Gündüzdü
Saat 14.20
Çok karanlıktı
Boyu 178
Alnı açıktı
Sonbahar ayıydı
Küf tutan sokaklara inat
Yürüyorum ellerim cebimde
Hangi hamam tası su döktü caddelere
Neden gözlerim ıslak
Gözlerimi yumsam yürüsem öylece
gri meyhanelerin nemli duvarlarında güneşin paslı kokusu var
uçmayan uçurtmalar ve neşesiz çocuklar
annelerin karnında nesepsiz tohumlar var
ne denizin kokusu, ne de simit yiyen martılar,
çamura boyalı gökyüzünde çirkin akbabaların korosu var
bir bahar gecesinde,
yârin penceresinde,
bekleyen nazlı güle,
o bülbülün dilinden,
ılık ılık rüzgarla,
içeriye süzülen,
Beyaza gölge giydirdin,
Karayı süte çevirdin.
Babasızı babaladın,
Aşufteyi kocaladın.
Zalime mazlum dedin,
Mazlumu zalim eyledin.
beni köyüme geri götürün
ama çocukluğum olsun orda
annem de olsun...
çamurdan yaptığım arabalarımla oynayayım
buzda topaç çevireyim meydanda
Dağlara tırmandım, dağ benim değil
Taşa sırtım verdim, taş benim değil
Ummanlara daldım uçsuz bucaksız
Deniz benim değil, göl benim değil
Odamda asılı bir lüküs lamba
Bir tas su ver bana saki,
Yârin elinden olsun,
Zehir olsun yahut bal olsun.
Bir tas su ver bana saki,
Seher vakti başlar ilk yudum...
Sabah çay, öğlen vakti çay,
ikindide çay, akşam yine çay...
Olmazsa olmazım yatmadan önce,
Ben öldüm senin haberin bile yok
Tuz toplamışsın tuz denizinden
Ellerin parçalanmış yüreğine inat
Acımamışsın bana yine de
Ben öldüm senin haberin bile yok




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!