Alperen Karadağ Şiirleri - Şair Alperen ...

0

TAKİPÇİ

Alperen Karadağ

Hayal kahvesinin sevgilileriydik biz aslında
Sen duvardaki resimdin bende sana hayran hayran bakan.
Ressam olmanın düşünü kuran bir cocuk.
O kadar güzel parlıyordu ki gözlerin.
Bir an güneşin doğduğunu gördüm; Isındım...
İçimde bitmek bilmeyen güneşe,

Devamını Oku
Alperen Karadağ

Bu gecede, sensiz geçen diğer gecelerimde olduğu hiç uykum yok. Hele hele de bu gece sevgili, beni hiç ama hiç uyku tutmuyor. Göz kapaklarım günün yorgunluğa direniyor var gücüyle... Aklım ebeyinlerimle yaptığım telefon görüşmesinde kaldı. Sendin konu. Ben yokken ki davranışlarındı. Konuşma tarzın, benden sonra sende gerçekleşen değişimlerdi. Beni yaralayan, beni buralarda kudurmuş bir köpekten farksız hale koyan bu oldu. Değişmişsin sevgili. Eski benliğinden eser kalmamış geriye. Düşüncelerinde, yıpranma, konuşmalarında eski cana yakınlığın kalmamış. Bana bunları şikayet bahabında söylenmedi. Söylenmesi gerektiği için, bilmem gerektiği için söylendi. Bizimkiler korkuya kapılmış. “ Aranız mı bozuk? “ “ Bir sorun mu var? “ gibi yargılarla karşıma çıktılar. Asılsız sorular olduğunu belirttiğimde ise senin böyle haller içinde olduğun dile getirildi. Üzüntülerini ses tonlarından mıknatıs gibi çektim. Böyle olmamalıydı. Onları bu şekilde üzmemeli, akıllarına böyle anlamsız düşünceler sokmamalıydın. Benim yokluğumda onlara daha yakın olmalı, benim yokluğumu aratmamalıydın. Onların gönüllerini hoş tutup, evlat hasretini tattırmamalıydın. Su serpmeliydin sıcaklığınla yüreklerine... Ama olmuyor bu isteklerim. Olmuyor bu söylediklerim. Oralarda benim bilmediğim, hissedemediğim, göremediğim olaylar gerçekleşiyor. Bu dünya gibi her geçen dakika, her geçen saniye değişiyor gibisin. Oralarda yüreğinin en derinlerinde, beyninin en ücra köşelerinde beraberce attığımız düğümler bir bir kopuyor sanki... İnan sevgili bu gece hiç uyku tutmuyor beni. Kara kara düşünceler beni boğuyor. Sıkıntım nefesimi kesiyor. Belirsiz döngüler içinde kaldım. Tam anlamıyla neyin ne olduğunu çözemiyorum. Nerede hata yaptım. Nerede eksiklik var bulamıyorum. Günlerim artık iyice zehir olacak bana bu bulmacayı çözene kadar, bu karışık düşüncelerime açıklık getirilene kadar. Telefon avizesinden olumlu sonuçlar alana kadar bana burada geçirdiğim günler haram olacak. Çöküşüm, yıpranışım hız kazanacak. Belki de bir sene sonra geri geldiğimde benden geriye bir et yığını kalacak. Bir şeyler var sevgili. Oralarda bir şeyler olmakta, benim bilmediğim ancak beni bu hale koymaya yeten bir şeyler. Karamsarlıklarım diz boyunu aştı. Acabalar, keşkeler, ya sabırlar kelime dağarcığımı kısıtladı. Özlem zor, beklemek zor, acı çekmek hepsinden zor. Biliyorum. Biliyorsun sende ama bu çilekeş duyguların sonucu, bu öldürgen yalnızlığın, ayrılığın getirileri bu kadar vahşice olmamalıydı. Oysaki biz, riayetliydik, sabırlıydık, dayanabilirdik, katlanabilirdik. En azından öyle biliyordum. Yanılmışım özür dilerim sevgili...

Ebeyinlerimden bunları duymak, onları mutsuz, acı içinde hayal etmek, ses tonlarına bakarak, inan beni çok kötü etti. Kilitlendim. Konuşamaz oldum. Ağlamaklı ses tonumla bir sorun olmadığını, yanlış anlaşılma olabileceğini, bensizlikten ötürü bir boşlukta olduğunu zar zor dile getirebildim. Cümlelere anlam yüklemem, biçimlendirmem inan bu gece benim için çok güç oldu sevgili...

Şimdi senden isteklerim; bu düşüncelerin ışığa çıkarılıp, sen tarafından açıklanması. Sebep - sonuç ilişkisi içinde yine sen tarafından değerlendirilip bana aksettirilmesi. Hatam varsa benim; nerede ve ne şekilde olduğunu belirlemen. Hatan varsa yine aynı koşullar altında inceleyip, düzeltilmeden bana söylemen... İsteklerim kısa ve öz bir şekilde bunlardır sevgili. Bürokrasiye, kanunlara, törelere, tabulara uyularak hazırlayacağın savunmanı sabırla bekliyorum. Umarım ki savunman tarafımca uygun, geçerli sayılabilecek nitelikte olur. Eğer ki geçerli sayılmazsa cezan çok ağır olacak. Hem de çok ağır...

Devamını Oku
Alperen Karadağ

Kendini unutmak

Beni ben yapan ne varsa herşeyi, her duyguyu unutacağım.
Seni unutmak adına kendimden vazgeçeceğim.
Gözyaşlarım, haykırışlarım, hayallerim, düşüncelerim;
Eşlik etse de gecelerime,

Devamını Oku
Alperen Karadağ

Gözler; yüreğin aynasıdır.
yürekten yüreğe açılan kapıdır.
Ve sevgi adına kurulmuş cümleler
Gönüllere uzanan şeffaf bir köprüdür.

