Aşk Kasım 36 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Aşk Aşkın Şehri Ordu
7593

ŞİİR


71

TAKİPÇİ

Aşk Kasım 36

Her düşüncenin bir doğuş zamanı,
her güzelliğin anlaşılacağı bir zihinsel ufuk vardır.
Ben seni, henüz tamamlanmamış
bir evrenin en güzel ihtimali olarak sevdim.
Aşk

Hiçbir şey kendi başına
ve nedensiz değildir.
Her oluşum, kendisinden önce gelenin devamı,
her değişim, varoluşun
başka bir ifadesidir.
Aşk
AŞKIN GEOMETRİSİ
Sevgilim;
Belki de aşk, evrenin rastlantısal görünen düzeninde iki insanın birbirini bulmasından daha fazlasıdır. Birbirimizi sevmemiz, doğanın sonsuz nedenselliği içinde iki ayrı varoluşun aynı düşüncede buluşmasıdır.

Spinoza'nın evreninde öğrendim; hiçbir şey kendi başına ve nedensiz değildir. Her oluşum, kendisinden önce gelenin devamı, her değişim, varoluşun başka bir ifadesidir.

Öyleyse seninle karşılaşmamızın anlamı, yalnızca seni bulmuş olmam değil; senin varlığınla kendi varoluşumu daha derinden kavramaya başlamamdır.

Çünkü aşk, sevgilim, bir başkasına sahip olma arzusu değil, onun varlığını özgürce onaylayabilme erdemidir.

Ben seni eksikliğimi tamamlaman için değil, kendi varoluşunun bütünlüğüyle sevdim. Sen benim yarım kalmışlığım değilsin; düşüncelerimi genişleten, duygularımı daha yetkin bir bilince taşıyan eşsiz bir varoluşsun.

Zamanın öğrettiği bir şey varsa, o da her duygunun olgunlaşmak için kendi nedenlerine ve koşullarına ihtiyaç duyduğudur.

Bazı aşklar arzuyla başlar, bazıları özlemle derinleşir; fakat en yetkin aşk, aklın özgürlüğüyle duygunun gücünü aynı varoluşta buluşturabilendir.

Spinoza'nın düşüncelerinden geçerek anladım: İnsan özgür olduğunu, arzularının esiri olmaktan çıktığında kavrar. Ben de seni severken sana hükmetmeyi değil, seninle birlikte daha özgür düşünmeyi seçtim.

Çünkü gerçek sevgi, bir insanın dünyasını daraltmaz; onun düşünce ufkuna yeni evrenler ekler.

Sevgilim;

Bizim aşkımızı zamana karşı bir mücadele olarak görmüyorum. Zamanın içinde, onun nedenselliğini anlayarak daha bilinçli bir sevgiye dönüşüyoruz.

Her geçen gün, seni sevmemin yeni bir nedenini değil, sevginin ne kadar büyük bir düşünsel derinlik taşıyabileceğini keşfediyorum.

Belki gelecek çağlarda insanlık evrenin bütün matematiksel sırlarını çözecek, maddenin en küçük parçacığına ulaşacak, uzayın sınırlarını yeniden tanımlayacak.

Ama ben inanıyorum ki insanın en büyük entelektüel başarısı, başka bir insanın özgürlüğünü incitmeden onunla birlikte mutlu olabilmeyi öğrenmesidir.

Ve seninle kurduğumuz bu bağ, ne bir alışkanlığın zorunluluğu ne de geçici bir arzunun sonucudur.

O, iki bilincin birbirini geliştirdiği, iki özgürlüğün birbirini sınırlamadığı, iki varoluşun yaşam gücünü artırdığı bir sevgi düşüncesidir.

Ben seni yalnızca sevmiyorum sevgilim; seninle birlikte varoluşun daha yetkin bir biçimini öğreniyorum.

Çünkü aşkın en yüksek geometrisi, iki insanın birbirinde kaybolması değil; birbirinin özgürlüğünü koruyarak aynı sonsuzluğa doğru gelişmesidir.

Ve biz…

Zamanın içinden geçerken birbirimizi tüketen iki arzu değil, birbirimizin yaşama sevincini çoğaltan iki özgür düşünce olarak kalacağız.

Aşk, sevgilim; evreni anlamaya çalışan aklın, yaşamı güzelleştirmeyi öğrenmiş hâlidir.
Aşk
ZAMANIN OLGUNLAŞTIRDIĞI AŞK
Sevgilim;
Bazı olgunluklar zamana aittir, bazı duyguların anlaşılmasıysa insanın kendi zihinsel sınırlarını aşmasına…

Biz belki de birbirimizi sevmekten önce birbirimizi anlayabilecek bilince ulaşmalıydık. Çünkü aşk, yalnızca iki kalbin karşılaşması değil, iki ayrı evrenin birbirinin varoluşunu özgürce kabul edebilmesidir.

