Ali sormuş bir güle,
“Güzelliğin mi bağlar âşığı,
yoksa dikenlerin mi öğretir
sevmenin gerçek ağırlığını?”
Gül, rüzgârın içinden gülümsemiş:
“Beni yalnızca rengim için seven,
ilk hazanda başka bir bahçe arar.
Beni tanımayı göze alan ise
solduğum gün bile neden açtığımı anlar.”
Aşk
Bir gün yollarımız ayrılırsa,
seni kötüleyen bir masal yazmam.
Her ayrılığın bir suçlusu olması gerekmez;
bazen iki doğru,
aynı hayatın içinde farklı yönlere bakar.
Ama kalırsan,
seni bir ödül gibi saklamam içimde;
bir bahçe gibi emek veririm sevgimize.
Çünkü güzellik kendiliğinden dikkat çeker,
sadakat ise her gün yeniden seçilir.
Aşk
“İnsan, sevdiğinin kalbinde kabul görmek için kendini savunmaya başladığında aşk bir mahkemeye dönüşür; oysa gerçek yakınlık, insanın suçsuzluğunu kanıtlamasına gerek kalmadan anlaşılabildiği yerdir.”
Aşk
Sana ulaşmak için yollar aradım,
her yol başka bir kapıya açıldı.
Kapıların ardında yeni sorular,
soruların ardında yeni sessizlikler…
Ve ben, sana bir adım yaklaşmak için
kendimden kaç adım uzaklaştığımı
hesaplayamaz oldum.
Aşk
Bir insan, bir başkasını severken
kendi özgürlüğünü kaybetmeden
ona nasıl bütünüyle bağlanabilir?
Aşk
Ben seni seçmiştim,
ama bu seçimin beni neden değiştirdiğini
henüz kendime bile açıklayamamıştım.
Aşk
“Aşk, insanın bir başkasına duyduğu hayranlıktan önce, kendi aklının sınırlarını keşfetmesidir; çünkü kalp bazen gerçeği bulmaz, fakat gerçeğin hangi noktada yetersiz kaldığını gösterir.”
Aşk
Seni, her şeyin güzel olduğuna inandığım için değil,
güzellik her şeye rağmen mümkün olduğu için sevdim.
Aşk
Dünyanın Bütün Yanılgılarına Rağmen Seni Seçiyorum
Bana dünyanın kusursuz olduğunu söylediler, her yaranın ardında bir hikmet, her ayrılığın içinde gizli bir kazanç, her gözyaşının sonunda mutlaka gülümseyecek bir neden bulunduğunu…
Sonra seni tanıdım.
Ve anladım ki bazı hakikatler, insanın öğrendiği bütün cevapları yeniden sorgulamasına neden olur.
Seninle karşılaşmadan önce aklın her şeyi açıklayabileceğine inanırdım. Bir duygunun neden başladığını, bir insanın neden değiştiğini, bir kalbin hangi mantıkla başka bir kalbe yöneldiğini…
Oysa sen, bütün gerekçelerimi susturan ama düşünme isteğimi çoğaltan en güzel çelişkim oldun.
Dünya adaletsizdi, biliyordum. İnsanlar kendi çıkarlarını hakikat sanıyor, güçlüler yanılgılarını ilke diye sunuyor, kimi sevgiler bile sahip olma arzusuna yeniliyordu.
Ben bütün bunları gördüm, sevgilim; seni sevmeyi dünyanın kusursuzluğuna bağlamadım.
Seni, her şeyin güzel olduğuna inandığım için değil, güzellik her şeye rağmen mümkün olduğu için sevdim.
Çünkü aşk, gerçekleri inkâr eden kör bir iyimserlik değildir; gerçeği bütün çelişkileriyle görüp yine de iyiliği seçebilmektir.
Senin elini tuttuğumda dünyanın bütün sorunları çözülmedi. Tarih masumlaşmadı, insanlık bilgeleşmedi, adalet bir anda herkese ulaşmadı.
Ama küçücük bir şey değişti: Bir insanın başka bir insana karşılıksız bir iyilik sunabileceğine yeniden inandım.
İşte bu yüzden seni bir kurtuluş masalı gibi yazmadım. Beni bütün eksikliklerimden arındıracak mucizevi bir son da beklemedim.
Ben seninle yaşanabilir bir hakikat istedim: Birlikte düşünebildiğimiz, yanılınca özür dileyebildiğimiz, haklı çıkmaktan çok birbirimizi anlayabildiğimiz, özgürlüğümüzü kaybetmeden birbirimize ait hissettiğimiz bir hayat…
Belki evrenin bizim için hazırladığı kusursuz bir plan yoktu. Belki yıldızlar geleceğimizi bilmiyor, zaman hiçbir kavuşmaya söz vermiyordu.
Ne gam!
Bizim sevgimiz, varlığına dair kozmik bir teminat aramadan kendi anlamını kurabilirdi.
Çünkü insan, her şeyi kontrol edemese de nasıl davranacağını seçebilir; dünyayı tek başına değiştiremese de bir başkasının dünyasında iyiliğin dilini konuşabilir.
Ve ben, sevgilim, bütün felsefelerin önünde eğilmeden, bütün kesinlikleri sorgulamaktan vazgeçmeden, sana her gün yeniden dönmeyi seçiyorum.
Sana inanmak için dünyayı kusursuz bulmam gerekmiyor. Seni sevmek için geleceğin garantisini istemiyorum. Mutlu olmak için bütün insanlığın yanılgılarından önce kurtulmasını beklemiyorum.
Benim iyimserliğim, her şeyin iyi olacağına inanmak değil; her şeyin iyi olmadığı bir dünyada iyiliği seninle birlikte üretmeye razı olmaktır.
Ve belki de aşkın en olgun biçimi budur: Dünyayı olduğundan daha güzel sanmadan, sevdiğin insanı kusursuz ilan etmeden, hayatı bir yanılsamaya dönüştürmeden…
Bütün gerçekleriyle bu dünyada birbirimizi seçmek.
Çünkü ben artık biliyorum: Cennet, kusursuz insanların yaşadığı uzak bir yer olmayabilir.
Belki cennet, iki kusurlu insanın birbirini değiştirmeye hükmetmeden, birbirinin gelişimine eşlik ederek küçük dünyalarını güzelleştirmesidir.
Aşk
“Olgun aşk, dünyanın iyi olduğuna dair bir yanılsama değil; dünyanın bütün kusurlarını gördükten sonra bile, iyiliği bir başkasına karşı sorumluluk hâline getirebilmektir. Çünkü umut, gerçeği inkâr ettiğinde avuntuya; gerçekle yüzleştiğinde ise ahlaki bir seçime dönüşür.”
Aşk
İnsan, her şeyi kontrol edemese de
nasıl davranacağını seçebilir;
dünyayı tek başına değiştiremese de
bir başkasının dünyasında
iyiliğin dilini konuşabilir.
Aşk
Dünya adaletsizdi, biliyordum.
İnsanlar kendi çıkarlarını hakikat sanıyor,
güçlüler yanılgılarını ilke diye sunuyor,
kimi sevgiler bile
sahip olma arzusuna yeniliyordu.
Aşk
Sen,
bütün gerekçelerimi susturan
ama düşünme isteğimi çoğaltan
en güzel çelişkim oldun.
Aşk
Bana dünyanın kusursuz olduğunu söylediler,
her yaranın ardında bir hikmet,
her ayrılığın içinde gizli bir kazanç,
her gözyaşının sonunda mutlaka
gülümseyecek bir neden bulunduğunu…
Sonra seni tanıdım.
Ve anladım ki bazı hakikatler,
insanın öğrendiği bütün cevapları
yeniden sorgulamasına neden olur.
Seninle karşılaşmadan önce
aklın her şeyi açıklayabileceğine inanırdım.
Bir duygunun neden başladığını,
bir insanın neden değiştiğini,
bir kalbin hangi mantıkla
başka bir kalbe yöneldiğini…
Oysa sen,
bütün gerekçelerimi susturan
ama düşünme isteğimi çoğaltan
en güzel çelişkim oldun.
Aşk
Kayıt Tarihi : 22.10.2026 08:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!