Verilmişti müjdesi, bu zamanda ki çağın,
Yıllardır beklemekten, harâb oldu gönlümüz.
Çiçekli bahçelerde, salkım salkımdı bağın,
Her zaman izlemekten, turâb oldu gönlümüz.
Zaman hızla akarken, bilinmiyor vakitler,
Vefasız aşkın derdi, hep yerlere saçılır,
Hüzün dolu mısralar, hasrete döndü şimdi.
Kalp’de ki, bütün sırlar, perde perde açılır,
Düşlerim ağlamaklı, nusrete döndü şimdi.
Hiç bitmiyor nedendir? nefsimizin savaşı,
Silindi gönlümde dünya’nın hali
Ağlar baharıma, vuran hazanlar,
Yapraklar dökülür solar her gülü.
Yorgun yollarında, ölüyor canlar
Gökyüzü simsiyah, bulutlar ağlar,
Tükenirim aşk gibi yangının eşiğinde,
Bir vuslatı ararken, bir firkatlik şâdım var.
Kendimden geçerim ben, gönlümün beşiğinde,
Her hecede bir yangın, her kelâmda yâdım var.
Yaklaşırım nar gibi, duramam bir menzilde,
İnsanların derdi, başından aşkın,
Sevgisiz saygısız, oldular bugün.
Geçim derdi çeken insanlar şaşkın,
Fakirin evine, doldular bugün.
Bahar yağmuruyla güller açmadan,
Amelim karıştı her an riyâya,
Aklımı başıma alamadım hiç.
Hicranı giydirdim renkli rüyâya,
Bir gül gibi koku, salamadım hiç.
Zikrimle mühürlü oldu gafletim,
Nice ocak yıkıldı, ihânet çemberinde,
Sükut eden adalet, kapıyı çalmadı hiç.
Ömre kefen biçildi, şaşıp kaldı yerinde,
Ayrı düşen kalplerin, vuslatı olmadı hiç.
Kılıç kuşanan diller, şimdi suskun ve yorgun,
Gözyaşında sır dolu, duyguları gizleyen,
Rızân için cefâya, ayan oldum Efendim.
Aciz bir kulum şimdi, her zaman tökezleyen,
Kalbimi sana sunup nurla doldum Efendim.
Söz kalpte filizlenir, dilde bir duman olur,
Sana yarim diyerek, seni andım bıkmadan,
Bülbül ve gül misali, sana konmak istedim.
Bu hasret kâfî deyip, sabrımıza bakmadan,
Şu kırılmış gönlümü sana sunmak istedim.
Hasret ve özlem ile yollarında beklerken,
Zindan bir çileymiş, ördük sabırla;
Çekilir her çile, imanla, sırla...
Kapanır her yara, duayla nurla...
... Sözlerin ruhumda kandil misâli,
... Akıyor geceme gönlün visâli.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!