Sen,
benim evrenimde açıklanması gereken bir bilinmez değil,
birlikte düşünmeyi,
birlikte değişmeyi,
birlikte özgürleşmeyi seçtiğim
en güzel sorusun.
Aşk
Sevgilim,
Seni sevmeye başladığımda anladım:
Kalbin de kendine özgü bir siyaseti var.
Akıl müzakere ister, arzu acele eder;
gurur taviz vermez, özlem sınır tanımaz.
İnsan kendi içinde bile uzlaşamıyorken
bir başkasının ülkesinde nasıl barış kurabilir?
Aşk
Aşkın Prensi
Sevgilim,
Seni sevmeye başladığımda anladım: Kalbin de kendine özgü bir siyaseti var. Akıl müzakere ister, arzu acele eder; gurur taviz vermez, özlem sınır tanımaz. İnsan kendi içinde bile uzlaşamıyorken bir başkasının ülkesinde nasıl barış kurabilir?
Ben seni fethetmeye gelmedim; çünkü insanın kalbini ele geçirmekle onun sevgisini kazanmak aynı şey değildir. İlki bir iktidar meselesi, ikincisi ise her gün yeniden sınanan bir irade ve güven meselesidir.
Machiavelli belki bana şunu sorardı: “Sevdiğin insanın gönlünde hüküm sürmek mi istiyorsun, yoksa sen yokken de seni seçmesini mi?”
Ben ikinci yolu seçerdim, sevgilim. Çünkü korkuyla korunan bağlılık, ilk fırsatta kapıyı arar; özgür iradeyle kurulan yakınlık ise kapının açık olduğunu bilerek kalır.
Aşkın sarayında entrikaya yer yok sanma; bazen bir suskunluk diplomasi, bir kıskançlık sınır ihlali, bir özür ise bütün dengeleri değiştiren küçük ama etkili bir barış antlaşmasıdır.
Ne var ki ben, seni kazanmak uğruna kendimi kaybedersem hangi zaferden söz edebilirim? Senin üzerinde güç kurup sana güven veremezsem iktidarımın ne kıymeti kalır?
Çünkü insan doğası tuhaftır: İstediğine ulaşınca değerini sorgular, kaybetme ihtimali doğunca kıymetini anlar. Bazen sevgiyi bir ganimet gibi kovalar, sonra onu korumak için kendi özgürlüğünü kuşatır.
Ben bu siyaseti değiştirmek istiyorum.
Sana vaatlerimi çoğaltarak değil, davranışlarımı tutarlı kılarak yaklaşacağım. Seni etkilemek için hakikati eğip bükmeyeceğim; çünkü yalanın kısa vadeli kazancı, güvenin uzun vadeli kaybına değmez.
Ve eğer bir gün aramızda anlaşmazlık çıkarsa, seni muhalefet partisi ilan etmeyeceğim. Her tartışmayı rejim krizine, her sessizliği diplomatik yaptırıma, her gecikmiş mesajı uluslararası meseleye dönüştürmeyeceğim.
Zira sevgilim, bir ilişkinin yönetimi zor olabilir; ama iki insanın aynı anda haklı çıkmaya çalışması, bazen bütün dünyayı yönetmekten daha zordur.
Ben senin kalbinde iktidar değil, itibar kazanmak istiyorum. Çünkü iktidar, insanın yanında kalmanı sağlayabilir; itibar ise yanında kalmaya değer olup olmadığını gösterir.
Machiavelli'nin prensi, iktidarını korumak için insanları tanımak zorundaydı. Ben de aşkın prensi olarak önce kendi zaaflarımı tanımayı öğreniyorum: Kıskançlığımı sadakat, inatçılığımı karakter, suskunluğumu asalet diye pazarlamaktan vazgeçiyorum.
Ne de olsa sevgilim, insan kendi kusurlarına güzel isimler bulmakta oldukça maharetlidir.
Bazen “Ben böyleyim,” der; oysa söylemek istediği, “Değişmek için henüz yeterince uğraşmadım,”dır.
Bazen “Seni çok seviyorum,” der; oysa asıl istediği, “Beni kaybetme ihtimalinle sürekli meşgul ol,”dur.
