Olvido Şiiri - Ahmet Muhip Dıranas

Ahmet Muhip Dıranas
57

ŞİİR


26

TAKİPÇİ

Olvido

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Gün saltanatıyle gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar
Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
İşte, doğduğun eski evdesin birden,
Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler,mağluplar,mahzunlar...

Söylenmemiş aşkın güzell
..........
..........

Ahmet Muhip Dıranas
Şiiri Değerlendir
  • Hülya Coşkun 2
    Hülya Coşkun 2

    Hoyrattır bu akşam üstleri daima...
    Gün saltanatıyla gitti mi bir defa...
    HARİKA...NASIL SÖZLER BUNLAR...

  • GÜL33izm
    GÜL33izm

    İnsan günlük koşuşturması içinde kendini kaptırıyor. Ama gün bitip de akşam olduğunda yalnız kaldığımızda anılar canlanmaya başlar. Eski aşklar yaşanmış veya yaşanamamış, pişmanlıklar yarım kalmış şiirler, aşklar hepsi yeniden canlanır.

  • Arap Kurt
    Arap Kurt

    Ya sen! ey sen! esen dallar arasından
    Bir parıltı gibi görünüp kaybolan
    Ne istersin benden akşam saatinde?
    Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
    Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
    Hatıraların bu uyanma vaktinde
    Sensin hep,sen, esen dallar arasından
    ....

    ustanın kalemide bir başka anlatıyor hayatı

    saygılar

  • Onur BİLGE
    Onur BİLGE

    Yedi ceddini biliriz, Evelallah!

    Ya Efendimizin?

    Biz şiire sevdalıyız. Şiir gibi şiire... Şair gibi şaire...

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    nen varsa al getir. bilelim.
    bu değirmeninin bendi ne, menendi ne
    ne alır ne satarsın, ne öğütür, ne elersin
    kimsin nesin derdin ne
    ne gördün de, ne yansıdın……..

    *sofu ne söylersin bilmem dilinden
    biz âşığız haktan bir yar isteriz, dîdar isteriz

    *ozan sırrı/haydar acar


    sevgili üstad, dramatik bir ayırdın köprüsünden içsel algılarına seslenirken
    aruza alışkın söyleyiş biçeminin dışına çıkarak; malzemem budur, efkârım bu
    demekle kalmamış, bir de başka dilden işaretler göndermiş geleceğin
    kaçınılmaz öğütülüşüne

    -değme yâreme... diyebilirdi de. dememiş.-

    güzel uyumakta olan şair edip cansever, ‘olvido’ adlı şiire duyduğu özel
    yakınlıktan söz ederken, rilke'den bir alıntı yaparak sonlandırır yazısını.

    /gelecektir başka yorumların zamanı
    kalmayacak kelime üstünde kelime
    -ve çözülecek her anlam-
    bu-lutlar gibi
    ve düşecek yere sular gibi/

    tarih, olay-mesel, durum, sanat ve söz için yapılmış isabetli bir tespit köprüsü
    kurmak buna denir elbette

    belki de, mor alaşımlı bir gerdanlıktır zaman. ve her nesne milyonlarca metafor
    seyrinde akıp giderken ancak ve ancak değişen kişisel simge aktarımları sayesinde
    farklı boyutlar ve anlamlar yüklenebilir geçmişin ipince serpintilerine

    şair, insana özgü bir duygu durum olan ‘anımsamanın’ kahreden hülyası içinde bulur sözcüklerini evet. geri döndürülemez görüngüler acıtır, tatlı izler bırakmış olsalar bile

    şiirin omurgasına hakim kılınmış ‘akşamların’ sembolik iletisi pastoral bir veda
    içermesinin yanında, bireyin kendi içine dönük yapılanmasının zirve yaptığı
    zamanları karşılıyor olmasıyla bağlantılıdır.

    akşamın geceye yönelişi, bireyin çok daha fazla yalnızlaştığı zaman dilimini
    işaret eder. ve ölüm - ömür sarkacına has, bilinmeyen bir gidişin,’öte’ alemin
    tahayyül edilemeyen vurgularına en fazla bu vakitlerde set kurmakta mahirdir
    düşünce.

    zihni daima su yüzüne çıkmaya zorlayan ‘anımsama ile unutma’ arasında, sıklıkla
    kurulan bu tip bir düzenek, acıları hafifletecek doza ancak paylaşma ve ifade
    edebilme oranında kavuşmayı diler.

