Olvido Şiiri - Ahmet Muhip Dıranas

Ahmet Muhip Dıranas
58

ŞİİR


44

TAKİPÇİ

Olvido

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Gün saltanatıyla gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar
Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
İşte, doğduğun eski evdesin birden
Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar...

Söylenmemiş aşkın güzelli
..........
..........

Ahmet Muhip Dıranas
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan

    Şiirin devamı

    Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir
    Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
    İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı
    Hatırlar bir gün bir camı açtığını,
    Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu,
    Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...
    Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

    Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla
    Halay çeken kızlar misali kolkola.
    Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,
    İhtiyaç ağaçlı, kuytu bahçelerden
    Ayışığı gibi sürüklenip giden;
    Geceye bırakıp yorgun erkekleri
    Salınan etekler fısıltıyla, nazla.

    Ebedi âşığın dönüşünü bekler
    Yalan yeminlerin tanığı çiçekler
    Artık olmayacak baharlar içinde.
    Ey, ömrün en güzel türküsü aldanış!
    Aldan, geçmiş olsa bile ümitsiz kış;
    Her garipsi ayak izi kar içinde
    Dönmeyen âşığın serptiği çiçekler.

    Ya sen! ey sen! Esen dallar arasından
    Bir parıltı gibi görünüp kaybolan
    Ne istersin benden akşam saatinde?
    Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
    Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
    Hatıraların bu uyanma vaktinde
    Sensin hep, sen, esen dallar arasından.

    Ey unutuş! kapat artık pencereni,
    Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
    Çıkmaz artık sular altından o dünya.
    Bir duman yükselir gibidir kederden
    Macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
    Amansız gecenle yayıl dört yanıma
    Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.

    Olvido=unutma tekil hali (ispanyolca)
    Olvido= Vergesslichkeit (almanca)
    Olvida=Oblivion(inglizce)
    manque de mémoire bu da fransızcaymış
    google amca öyle dedi:)
    bütün dilleri dizebilirdik
    sırasıyla
    ama tabiiki sayfayı patlatırdı bu
    böyle bir niyetim yok!

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Musikisi, akıcılığı, alıp götüren atmosferi ile şiir sanatını sevdiren bir şiir

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    ne güzel saygıyla

  • Fahri Bulut
    Fahri Bulut

    Işıklar içinde yatsınlar..

  • Bahar Batıl
    Bahar Batıl

    ah be Muhip Abi!..ne kıskanıyorum şu dizelerini..insanın ardından her daim tazecik hisler uyandıracak bir şeyler bırakması ne büyük olay...reverans..

  • Hülya Coşkun
    Hülya Coşkun

    Hoyrattır bu akşam üstleri daima...
    Gün saltanatıyla gitti mi bir defa...
    HARİKA...NASIL SÖZLER BUNLAR...

  • Haluk Boz
    Haluk Boz

    İnsan günlük koşuşturması içinde kendini kaptırıyor. Ama gün bitip de akşam olduğunda yalnız kaldığımızda anılar canlanmaya başlar. Eski aşklar yaşanmış veya yaşanamamış, pişmanlıklar yarım kalmış şiirler, aşklar hepsi yeniden canlanır.

  • Arap Kurt
    Arap Kurt

    Ya sen! ey sen! esen dallar arasından
    Bir parıltı gibi görünüp kaybolan
    Ne istersin benden akşam saatinde?
    Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
    Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
    Hatıraların bu uyanma vaktinde
    Sensin hep,sen, esen dallar arasından
    ....

    ustanın kalemide bir başka anlatıyor hayatı

    saygılar

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Yedi ceddini biliriz, Evelallah!

    Ya Efendimizin?

    Biz şiire sevdalıyız. Şiir gibi şiire... Şair gibi şaire...

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    nen varsa al getir. bilelim.
    bu değirmeninin bendi ne, menendi ne
    ne alır ne satarsın, ne öğütür, ne elersin
    kimsin nesin derdin ne
    ne gördün de, ne yansıdın……..

