Bir ses kaldı geceden, sükuta geçmiş şimdi.,
Özlemek, her nefeste, sevdâya düşmek miydi?
Yârin adı dillerde, gül gibi açmış şimdi,
Özlemek, sanki her gün, bir kabri deşmek miydi?
Yollar uzar gönlümden, karanlık gecelere,
Kurt ulurken dağlarda, çakal sofrada gezsin
Vatanı sevenlerle, hazlarımız aynıdır.
Düşman pusu kurarak, masum vicdanı ezsin,
Bayrak diyen kalplerde, özlerimiz aynıdır.
Kimi suskun kalırken, kimi çöker içine,
Sînemin bağrı yanık, aşk ateştir bilene,
Gönül harâb olurken, bir nazar et gülene,
Perde perde açılır, bu sevdalar güllere,
Varlık içinde yokluk, muhtaç eder çöllere.
Söz bitince sır başlar, aşkın olduğu yerde,
Benlik varsa kalpte, aşkta ki varı,
Görmeyince, nasıl olur; Rüveyda?
İçinde ki gurur, kibir duvarı,
Kırmayınca, nasıl olur; Rüveyda?
Sözler dudağında bir sırlı yüzdür,
Gönlümle helâlleşip, savruldum zamansızca,
Seher vakti ürperip, kâbuslarla uyandım.
Harâp olan bedenim, yatıyordu cansızca,
Hayâllere dalarak, rüyalara aldandım.
Ne tövbeye meylim var, ne günahta kararım,
Sabah ezanıyla açıldı perde,
Yalnızlık sararken bayramlar nerde?
Olmadı gözleri, bu neş’elerde.
Herkes; Bayram dedi, sevinci çoktu.
Onlar; Bayram dedi, kalpleri burktu...
Ne umdum ben, ne buldum? Dışımda ki, içimde,
Yol oldum tuzaklara, kırıldım her biçimde,
Dünyayı bir sofraya, sığdırdım ben geçimde,
Ben bu yükü çekerken, Sendin söz’ün sahibi!
Bir yanım küle döndü, bir yanım hep korlandı.
Günlerdir hüzünlü duruşla sabreden
Dertli gönülleri sezerdik seninle!
Bir kırık aynada hep doğruyu gören,
Bu sır perdesini çözerdik seninle!
Uğruna ömür verip, sevdaları ararken,
Yolunu süpürdüğüm, çağlayan bir seldim ben!
Gönlümdeki bu aşkı, kollarımla sararken,
Yar gönlüne hasretle, özlemleri sildim ben!
Kırıldı gönül telim, her dem içim sızlıyor,
Gözlerin değince, güller açılır,
Ömrümde ne varsa, onda sen vardın.
Kalbimde sevgiyle, diller açılır,
Aşkınla tutuşan, canda sen vardın.
Sensizliğe düşen, yüreğim sendin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!