Ben bu ucuz siyasetten çekiliyorum. Kalbinde olağanüstü hâl ilan ederek ömür boyu iktidarda kalmaya niyetim yok.
**Çünkü aşkın en büyük siyasi başarısı, bir insanı yönetmek değil; yönetilmesi gerekmediği hâlde onun güvenini kazanabilmektir.**
Gel, sevgilim; aramızda bir cumhuriyet kuralım: Kararları korku değil akıl alsın, sınırları baskı değil saygı çizsin, muhalefetimiz ayrılık sebebi değil, birbirimizi daha iyi anlama fırsatı olsun.
Sen kendi düşünceni koru, ben kendi aklımı. Birbirimizi ikna edebilelim; ama birbirimizi susturarak kazanmayalım.
Ve bir gün dünya bize “Bu ilişkinin sırrı nedir?” diye sorarsa, gizli anlaşmalarımızı açıklamadan şöyle cevap verelim:
Biz birbirimizi ele geçirmedik; birbirimizin yanında kalmaya her gün yeniden değer bulduk.
Çünkü tahtlar el değiştirir, iktidarlar sarsılır, siyasi dengeler bozulur; ama iki insanın birbirine duyduğu saygı, güç gösterisine ihtiyaç duymadan da ayakta kalabilir.
Aşkın gerçek prensi, sevdiğinin iradesini ortadan kaldıran değil; o iradenin özgürce kendisini seçmesini sağlayacak kadar güvenilir olandır.
Aşk
Ve bir gün dünya bize
“Bu ilişkinin sırrı nedir?” diye sorarsa,
gizli anlaşmalarımızı açıklamadan
şöyle cevap verelim:
Biz birbirimizi ele geçirmedik;
birbirimizin yanında kalmaya
her gün yeniden değer bulduk.
Aşk
Gel, sevgilim;
aramızda bir cumhuriyet kuralım:
Kararları korku değil akıl alsın,
sınırları baskı değil saygı çizsin,
muhalefetimiz ayrılık sebebi değil,
birbirimizi daha iyi anlama fırsatı olsun.
Aşk
Hiçbir duygu nedensiz doğmaz,
hiçbir arzu kendi başına hükümran değildir.
İnsan, bilmediği nedenlerin elinde sürüklenir;
anlamaya başladığında ise
kendi varoluşunun imkânlarını genişletir.
Aşk
Aşkın Geometrisi: Özgürlüğün Etiği
Sevgilim,
Seni sevmek, evrenin düzenine karşı çıkmak değil; o düzenin içinde kendi varlığımı anlamaktır. Çünkü hiçbir duygu nedensiz doğmaz, hiçbir arzu kendi başına hükümran değildir. İnsan, bilmediği nedenlerin elinde sürüklenir; anlamaya başladığında ise kendi varoluşunun imkânlarını genişletir.
Ben bir zamanlar aşkı fetih sandım: Bir kalbi kazanmak, bir iradeyi kendime bağlamak, bir başkasının hayatında vazgeçilmez olmak… Sonra anladım ki sevgilim, başkasının özgürlüğünü daraltarak büyüyen benlik, kendi küçüklüğünü iktidarla örtmeye çalışır.
Oysa sen benim mülküm değilsin; ben de senin tamamlanmamış bir parçan değilim. İki ayrı varlığın karşılaşmasıyız biz: Birbirini tüketmek zorunda olmayan, birbirinin var olma kudretini artırabilen iki özgün hakikat.
Spinoza’nın diliyle söylersek, her varlık kendi varlığında sürme çabasını taşır; benim conatus’um seni esir almak değil, seninle karşılaştığımda daha yetkin düşünebilmek, daha bilinçli yaşayabilmek, dünyayı daha geniş bir akılla kavrayabilmektir.
Çünkü aşkın ölçüsü, sana ne kadar ihtiyaç duyduğum değil yalnızca; seninle birlikteyken ne kadar daha özgür, daha etkin, daha bilinçli bir insana dönüşebildiğimdir.
Söyle sevgilim, kıskançlık gerçekten sevginin kanıtı mıdır, yoksa kaybetme korkusunun zihnimizde kurduğu bir zorunluluk mu? Bir insanı denetlemek istememiz, onu derinden tanıdığımızı mı gösterir; yoksa kendi duygularımızın nedenlerini henüz kavrayamadığımızı mı?
