Hayatta herkesin bir hikayesi vardı. Bazıları için, bunu anlatmak için 50-60 yılı, bazıları içinse yaşamlarının tamamını sığdırdıkarı 13 yılı. Eğer birisi çıkıp, bu hikayeyi anlatmazsa bedeniyle
birlikte yaşadıkları unutulup gidecektir. Size anlatmak istediğim kişi abim Nami'dir.
İlkokulun bitişiyle birlikte, Karaköy iskelesinde gazete bayiinde çalışan amcamın oğluyla
birlikte işe başlamıştı. O dönem içerisinde amcamın oğlundan etkilenerek koyu bir Fenerbahçe taraftarı olmuştur. Bir süre sonra mahallemizde bulunan tanıdık bir hemşehrimizin mağazasında tezgahtarlık öğrenmek için çalışmaya başlamıştı. Haftalığını aldığı zaman, eve manav ve bakkaldan alışveriş yapardı. Bana aldığı çikolatayı vermek için
en çok sevdiği şarkı olan, Seni yakacaklar benim yerine nağmeleriyle beni uyandırırdı. Öğlenleri eve sandviç almak için gelirdi. 13 Ağustos cumartesi günü ben uyanmıştım
Bahçeye çıktığımda annem ile Babannem yorgan kaplıyordu. Ogün öğlen abim sandviç için gelmemişti. Annem 17.00 civarı
-Börek yapayım, Nami acıkmıştır. Dedi.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta