Amentu Şiiri - İsmet Özel

İsmet Özel
66

ŞİİR


245

TAKİPÇİ

Amentu

İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.

Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.

Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.

Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.

İnsanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere

Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde

Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola

Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.

Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.

Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.

(1974)

İsmet Özel
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Halil Gökçek
    Halil Gökçek

    Başka başlık koysaymışsınız daha iyi olurmuş

  • Halil Gökçek
    Halil Gökçek

    Başka başlık koysaymışsınız daha iyi olurmuş

  • Yunus Emre Gümüş
    Yunus Emre Gümüş

    Türk müslüman olduktan sonra mı Türk'müş?

    Talkan'ı Curcan'ı bilmeyenler de şiir yazar / okur olmuş. Efendiler silkinin de kendinize gelin, tarihinizi bilin. Yetti gayrı bu arap seviciliğiniz...

  • Ahmet Celep
    Ahmet Celep

    Nadir Sayın unutma ki türk müslüman olduktan sonra türk'tür bende bir türk'üm fitne cıkartma ayrıca birdaha ümmet'i muhammed'e dil uzattığını gürürsem emin ol her hangi normal bir günde hiç ummadığın anda beni karşında buluverirsin ayağını denk al.

  • Ahmet Celep
    Ahmet Celep

    Nadir Sayın Türk müslüman olduktan sonra türktür. bende bir türk'üm fitneciliğin alemi yok. bir daha ümmet'i muhammed'e dil uzatıcak olursan bizzat normal bir günlük hayatında karşına çıkıveririm. haberin ola.

  • Fırat Parlak
    Fırat Parlak

    Amentu

    İnsan
    eşref-i mahlûkattır derdi babam
    bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
    ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
    bu söz asıl anlamını kavradı
    geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
    geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
    kararmış rakamların yarıklarından sızarak
    bu söz yüreğime kadar alçaldı
    damar kesildi, kandır akacak
    ama kan kesilince damardan sıcak
    sımsıcak kelimeler boşandı
    aşk için karnıma ve göğsüme
    ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
    aşk ve ölüm bana yeniden
    su ve ateş ve toprak
    yeniden yorumlandı.

    ÜSTAD HARİKA YAZIYORSUNUZ

  • Nisan Rüzgarı
    Nisan Rüzgarı

    nisan, nisanın içinde hafifler
    küstahça hafifler

  • Oğuz Yağmur
    Oğuz Yağmur

    batı felsefesinin caddelerde kol gezdiği ve eserine bakarak yürüdüğü bir çağ ve ortamda yaşıyoruz.ismet özel bana göre elinde mitralyöz sağa sola önüne arkasına...kendini ihata eden sınırlandırmaya çalışan bu felsefeye savaş açmış durumda.

  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin

    İsmet Özel gibilere atfen Deneme

    (Aşağıda, hikâye bölümünde, Şair İsmet Özel’in yaptığı açıklamalar yer almaktadır.)

    İnsan nedir?
    Müslüman kimdir?
    Hıristiyan neye inanır?
    Budizm’e yol nerden gider?
    Yunus Emre neden sevgi,
    Dünya âlem birdir demiştir?

    Bir Ortodoks Yahudi’nin,
    Başını fesiyle,
    Karşısındaki duvara karşı sallaması
    Beyin hacminin eyleminde ki o ederliğinden,
    Söyleyin İsmet Özel gibi
    Hızlı komünist Müslümanlar
    Sizinkinin farkı nedir?

    Altı milyarı aşan yeryüzünde renkli
    Desenli kültürlerin varlığını,
    Farklı nakışlı inançların,
    Zencilerin, Kızılderililerin, Arapların..
    Beyaz tenlilerin…
    Yüreğinde/usunda buluştuğu gerçeğini
    Neden görmez, algılayamazsınız?
    Bilimlerde, kuramlarda, evrimlerde
    Bu evreni algılayacak ‘insan temeli’ düşünce kapasitenizin
    Tutarı o Ortodoks Yahudi kadar mı?

    Hızlı komünist Müslüman:
    “Dünya, sadece her Türkün Müslüman olmasından ibarettir.”…
    Anlayışta ki zihin ölçünüze ancak sığdırabildiğiniz hayalperestlik
    Âlemi yeniden yaratma seyahatinde keyfiniz nasıl?