Ben artık korkumu sadakat diye sunmuyorum, arzumu hakikatle karıştırmıyorum. Çünkü bir duygunun güçlü olması, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Ve insan, kendi tutkusunu sorgulamadan özgür olduğunu iddia edemez.
Seni seviyorum; ama sevgimi senin üzerinde bir hükme çevirmiyorum. Sana yakın olmak istiyorum; ama yakınlığı, sınırlarını ortadan kaldırmak sanmıyorum. Seninle bir hayat kurmak istiyorum; ama bu hayatın temelini birimizin ötekine boyun eğmesine dayandırmıyorum.
**Çünkü sevgi, iki iradenin birbirini yönetmesi değil; iki varlığın, birbirlerinin özgürlüğünü çoğaltarak ortak bir mutluluğun nedenine dönüşmesidir.**
Belki de insanın en büyük yanılgısı, mutluluğunu dış dünyanın mutlak itaatiyle ölçmesidir. Herkes istediği gibi davransın ister, hayat bütün beklentilerini karşılasın bekler; sonra dünyanın kendi tasarımına uymamasını kendi mutsuzluğunun tek nedeni sayar.
Oysa sevgilim, dünyayı bütünüyle yönetemeyiz; fakat onu nasıl anladığımızı sorgulayabiliriz. Karşımızdakini kendi isteğimize göre biçimlendiremeyiz; fakat onunla kurduğumuz ilişkinin ahlakını değiştirebiliriz.
İşte özgürlüğün başlangıcı, her istediğini yapabilmekte değil; neden istediğini anlayabilmekte saklıdır.
Ve aşk, bu anlayışın en zor sınavlarından biridir.
Çünkü sevdiğimiz insan, bazen beklentilerimizi bozar, bazen kanaatlerimizi sarsar, bazen kendimiz hakkında bilmek istemediğimiz gerçekleri bize gösterir.
Onu suçlamak kolaydır; kendimizi anlamak ise cesaret ister.
Ben seninle bu cesareti öğrenmek istiyorum. Bir tartışmada üstün gelmektense hakikate biraz daha yaklaşmayı, birbirimizi susturmaktansa düşüncelerimizin nedenlerini araştırmayı, haklılığımızı korumaktansa yanlışımızı dönüştürmeyi…
Çünkü akıl, duyguların düşmanı değildir; onları daha özgür bir yaşama biçimine dönüştürebilmenin yoludur.
Sevgilim, sana sonsuz bir mutluluk vaat edemem. Fakat mutluluğu yalnızca şartların kusursuzluğunda aramayan bir bilinç geliştirebiliriz. Birbirimizin hayatındaki her güçlüğü ortadan kaldıramayız; ama güçlüklerin içinde birbirimizi eksiltmemeyi öğrenebiliriz.
Belki aşkın en yüksek erdemi budur: Birbirimizi hayatın bütün nedenlerinden korumak değil, nedenleri daha iyi anlayarak daha bilinçli yaşamamıza yardımcı olmak.
Ben seni kaderimin tek açıklaması saymıyorum; seninle karşılaşmamı, kendimi ve dünyayı yeniden düşünmeye açılan derin bir imkân olarak görüyorum.
Ne sen benim eksikliğimin ilacısın ne de ben senin tamamlanma zorunluluğun. Biz, kendi bütünlüğümüz içinde karşılaşan, birbirini daha yetkin bir varoluşa çağıran iki insan olabiliriz.
Ve eğer bir gün yollarımızın önünde belirsizlikler, değişimler, zorluklar belirirse, aşkımızın değerini yalnızca huzurlu günlerle ölçmeyelim. Çünkü sevgi, her koşulda aynı duyguyu hissetmek değil; duygular değişirken bile aklın, saygının ve özgür iradenin ışığında birbirimize nasıl davranacağımızı seçebilmektir.
**Özgürlük, aşkın yokluğu değildir; aşkın korkudan, kör bağımlılıktan ve sahip olma arzusundan arınarak daha bilinçli hâle gelmesidir.**
Gel sevgilim, birbirimizin dünyasında hükümranlık kurmayalım. Birbirimizin varlığını daha anlaşılır, düşüncesini daha berrak, yaşama gücünü daha yüksek kılalım.
Çünkü evrenin düzeninden kaçamayız; ama o düzenin içindeki yerimizi daha bilinçli kavrayabiliriz.
Ve belki gerçek aşk, iki insanın birbirine duyduğu ihtiyacın ötesinde, birbirlerinin var olma kudretini artırdıklarını akıl ve deneyimle keşfetmeleridir.
Seni, bana ait olduğun için değil; seninle birlikte daha özgür düşünebildiğim, daha derin anlayabildiğim ve hayatı daha bilinçli yaşayabildiğim için seviyorum.
Aşk
Eğer bir gün yollarımızın önünde
belirsizlikler, değişimler, zorluklar belirirse,
aşkımızın değerini yalnızca huzurlu günlerle ölçmeyelim.
Çünkü sevgi, her koşulda aynı duyguyu hissetmek değil;
duygular değişirken bile
aklın, saygının ve özgür iradenin ışığında
birbirimize nasıl davranacağımızı seçebilmektir.
Aşk
Sevgilim,
sana sonsuz bir mutluluk vaat edemem.
Fakat mutluluğu yalnızca şartların kusursuzluğunda
aramayan bir bilinç geliştirebiliriz.
Birbirimizin hayatındaki her güçlüğü ortadan kaldıramayız;
ama güçlüklerin içinde birbirimizi eksiltmemeyi öğrenebiliriz.
Aşk
Dünyayı değiştirmek isteyen nice insan,
önce kendi içindeki iktidarı sorgulamayı unutur.
Oysa insanın en tehlikeli yanı,
yanılabilmesi değil;
yanıldığında bile kendisini gerçeğin sahibi sanmasıdır.
Aşk
Aşk,
eski şiirlerin sayfalarında kalan
güzel bir hatıra değildir yalnızca;
insanın her çağda yeniden sorduğu
en eski ve en canlı sorudur.
Aşk
Bir gün hikâyemizin sayfaları sararırsa,
bırak bazı cümleler eksik kalsın.
Bütün aşklar kusursuz sonlarla bitmek zorunda değil;
bazıları, iki insanın birbirinde bıraktığı
düşünce ve iyilikle anlam kazanır.
Aşk
Ben aşkı istiyorum:
Ama büyük yeminlerden daha sahici,
gösterişli sözlerden daha derin,
bir ömür süreceğini iddia etmektense
her gün emek vermeyi bilen…
Aşk
Sen bir cümleden daha fazlasısın;
kendi hikâyesini yazma hakkı olan
güzel bir dünyasın.
Benim sana duyduğum aşk ise
o dünyanın kapısını çalmak,
içeri davet edilirsem sevinmek
ve her koşulda kapının sana ait olduğunu bilmektir.
Aşk
Yıllar sonra biri sorarsa
bu "Aşkın Şehri Ordu" kitabının asıl konusu neydi diye,
cevabımız ne yalnızca özlem
ne de kavuşmanın mutluluğu olsun...
Aşk
Aşk, insanın eylemine kattığı anlamdır; anlamla yapılan her iş, başarıya giden yolun ötesinde, insanın kendi varlığını gerçekleştirmesidir.
Aşk
Sevgilim,
adını bilmediğim o kitabın
en güzel cümlesi sensin demeyeceğim...
Aşk
Bir eylemin gerçek kudreti, yalnızca aklın hesaplarında değil, onu gerçekleştiren iradenin aşkla kurduğu ilişkide saklıdır; çünkü aşk, yeteneği emeğe, emeği ustalığa dönüştüren içsel bir dinamiktir.
Aşk
Aşk, yapılan işin içine yerleştiğinde emek sıradanlığını yitirir; insan, yalnızca bir sonuç elde etmez, yaptığı işe kendi imzasını kazır.
Aşk
İnsan bir işi yalnızca yapmak için yaptığında sonuç üretir; aşkla yaptığında ise sonucun ötesinde bir değer yaratır.
Aşk
Varlık nedir, sevgilim,
bir insanın dünyada bulunması mı,
yoksa bir başkasının hayatında
anlam kazanması mı?
Aşk
Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 29.10.2026 23:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!