Zaman bize yalnızca yıllar vermedi; düşüncelerimizi yeniden biçimlendirdi, sabırla sınadı beklentilerimizi, bilginin ötesinde bir anlam öğretti.

Anladım ki sevgilim, insan her şeyi öğrenebilir, fakat bazı duyguların derinliğine ancak kendisi değiştiğinde ulaşabilir.

Seninle öğrendim; olgunluk, zamanın geçmesi değil, geçen zamanın bilince dönüşmesidir. Aşk da belki tam burada başlar: Bir insanın diğerinde kendisini kaybetmesiyle değil, birbirinin özgürlüğünü koruyarak daha büyük bir düşünceye dönüşmesiyle…

Bizim aşkımızın bir mevsimi yok, çünkü mevsimler doğanın, olgunluk ise bilincin takvimidir.

Her düşüncenin bir doğuş zamanı, her güzelliğin anlaşılacağı bir zihinsel ufuk vardır. Ben seni, henüz tamamlanmamış bir evrenin en güzel ihtimali olarak sevdim.

Ve biliyorum, geleceğin insanı belki daha fazla bilecek, daha hızlı düşünecek, evrenin sırlarını daha derinden çözecek; ama sevmenin ne anlama geldiğini hâlâ birbirinin özgürlüğünde arayacak.

Çünkü medeniyet bilgiyi çoğaltır, aşk ise bilince derinlik kazandırır.

Sevgilim;

Biz zamana yenilmek için değil, zamanın içinden geçerek olgunlaşmak için sevdik.

Bir gün bütün kelimeler anlamını değiştirse, bütün düşünceler yeni bir evrene taşınsa bile sana duyduğum sevginin düşünsel mirası yeni başlangıçlara ilham verecek.

Çünkü bazı aşklar yaşanıp bitmez; insanlığın düşünce ufkuna karışır.

Ve ben seni, zamanın tüketebileceği bir duyguyla değil, her geçen çağda yeniden anlam kazanabilecek bir bilinçle seviyorum.
Aşk
AŞKIN SONSUZLUK SEFERİ
Sevgilim;
Bir gün aşkın coğrafyasını keşfetmek için bilinmeyen denizlere açıldım. Yanıma ne bir pusula aldım ne de dönüşü garanti edilmiş bir rota…

Çünkü seninle başlayan yolculukta coğrafyanın sınırları yetmiyordu insana; okyanusların derinliği, gökyüzünün genişliği, hatta evrenin matematiksel sonsuzluğu bile anlatmaya yetmiyordu içimdeki keşfi.

Jules Verne'in düşlediği makinelerle zamanın ötesine geçtim, denizlerin altından kıtaları aştım, bilinmeyen dünyaların kapısını araladım.

Fakat hiçbir keşif, senin zihninde saklı o eşsiz evren kadar şaşırtmadı beni.

Spinoza'nın düşünceleriyle anladım sonra; evren, birbirinden kopuk olayların toplamı değil, sonsuz bir düzenin iç içe geçmiş nedenleridir.

Belki de karşılaşmamız, bu büyük düzenin içinde iki ayrı varoluşun birbirini dönüştürmesiydi.

Ben seni bir liman gibi sevmedim sevgilim; çünkü limanlar yolculuğun sonudur. Ben seni, her dönüşünde yeni bir kıta keşfettiren sonsuz bir okyanus gibi sevdim.

Zamanın makineleri çalışırken yıllar geçti üzerimizden. Anladık ki bazı olgunluklar takvim yapraklarında değil, insanın düşünce derinliğinde birikir.

Her yaşanmışlık başka bir koordinat, her özlem yeni bir keşif, her kavuşma bilinmeyen bir coğrafyanın ilk kez görülmüş kıyısıydı.

Biz aşkı yalnızca hissetmedik; onu düşündük, sorguladık, geliştirdik. Arzunun geçiciliğinden özgürlüğün bilgisine, özlemin ağırlığından birlikte yaşamanın sevincine uzanan bir düşünce yolculuğuna çıktık.

Sevgilim;

Eğer bir gün zamanın ötesine giden bir makine icat edilirse, senden önceki bütün mevsimlerime uğramak isterim.

Çünkü seni daha erken tanımak için değil, seni sevmeyi öğrenen bütün eski hâllerimi yeniden keşfetmek için…

Eğer okyanusların en derin noktasına inersem, orada bile arayacağım şey dünyanın bilinmeyen bir canlısı değil, seninle paylaşabileceğim yeni bir yaşam ihtimalidir.

