de geçmişteki kendisini, bugünkü aklıyla yargıladığı için…
Oysa dünün insanı, bugünün bilgisine sahip değildi. Bilmediği ihtimallerin suçlusu, göremediği yolların mahkûmu olamazdı.
Ah, şu keşkeler!
Bir telefonun çalmasını bekleyen akşamlar, söylenememiş birkaç güzel kelime, biraz daha cesaret gösterseydik değişebilecek hayatlar…
Kim bilir, belki de en büyük kaybımız yaşayamadığımız yıllar değil, yaşarken kendimizden esirgediğimiz mutluluklardı.
Artık biliyorum: Geçmişi değiştirmek mümkün değil, fakat geçmişin bizde bıraktığı anlamı yeniden düşünmek mümkündür.
Çünkü pişmanlık, yalnızca kaybedilmiş bir zamanın acısı değil; insanın kendi bilincine doğru geç kalmış yolculuğudur.
Ve ben artık keşkelerimi birer yara gibi taşımak istemiyorum.
Onları anlayacağım, nedenlerini çözeceğim, kendime düşman olmadan kendimi yeniden kuracağım.
Çünkü hayat, yaşanmamış ihtimallerin toplamı değil, bilinçle yaşanabilecek kalan zamanın imkânıdır.
Bir gün hepimiz anlayacağız:
En büyük pişmanlık, yanlış bir hayat yaşamış olmak değil; kendi hayatımızı yaşayabilecek güce sahipken başkalarının beklentileri içinde kendimize yabancılaşmış olmaktır.
Ve belki de insanın gerçek özgürlüğü, keşke demeyi bırakmasında değil; bir daha aynı nedenle keşke demeyeceği bir bilinç düzeyine ulaşmasındadır.
Aşk
Seni sevmek,
bir ömrün içine sığdırılmış
en güzel tesadüf değildi yalnızca;
benim kendime dair bütün düşüncelerimi
yeniden gözden geçirmeme neden olan
yeni bir başlangıçtı.
Aşk
Kayıt Tarihi : 8.11.2026 21:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!