Aşk acısının tazesi bayatı yok;
fırından yeni çıkmış somun gibi eli yaksa da tazeyken,
bekleyince kaskatı kesilip gırtlağa dizilen
aynı ekmektir nihayetinde...
Bir otobüs muavininin gece yarısı muşamba koltuklar arasında
yanlış koltuğa yavaşça uzattığı o mahcup battaniye gibidir;
ne tam ısıtır içini,
ne de "üşümüyorum" demene izin verir.
Ankara ayazında durakta beklerken
cebinde unuttuğun kırık bir tespih tanesidir bazen;
çeksen dahi dizilmez arka arkaya,
atayım desen, babandan kalma bir hatıra gibi sızlar elinde.
Zaman diyorlar ya hani, ilacıymış her şeyin...
Oysa zaman, mahalle bakkalının veresiye defterini kaybetmesi gibidir;
borç silinmez hiçbir zaman,
sadece defteri tutan adam yaşlanır,
yazılar silikleşir,
mürekkep uçup gider kağıttan.
Ne dünün sızısı daha asil,
ne bugünün gözyaşı daha afili...
Çünkü aşk dediğin,
kendi cebinden çaldığın bir bozuk parayla
aynı otomata defalarca jeton atıp
seferinde aynı boş bardağı beklemektir kuytu bir gar köşesinde...
Kayıt Tarihi : 1.11.2026 17:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!