Günlerden seni bıraktığım günün akşamı.
Saati bilmiyorum, durdurdum.
Geceler ömrümden uzun,
Güneş hiç doğmaz olmuş.
Beynim bir çalkantı, aşk artık oyun, şiirler sahte. Renkler yok, göz görmüyor zaten.
Biniyorsun ayrılık gemisine,
suyu gözyaşım olan denizde.
Dilim ardından tutuklu,
gözlerim destanlar yazıyor,
“Gitme,” diyor.
Antika bu gönlüm,
Utanır, edemez güzel söz.
İçimden yaşarım seni,
Gözümden sakınırım.
Tutamam ellerinden,
Dokunamam saçlarına.
Her şeyi içimde taşıyorum,
Kaybediyorum.
Kaybettiklerim hafifletmiyor,
Ağırlaştırıyor.
Nefret ediyorum insanoğlu, senden.
Mecburum. Neye mi?
Biraz yaşamaya,
yeniden başlamaya mecburum.
Hayal kurmaya,
hayalleri yaşamaya mecburum.
Kendinden vazgeçenlerden bugün ben.
Susuyorum, karsa karşı.
İçimde öfke yok,
kin yok, nefret yok.
Mutluluk da yok.
Biraz hüzün var sadece.
Seni tanıdığımdan beri elimde bir defter dolduruyorum işte;
bazen senle, bazen bizle.
Sayfalar bana küs, sana âşık.
İçimdeki benden nefret ediyorum,
çünkü hâlâ seni seviyor.
Günler umurumda değil.
Saatim kayıp,
Güneş tepeden vuruyor.
Unutulmaya yüz tutmuş ara sokaklardaki
Bir çaycıdayım.
Kırık sandalyenin üstünde oturuyorum.
Sen gülünce gülüşün baharlanır,
Benim içim aydınlanır.
Artık bu ne aşk ne de sevda;
Ben doğrudan sen oluyorum, Beyza.
Toprağıma biraz sen ektim,
İçimde derin bir sensizlik var.
Sevgini biçmek isterken,
Yokluğunda harmanlandım.
Seni anlatmaya kelimeler yetmezken,
Sensizliğe cesaretim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!