Kaç paradır bir Günaydın mesajı?
Teşekkür etmenin bedeli nedir?
Ne kadarsa vereyim parasını
Uğrayıp da selam ver arada bir.
Ankara, 21.09.2016, 08:35
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Alış-veriş olur mu? Dostlar ve sevenler arasında...
Bedeli mi... bence yok!
Sitem, Dost'tan gelince bir başka güzelmiş...
Nazı da seve seve çekilir, baş üzerinde ağırlanırmış...
Teşekkürler...
Bu güzel hatırlatma ve bu şirin mi şirin... 'MERHABA' mesajına...
Sözlerinin bedeli olmayan güzel Dost... Yüreğin var ola...
Sevgi ve selamlarımla...
Selam esirgenir mi kimseden, nadanın tekidir selamsız sabahsız gelip geçen. Bir selam bir seher yeli bize, bir selam inleyen bir keman telidir bize. İstediğin selam olsun dost... Gönüller dolusu selam size.... Kutluyorum. Çok güzeldi. Ellerine sağlık...
Yaşamın en doğal ve en gerekli olgularını neye endeksledi zaman...Neyle ölçülür oldu en şık serüvenler...Eleştirisini içinde taşıyan çok şık bir duygusal serzenişti...Kutluyor, saygılar sunuyorum...
Öyle sıkça değil..
'Bıktırmam', her gün demem..
Selamın ederi, tutarı yok ki.. Sermayesi 'söz', ederi 'niyet', sevgi, biraz da saygı ve insanlık..
Arada bir anımsa hiç değilse.. Bir selam ver, hal, hatır sor, o kadar..
Çok hoş bir anımsatma.. İnsanlık adına..
Kutlarım Yılmaz Bey..
4 x 4 kutlarım
Ahh ahhh. Parayla pulla olsa bu işler. Ne yazık ki öğrenemiyor, öğretemiyoruz bu en basit ve kolay olanı bile. Oysa sosyalleşmenin birinci şartıdır selamlaşabilmek. Gülümseyerek bir 'Merhaba: :) ' demek bedavadır üstelik. Hem de biz bir İslam ülkesiyiz. Selam vermeyi en iyi bizim bilmemiz gerekirdi.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Bir selam ile selamlandığınızda ondan daha iyisiyle veya aynısıyla selamı alın…”
Nisa 86
Çok anlamlı bir konuya değinen şiirinizi kutluyor, serzenişinize sonuna kadar katılıyorum Yılmaz Örmeci Bey.
İş buraya mı kaldı!.... Bedava olduğu için mi değersiz diyorsunuz yani!?....
Bir yakınım, yıllar önce kızını görmeye gitti Almanya'ya... Almanca hiç bilmiyor... Sabahları kızıyla gittikçe öğrendiği fırına gidiyormuş... Öğrencilerinde tam okul saati...
'Küçücük çocuklar 'günaydın' demeden geçmiyorlar... Geç görürlerse geri dönüp arkamdan sesleniyorlardı... Be sadece gülümsüyor, başımı sallıyordum... Sırf bunu yaşamak için fırına her sabah o ayaza rağmen ben gidiyordum.' demişti...
Kendisi de öğretmen olan bu bayan, 'Biz nerede hata yaptık, bizim insanımız, çocuğumuz bunu neden yapmıyor?' diye sürekli kendini sorgulardı....
Çok ders alınası şiirinizi ve sizi kutlarım... 'Günaydın' ya da 'iyi akşamlar' diyenlerimizin çoğalması dileğimle Yılmaz Bey... Saygılarımla.... İyi geceler............
Söyleyip de gelen selamdan pek hayır gelmez ama herkese anladığı dilden konuşmakta yarar var.
Bize göre sevimli bir sitem, şiirin muhatabına göre baş yaracak bir taş eğer kalbi varsa...
Kutluyorum şiiri ve sizi Yılmaz bey... Nicelerine. Saygımla...
Arayıp sormak hatırlamak sevdiklerimizi sahi çok zor şey mi? Hayat bir hal hatırı erteleyecek kadar garantili mi ki!Sevgilerimle hocam...
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta