Arya Soysal, 9 Ocak 2000’de Silivri’de doğdu. Psikoloji alanında öğrenim gördü ve insan zihnine duyduğu ilgi eserlerine de yansıdı. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata yöneldi; şiirlerinde ve romanlarında insan psikolojisini, iç çatışmaları, travmaları ve umut kavramını işler. “Mısra”, “Noksan: Koma” ve “Bal” kitaplarının yazarıdır. Ayrıca eski eşi Rıza Bezeyiş ile birlikte kaleme aldığı “Rızarya” adlı şiir kitabının ortak yazarıdır. Yazmayı, insan ruhuna dokunmanın ve iz bırakmanın en güçlü yollarından biri olarak görmektedir.
Dudağımın kenarından sızıyor ağzıma çaldığın bal. Seni tahrik ediyor, beni tahrip
Bazı sözler birbirine öyle benzer ki,
Biri diğerini doğurmuş sanırsın.
Oysa hiçbiri diğerinden doğmamıştır.
İnsan bir sabah kendisi olarak uyanacağını sanıyor. Sonra aynaya bakıyor Yüzü aynı. Gözleri aynı. Ama içindeki kişi gitmiş. Yerine kim gelmiş, onu da bilmiyor.
İnsanlar buna bipolar diyor. Ben isim vermiyorum. Çünkü isim koyduğun her şey, biraz anlaşılmış gibi geliyor. Oysa ben hâlâ kendimi anlayamadım. En çok da insanlar yoruyor İyii olduğunda, “Hastalığı geçmiş.” Kötü olduğunda, “Yine başlamış.” Sanki insan, iki kelimenin arasına sıkışabilecek kadar küçükmüş gibi. Kimse,aynı bedenin içindekaç kez yas tuttuğunu bilmiyor. Kaç kez vedalaştığını. Kaç kez yeniden tanıştığını.
Bazen hiçbir şey olmuyor. Ama içimde biri bütün evi dağıtıyor. Sonra gidiyor. Dağınıklığı bana bırakıyor. Toplayan yine ben oluyorum.
İnsanlar ruh hâlim değişiyor sanıyor. Hayır. Ruhum değil. Yükünü taşıyan ben değişiyorum. Bana, “Bunun tedavisi var mı?” diye soruyorlar. Var belki. Ama insan, en çok kendine yabancı olmayı nasıl tedavi eder, onu bilmiyorum.
Ben bipoları yaşamıyorum.
İnsanlar zihni bir çekmece sanıyor.
Her şeyi yerli yerine koyunca düzeleceğini.
Oysa benim zihnim bir Rubik küpü.
Bir yüzünü çözdüğümde
başka bir yüzü karışıyor.
beraber olmak istediğin insan yüzünden, hiç olmak istemediğin insana dönüştüğünde hayatın acımasızlığını anlıyorsun.
Ne sen ne hayat tek başına bu kadar kötü olamazdı,
İş birlikçisisin kötülüğün anasıyla,
Belkide seviştiğin..
O kadar arttı ki sayısı yattığın kadınların, artık sende yabancılaştın.
Bende kitaplarla yattım,
Ah şu Dostoyevski çok sert sevişiyor...
Ve belki de bütün savaşın özeti buydu:
İnsan bazen hayatta kalmak için dünyayla değil,
Kendi zihniyle savaşmak zorunda kalır.
O savaşta kazanmak, kimseyi yenmek değildir.
Sadece bir sabah uyandığında aynaya bakıp,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!