    İnsan olamamış…
    Bir de komünistmiş!
    Soyadı derseniz Özel,
    El’in özünden bin yıl uzak.
    Öz’ün kendisine aykırılık niye?
    Kimliğini bulamamış.
    Adam mısınız?
    Cidden bilmiyorum…
    Bir Müslüman?
    Bir komünist?
    Bilmem ne iseniz; onu kendi de bilmiyor.
    Ona göre:
    “Her Türk Müslüman,
    Her Müslüman ise Türk olmayabilir.”…miş.
    Sesi kulağıma anıran bir.....,
    Havlayan bir.. gibi geliyor.

    Benim adıma niye konuşuyorsunuz ki?
    Siz şair müsveddesi neyseniz osunuz.
    Onu söyleyin!
    Bilelim kim olduğunuzu.
    Söyleyin, rakı içer misiniz?
    Ben bir iki tadına baktım ama yok.., yok sevemedim.
    Söyleyin, hırsızlık eder misiniz?
    Ben etmem; yasa, kanun, cellât haramdan önce,
    İnsanlık prensibim korur beni.
    Söyleyin yalan söyler misiniz?
    Haram yer misiniz?

    Güya kimilerinin şairi olarak…;
    ‘Etik’ misiniz, kaç zihinlik..pardon… Paralık?
    Daha da pardon… Gramlık ‘etik’siniz?
    Hızlı komünist Müslüman olarak
    Domuz eti yer misiniz?
    Anlatınız, şiir yazma ilhamınız nerden gelir?
    O yediğiniz et ile besinden mi?
    Şiir nedir?
    Şairlik nedir?
    Şairlikteki amaç, varmayı arzuladığınızız hedefiniz nedir?
    Onları, hele bir halkın anlayacağı dille anlatın da bilelim.

    Siz yurttaş haini misiniz ki…
    Halk şairi olmadan/olamadan halk adına ahkâm kesersiniz!
    Benim, benim gibi milyonlarca canın…
    Kim olduğumuzda ahkâm biçersiniz!

    Asker;
    Ama yurttaşına
    Atatürk’e sadık
    Asli görevinin yurdun, toplumun güvenliğini,
    Onları korumak ve kollamayı, demokrasi
    Evrensel hukuku
    Gerçekten içine sindirmiş,
    Cuntadan kendini soyutlamış,
    Evet, bu vatanın laik askerini, sever misin?
    Yoksa zaman gibi mesela,
    Onun sahte peygamberi gibi
    Ümmetçi toplum yaratmada önünde ki tek kalan
    Bu güce karşı
    Korkudan Altınıza mı edersiniz?
    Abuk sabuk şiir yazarak;
    Yazar M. Altan gibi zaman…
    Bu zamandır diyip,
    Atıp-tutan ulumanız dahi milyonların kulağında sahte
    Biliyor musunuz?

    Ben, o askerleri, yurdunu insanlığıyla
    Her yurttaşını, Müslüman, Hıristiyan, Budist,
    Ateistini, kökeni; Rum, yunan, balkan, Arap’tan gelen…
    Evet, onların hepsini kabul ederek yürekten severim.

    Ümmetçi toplumdan bizi arındıran, birey eden, kadına
    Kadın olmasında onur sunan, eşit vatandaş olmaya zemin
    Hazırlayan…, Atatürk’ü,
    Ve şu an onun kökten felsefesinin koruyucuları; kardeşlerimiz, evlatlarımız,
    Eşimiz, sevgilimiz, oğullarımız, vatandaşlarımız, Allahlarını…
    İçselliklerinde duyumsayan belki onunla kalkıp, onunla yatan..
    Dualarını, senin gibi.....de özgürce uluması için, nöbet tutan…
    Evet, o askerleri dâhil…
    Saf yurdunu, ‘insanın bütününü’ sevenleri… Çok severim.
    Bağırarak, göğsümü gererek severim.
    Ama
    İnancımı bağırarak Müslüman’ım diye değil,
    Sessiz kimsinin işitemeyeceği,
    Sadece Tanrımın duyacağı
    Gizlilikte, gizemdedir ona olan sonsuz sevgim.