Eğer başka gezegenlere ulaşabilirsem, insanlığın ilk aşk mesajını yıldızlararası boşluğa bırakmak isterim:

İki insan birbirinin özgürlüğünü koruyabiliyorsa, evrenin hangi köşesinde yaşarsa yaşasın birlikte yeni bir dünya kurabilir.

Ve bir gün bütün haritalar tamamlandığında, bütün okyanuslar ölçüldüğünde, bütün keşifler bilim tarihine yazıldığında bizim yolculuğumuz hâlâ devam ediyor olacak.

Çünkü bazı keşiflerin son durağı yoktur.

Ben seninle bir ömrü tüketmek değil, sevgilim; her gün yeniden keşfedilecek bir evren kurmak istiyorum.

Aşk dediğin, iki insanın aynı yerde kalması değil; aynı sonsuzluğa doğru birbirinin özgürlüğünü çoğaltarak ilerlemesidir.

Ve ben…

Bütün bilinmeyenlerin arasından yine seni seçiyorum.

Çünkü keşfedilecek en büyük evren, bazen bir insanın içinde başlar ve iki insanın ortak geleceğinde sonsuzlaşır.
Aşk

Bir gün bütün haritalar tamamlandığında,
bütün okyanuslar ölçüldüğünde,
bütün keşifler bilim tarihine yazıldığında
bizim yolculuğumuz hâlâ devam ediyor olacak.
Aşk

Biz aşkı yalnızca hissetmedik;
onu düşündük, sorguladık, geliştirdik.
Arzunun geçiciliğinden özgürlüğün bilgisine,
özlemin ağırlığından birlikte yaşamanın sevincine
uzanan bir düşünce yolculuğuna çıktık.
Aşk

Sevgilim;
Sana bir itirafta bulunmalıyım:
Ben seni tanımadan önce de
kendimi tanıdığımı sanıyordum.
İnsan zihninin ne kadar ileri gidebileceğini,
bir düşüncenin nasıl bir medeniyete dönüşebileceğini
hesaplayabiliyordum.
Fakat insan, kendi aklının sınırlarını
bir başkasının varlığında keşfedebiliyormuş.
Aşk

İlk zamanlar aşkı bir ideal sandım.
Ulaşılması gereken yüksek bir amaç,
uğruna bütün dünyayla mücadele edilecek
büyük bir düşünce…
Sonra anladım ki insanın en büyük yanılgısı,
sevdiği kişiyi kendi hayallerinin içine hapsetmesidir.
Ben seni kendi düşüncelerime benzetmek istemiyorum.
Senin benden farklı düşünme hakkını,
kendi yolunu seçme özgürlüğünü,
hatta bazen beni anlamama ihtimalini bile
sevginin dışında tutmuyorum.
Çünkü aşk, sevgilim,
bir insanın diğerine hükmetmesi değil,
kendi gururunu aşabilecek kadar
insanca davranmayı öğrenmesidir.
Aşk

Benim ait olduğum yer, senin yanın. Bunu o kadar güçlü hissediyorum ki, kader denilen yazgı tam olarak senden vaz geçemeyişim.Tüm senaryolar sana çıkıyor.
Aşk

İnsan bazen bir yere ait olmaz; bir insanın yanında bütün dünyasını bulur. Benim bütün coğrafyam sensin.
Aşk

Kader, karşılaşmalarımızı yazmış olabilir; fakat senden vazgeçemeyişim, benim her gün yeniden verdiğim karardır.
Aşk

Bütün yolların sana çıkması bir tesadüf değil; kalbimin bütün ihtimalleri aynı adreste birleştirmesidir.
Aşk

Ben seni aramıyorum artık; çünkü hangi düşünceye dalsam, hangi geleceği hayal etsem, sonu yine sen oluyorsun.
Aşk

İnsan bazen birini sevmez yalnızca; onun yanında kendisinin eksik kalmış bütün anlamlarını tamamlar.
Aşk

Eğer kaderin bir dili varsa, benim için söylediği tek kelime sensin.
Aşk

Uzaklık kilometrelerle ölçülür; fakat insanın bir başkasına ait oluşu, hiçbir ölçü birimine sığmaz.
Aşk

Benim sana dönüşüm bir alışkanlık değil; bütün olasılıklar karşısında değişmeyen tek tercihimdir.
Aşk

Dünyanın bütün senaryolarını önüme koysalar, son sayfasında sen olmayan hiçbir hikâyeyi yaşamaya razı gelmem.
Aşk

Belki de aşk, insanın özgürlüğünü kaybetmesi değil; özgür iradesiyle aynı insanı sonsuz kez seçmesidir.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 31.10.2026 22:47:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!