Gündüzüm mâtemdir, gecelerim yâr,
Zulmetler içinde, güllerde gönlüm.
Ne hazân eksilir, ne kışımda kar.
Derdim sende değil ellerde gönlüm.
Artık hiç kimseye ezdirmem cânı,
Her sabah bahçende öten bülbüller,
Aşkın mabedinde, gül olur sana!
Bembeyaz olurken, kırmızı güller,
Sevdamızın rengi, al olur bana!
Hazan vurur beni her dolunayda,
O gül yüzlü Nigâr’ın, cefâsı kadîm imiş,
Gülşeninde gül varken, dikeni nazım imiş,
Sandım ki; Canânların, bu tebessüm-ü nâzı,
Bir hüsn-ü letâfetle, bir vehm-i azîm imiş.
Sonsuz va‘d-ü vefânın, gönlünde yoktu adın,
Gecelerin, hicranla geçtiği devirlerde
Bir akşam hayalen dolaşmıştım o günlerde
Veda ediyordu, insanlar bir bir hayata
Küskün idi sineler, bütün bir kainata.
Kaplıyordu, her tarafı zulmet perde perde,
Ve acı bir inilti vardı, o sinelerde.
Hiç sözüm geçmiyor nedendir sana?
Perişan halimi, sormadan gittin!.
Sana firak düştü çileler bana,
Gönül kapısına, vurmadan gittin!.
Kalbimde hicran var, ruhumda yara,
Bilmeden düştük biz, uzak diyara,,
Günah şimdi bizde, yara Hakim bey?
Bir sözle yıkıldık ömrümüz kara,
Suçluyu kalplerde ara Hakim bey.
Zincire vurulduk, küskün değiliz,
Bir zaman kervanında, Hak ve hakikat yolu.
Bu yol ızdırap dolu, bu yol mihnetle dolu,
Hakîkat bir denizdir, dibe inmek gerektir.
Her taş dipte bir cevher, her inci bir gerçektir.
Çöllere düşerek, olurken Mecnun,
Hedefe varmadan değişir kanun,
Zulmetin içinde, yanarken canın,
...Kimi olmaz dedi, yaktı başını,
...Kimi olur dedi, sıktı dişini.
Hani...
bir Ulubatlı taşıyacaktı sancağı,
bir Fatih çekecekti mihrapta zikri,
Surlarda yaşayacaktık düşlerimizi,
Türkmen çadırında kuracaktık otağımızı,
ve kimseler bilmeyecekti yandığımızı.
Hasretle dönecektin, bahar gibi gülerek,
Şu açan nergizlere, selamlar salacaktın.
Gönlümde bir yâr olup, ta ezelden gelerek,
Hani? Gönülden sevip, rüyaya dalacaktın.
Gelişin bir mevsimdi, bakışın sanki destan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!