    şiirin örüntüleri içinde yer alan ve bağımsızlığı halinde dahi her okura ilişen
    sahilik dolu ifadeler, tanıdık duygu aktarımları ve anlamlarının çarpıcılığı
    özel bir çaba gereksinimi duymayan tavır eşliğinde sürdürülmekte.

    bireyin iz düşümler dünyası bakımından zengin ve mütevazı oluşu, aynı zamanda
    yaşadığı dönemin sosyal olumlamalar /olumsuzlamalar bakımından da
    aktarıcı niteliğinde

    mevcut edebi akımların bir adım olsun önüne çıkabilmiş ‘aykırılığın’
    baskın gelen haddini bilme gereksinimiyle birlikte şekillendiği, hemen her bölümde hissedilmektedir.

    şairin diğer eserlerinde olduğu gibi; içselleştirilmiş sosyal ve duygusal birikimleri bir sonraki nesle aktarabilme arzusunu gözlemlemek, sanatçının eser bırakma anlamındaki doğal bir sonucu ile bireyin kendi olmak, iz bırakmak ve ufuklar açmak arzusunu yineler.

    denilebilir ki

    bütün boyutlarıyla ara dönemlere denk gelen şair ahmet muhip dıranas
    şimdiye aktarmayı başardığı eserleriyle, bir dile hizmet ediyor olmanın çok ötesinde; durduğu yerden emin ve fakat bütün evrensel duyum yahut hissedişleri dolaşan ve onları dram olmaktan çıkararak herhangi bir dilde okunduğunda da kalbi duyguları harekete geçirebilmenin ana doluya özgü sembollerdendir.

    /bir ulu imarettir, alma başa sevdayı…

    demişti evet.
    bize göre, çok evvelden evvel
    hacı bayram ı veli


    sevgilerimle




  • Lara Açanba
    Lara Açanba

    mükemmellik şiirin mecbur olmadığı halde üzerine biçilen bir elbise gibi… şairini zorlamadan çizdirir haritasını… madde ne kadar saf ise… ve halihazırda saydamlık ne kadar mecbur ise şiir salt kendi tuzu ile demlenir… ve o bitmeyen bir müebbetliktir ki… zalim bir pençenin uçsuz bucaksız alevine benzer… öylesine sıcaktır ki… ne yazan… ne de okuyanda derman bırakır…
    Öyle veya böyle o…şairler kafası koparılacak gafillerdir…demek bile az kalırken şiirin vicdanı…yıkanmaktadır..kendi şer hamamında sessizce…
    Sonra…
    Bilinen hangi akşamdan aldılar sizi de..vuruldunuz ilahi sonsuzluğun evrelerinde…ne bir söz sıkılır dilinden…ne de kavline inanmış hasımsız…..bugün vardığımız şu zeminde inandığımız şiirin peşinden gitmeye kimse mecbur olmadığı halde…değişen dünyanın yasaları mıdır nedir..bizi nefessiz koşturuyor peşinden..kurtuluş gününün listesine adlarını yazdıranların aksine..sadece inanmanın keyfiyle söylüyoruz bildiğimiz duaları..ve sonrasında kendi rüzgarına ters esmeye başlıyor şiir…nedeni nedir diye sormadan avaz avaz bir ölüm örtülüyor üzerine..ve biz..bilmiyorum arkamıza bakmadan sadece yürürken..şiirin gücüne binlerce kez inanmaktayız…ve hele ki bu dili konuşup da hala şair değilseniz bu ne büyük bir ayıptır…şevkle ve saygıyla eğiliyorum üstat Ahmet Muhip Dranas

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    Bütün Türk edebiyatınını en güzel üç beş şiirinden biri.(Diğerleri 'O Belde,Mona Roza,Sessiz Gemi...'
    İmge,ses,musuki,gerçeklik yerli yerinde.

    'Türkçem benim ses bayrağım' denilecek şiirlerden.

    Rahmetle anıyoruz ey güzel adam; iyi ki yaşadın ve bu güzel şiirleri miras bıraktın bize.

  • Orhan Balkarlı
    Orhan Balkarlı

    Her yönüyle ustalık dolu mükemmel bir şiir.Hakikaten yüzyıl bin yıl geçse de ölmeyecek bir şiir.Değerli şair Ahmet Muhip Dranas ruhun şad olsun.

  • NİETZSCHE2008
    NİETZSCHE2008

    Zamanın karanlık perdesi gizlice aralanır ve görünmeyen bir el uzanır, sünger çeker yaşanmışlaıklarla dolduradurduğumuz tahtaya.Unutuştur.İnsan unutur, vicdanın adaletli darağacında erdeme ters düşen ne varsa asılırken unutmak unutulmuştur

  • Hak şahini
    Hak şahini

    Sen diyorsun ey şair; İspanyolca;'Olvido'
    Unutur mu sanırsın, yaptığını ol Huda?

TÜM YORUMLAR (54)