    Göstermeci, şekilci şair müsveddesi hızlı komünist Müslüman;
    İyi de Müslüman’sanız?
    Sin kendinize Müslümansınız!
    Sizsiniz cennete, cehenneme gidecek olan!
    Bana ne! Bize ne!
    Allahın işine beni neden bulaştırıyorsun ki!
    Topyekûna sinmeye kalkmak Allaha ahkâm kesmek! ?
    Yahu siz kimsiniz? Anlatın esas bunları, dinleyelim:
    Kitabına eleştiriden yoksun…,
    Kadını döven…,
    Onu eşit mirastan eden…,
    Kadın haremliklere evet diyen…,
    13 yaşında ki körpe kızla, 70’’lik dedenin evlenmesini
    Haiz gören

    Erkek haremi isteyen kadın olunca! ...,
    Donuna edip;
    Dünyayı ayağa kaldıran!
    Ve daha niceleriyle...
    Sizi dönek, korkak komünist Müslüman sizi! Siz bunlar mısınız?
    Mert, adam olan, biraz da onlardan kelâm eyler.
    İkiyüzlü olmaz… Derki: “Evet madem
    İnanıyorum kitabıma, onları da aynen şu zamanda da
    Kabul ediyorum.” Ya da: “Hayır, ret ediyorum! ”
    Yiyorsa buyur… Onlardan ahkâm kes, dinleyelim sizi.
    Sizde o yürek nerde…! ?
    Allahtan, dinden, Müslümanlıktan ahkâm kesmek ucuz…
    Sat satabildiğin kadar… Al alabildiğin kadar… Bedava… ye… ye bitmez, doyur karnını..geberirsen..deki..: “Kader, Allah böyle İstemiş.”
    Afrika’da milyonlar daha ana rahmine düşmeden kaderleri Belirlenmiş… Söyleyin/söyletin hadi…
    Ya da…;
    Sıkıyorsa biraz eleştirisel yaklaşın şu ‘kader’ denen, duygu emen, Kan içen sömürücü vampirliğe…

    Ne bir prensip, ne bir kural, ne bir insanı evrensel değer..
    Ne bir İngilizce, ne bir öz Arapça konuşma, ne bir Çince, Rusça…
    Hiç okumamışa, ezberden öteye gitmez imam hatipliye… dahi
    Evet, Allahtan ahkâm kesmek Türkiye’de en ucuzlarından…

    Dinselliğe eleştirisel yaklaştığınızda…
    Hemen diri diri insan derisi yakan/yüzen yobazların, Allahlı Naraları altında ezilmekten..,
    Geceleri o çıktığınız alemi keşif etme rüyalarınızda terleyip, Donunuzu ıslatmaktan..., fetva çıkmasından altınıza etme korkunuzdan…Evet, siz de ki o yürek nerde ki?

    Komünistliğine…
    Şartlar gereği, şartlatan gibi bir kulp bularak:
    “Bizi aldatan bizden değildir' diyor hadiste.
    Bundan daha komünistçe ne olabilir”… Diyen
    Sahte Müslüman, sahte komünist ve sahte Türkçü
    Kuyruğunu askere karşı paçası arasına alan…
    Sahte Şeriatçı!
    Sahte dünyalık şair İsmet Özel,
    Meydanı tam zamanıdır diye sandığınızdan herhalde…
    Bağırıyorsunuz. Bağırın bağırabildiğiniz kadar da…
    Kendi adınıza bağırın/konuşun efendi
    Benim adıma kelâm etmeden sizi
    Men ederim.
    Bağırarak kıçınızı yırtsanız da
    Bizim sazımız tınlamaya devam edecek,
    Türkülerimiz sonsuza kadar çalacak,
    Dinci faşizanların döktüğü kanımızla yazacak
    Yaktığı külümüzün toprağında inadına çiçek açarak...
    Evet
    Sizin gibi dinci faşizanlarla bu savaşımımız
    İnsanlık onuruna süreceği sonsuzluğu gibi.

    Nadir Sayin

  • Lara Açanba
    Lara Açanba

    ...ŞİİR SENİNLE BİR KONUDA ANLAŞAMIYORUZ...sen!..çağına değil...çağın sana uyar...çünkü (s?n)...çağları avucuna alır ve şekil verirsin...hamurlara...

TÜM YORUMLAR (65)