    *sofu ne söylersin bilmem dilinden
    biz âşığız haktan bir yar isteriz, dîdar isteriz

    *ozan sırrı/haydar acar


    sevgili üstad, dramatik bir ayırdın köprüsünden içsel algılarına seslenirken
    aruza alışkın söyleyiş biçeminin dışına çıkarak; malzemem budur, efkârım bu
    demekle kalmamış, bir de başka dilden işaretler göndermiş geleceğin
    kaçınılmaz öğütülüşüne

    -değme yâreme... diyebilirdi de. dememiş.-

    güzel uyumakta olan şair edip cansever, ‘olvido’ adlı şiire duyduğu özel
    yakınlıktan söz ederken, rilke'den bir alıntı yaparak sonlandırır yazısını.

    /gelecektir başka yorumların zamanı
    kalmayacak kelime üstünde kelime
    -ve çözülecek her anlam-
    bu-lutlar gibi
    ve düşecek yere sular gibi/

    tarih, olay-mesel, durum, sanat ve söz için yapılmış isabetli bir tespit köprüsü
    kurmak buna denir elbette

    belki de, mor alaşımlı bir gerdanlıktır zaman. ve her nesne milyonlarca metafor
    seyrinde akıp giderken ancak ve ancak değişen kişisel simge aktarımları sayesinde
    farklı boyutlar ve anlamlar yüklenebilir geçmişin ipince serpintilerine

    şair, insana özgü bir duygu durum olan ‘anımsamanın’ kahreden hülyası içinde bulur sözcüklerini evet. geri döndürülemez görüngüler acıtır, tatlı izler bırakmış olsalar bile

    şiirin omurgasına hakim kılınmış ‘akşamların’ sembolik iletisi pastoral bir veda
    içermesinin yanında, bireyin kendi içine dönük yapılanmasının zirve yaptığı
    zamanları karşılıyor olmasıyla bağlantılıdır.

    akşamın geceye yönelişi, bireyin çok daha fazla yalnızlaştığı zaman dilimini
    işaret eder. ve ölüm - ömür sarkacına has, bilinmeyen bir gidişin,’öte’ alemin
    tahayyül edilemeyen vurgularına en fazla bu vakitlerde set kurmakta mahirdir
    düşünce.

    zihni daima su yüzüne çıkmaya zorlayan ‘anımsama ile unutma’ arasında, sıklıkla
    kurulan bu tip bir düzenek, acıları hafifletecek doza ancak paylaşma ve ifade
    edebilme oranında kavuşmayı diler.

    şiirin örüntüleri içinde yer alan ve bağımsızlığı halinde dahi her okura ilişen
    sahilik dolu ifadeler, tanıdık duygu aktarımları ve anlamlarının çarpıcılığı
    özel bir çaba gereksinimi duymayan tavır eşliğinde sürdürülmekte.

    bireyin iz düşümler dünyası bakımından zengin ve mütevazı oluşu, aynı zamanda
    yaşadığı dönemin sosyal olumlamalar /olumsuzlamalar bakımından da
    aktarıcı niteliğinde

    mevcut edebi akımların bir adım olsun önüne çıkabilmiş ‘aykırılığın’
    baskın gelen haddini bilme gereksinimiyle birlikte şekillendiği, hemen her bölümde hissedilmektedir.

    şairin diğer eserlerinde olduğu gibi; içselleştirilmiş sosyal ve duygusal birikimleri bir sonraki nesle aktarabilme arzusunu gözlemlemek, sanatçının eser bırakma anlamındaki doğal bir sonucu ile bireyin kendi olmak, iz bırakmak ve ufuklar açmak arzusunu yineler.

    denilebilir ki

    bütün boyutlarıyla ara dönemlere denk gelen şair ahmet muhip dıranas
    şimdiye aktarmayı başardığı eserleriyle, bir dile hizmet ediyor olmanın çok ötesinde; durduğu yerden emin ve fakat bütün evrensel duyum yahut hissedişleri dolaşan ve onları dram olmaktan çıkararak herhangi bir dilde okunduğunda da kalbi duyguları harekete geçirebilmenin ana doluya özgü sembollerdendir.

    /bir ulu imarettir, alma başa sevdayı…

    demişti evet.
    bize göre, çok evvelden evvel
    hacı bayram ı veli


    sevgilerimle




TÜM YORUMLAR (59)