Suya düşen güneş, akşamla dans ediyor,
Renkler birbirine değip dağılıyor yüzümde.
Bir dalga kıyıya vuruyor, biri içime;
Deniz, eski bir yarayı söylüyor sessizce.
Maviye dönmeden kan kırmızısı akşam,
Kıyıya vuruyor şiirler, dalga dalga.
Her dize, yüreğime işlenmiş bir nakış,
Her nakışta senden kalma bir sızı var.
Saçlarımın rengine benziyor ıslak kumlar,
Anason kokusu karışıyor eski türkülere.
Güneş, boynunu bükmeden uzuyor ufukta,
Bir zamanlar inandığım o pürüzsüz aşka.
Gökyüzüne dönmüş yüzünü güneş,
Ben içimdeki izlere bakıyorum.
Her harfin soyunup kaldığı yerde
Kendi suskunluğumla karşılaşıyorum.
Yürek söylemeden bitmiyor bekleyiş,
Ne sonu belli adımlarımın ne önü.
Eylül, bir sel gibi çekiyor beni
Aynı sokağın unutulmuş aşkına.
Elbisem tanık, saçlarım tanık,
Bir de akşamın masaya bıraktığı iki kadeh.
Anason kokuyor Eylül; sen yoksun,
İçtiğim her yudumda biraz daha sen.
Şimdi hangi kıyıya çıksam nafile,
Hangi türküye sığınsam sesin orada.
Eylül sevgisiydi bizimkisi;
Güzeldi demeye dilim varmıyor.
Olmadı işte…
Ne diyeyim,
Bazı aşklar insanın içinde kalıyor,
Bir mevsim boyunca değil,
Bir ömür Eylül kokarak.
18.08.2026
~ Gülay Özdemir~
Kayıt Tarihi : 18.10.2026 17:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yorumsuz:))




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!