Gözlerime iyi bak sevgili!

Devamını Oku
Alperen Karadağ

İki gün oldu.Kendimde değilim.Çevremdekilerin 'Hayrola' sözcüğünün altındaki tedirgin bakışları içimi acıtır oldu.Sadece düşünüyorum.Seni düşünüyorum.Yakınlığını bana katıksız körü körüne bağlanmanı düşünüyorum.Benim gibi sevgi düşmanına bağlanmanı düşünüyorum.İki gün oldu ve ben hala düşünüyorum.Seni düşünüyorum.Bana dokunuşu.Bana karşı bakışlarını düşünüyorum.Korunaklı kişiliğim, cana yakın yapım seni yolundan çevirmiş olmalı diye düşünüyorum.Ve ne yapacağımı seni üzmeden nasıl sana yaklaşacağımı yada senden uzaklaşacağımı..Çok güzelsin.Çok incesin.Ve bir o kadar da yaralı yüreğin.Yeni yeni kabuk bağlamış.Görüyorum.Dokunmak istiyorum yarana.Onu iyiden iyiye iyileştimek...Ama bir yandan da korkuyorum.Ya o yarayı yeniden kanatan ben olursam? Peki ya kanamanı durduramazsam.Avuçlarımın arasından akıp giden zaman gibi sende eriyip gidersen.Seni tümden kaybetme korkusu düşünmeye itiyor beni.İnce hesaplar yapmaya gelecek hakkında...Ancak ben böyle biri değilim.O kadar ince hesaplar yapmak, kurgulamak hayatı yarınlara dair.Yoo yoo! Bu benim hiç yapmadığım bir şey; belkide isteyip de yapamadığım.


Dün gece içerken yanında olmamı bu denli arzulamandan, beni düşlerine ortak etmenden, bu düşüncelerle sarıp sarmalanmandan duyduğum korkuyu sana anlatmak istesemde anlatamam.Korkum seninle birlikte olmak değil; Bu denli sevilmek duygusuna yabani olmam.Yabancıyım.Kendime onca güzel duyguya..Sevilmekten korkum çok büyük.Geçmişime dayalı iğrenç bir duygu bu bendeki.


Devamını Oku
Alperen Karadağ

Sesini özledim sevgili. Günler oldu arayamadım seni. Arayamadın. Aramıza girdi birbirinden farazi sorun. Şu sıralar hiç param yok. Beş parasız dolaşıyorum, boş ceplerim misali sokaklarda. Arkadaşlar bakıyor bana, acınaklı tavırlara bürünüp. Sigarayı çok sevmeme rağmen bir süredir eskisi kadar içemiyorum. Bulduğumla yetiniyorum. Yer yer kesme, yer yer izmarit... Dumanı ağır ağır üfleyemiyorum En kötü günlerimi geçiriyorum buralarda. Parasız ve yolsuzum. En kötüsü de sensizim. O kadife sesinden, ay tanrıçası yüzünden ayrı kaldım. Ne kadar çok isterdim şimdi senin yanımda olmanı. O zaman ne paranın, ne de sigaranın adını anardım. Tüm boşlukları seninle, varlığının eşsizliği ile tıka basa doldururdum. Ciğerlerimi nefesinle, avuçlarımı güneş kızılı saçlarınla...

Gözlerini özledim sevgili. Aylar oldu ruhunun pencerelerine bakmayalı, yüreğine oluk oluk ruhumu akıtmayalı. bir de benliğinde; sensiz kaldığım günlerde buz kesmiş olan ruhum, hayat bulmayı özledi. Seninle bütünleşmeyi, gözlerinde erimeyi ve sonunda mutluluktan ölmeyi; sonra yeniden doğmayı ve yeniden ellerinde can vermeyi; Şerefle, gururla canına can katmayı...

Şu günlerde beş parasızım sevgili. Yüreğimdeki hazinene rağmen. Şu günlerde sensizim sevgili, ruhumdaki ay tanrıçası yüzüne rağmen. Şu günlerde yalnızım sevgili. İçimdeki sene rağmen. Şu günler de sevgili öldüm ben, yüreğimdeki sıcaklığına, hayaline rağmen ve sevgili artık susuyorum cinayetler misali...

Devamını Oku
Alperen Karadağ

Gecelerim seninle güzeldi.
Seninle anlamlı,seninle renkli,
Seninle aydınlıktı alacakaranlıklara inat!
Günün ilk ışıklarıydı gözlerin,
Saçlarındı rüzgarların kaynağı,
Toprak tenin,esmer esmer

Devamını Oku
Alperen Karadağ

Sensizliğin Gecesi

Sessizliğin sesini dinle sevgili
Şttt şimdi boşluğa bakan gözlerini kapat ve sessizlikteki huzuru yakala..
Şttt sessiz ol..ürkütme hayallerini..
Yüreğinin isyanını bastırmak istiyorsan düşle şimdi beni sevgili.

Devamını Oku
Alperen Karadağ

Bazen, her şeyin çaresi ölüm gibi gelir insanoğluna.Yürekler kararır, umutlar söner, tüm güzel düşünceler birbir kaybolur ölümün soğuk adında. Her şey anlamsızlaşır. Yalnızsındır ya, kimseler yoktur ya yanında herşey boş, her şey bir o kadar yalnızlığın soğukluyla çalkalanır. Üşürsün odanda. Ebedi sessizlik, ebedi huzur kaplar içini. Ve ölmek istersin. Kurtuluşun, tek çıkar yolun ölümmüş gibi saparsın bilinmez bir yola. Kimse yoktur gözünde.Ne annenin sıcak sevgisi, ne babanın korunaklı kanatları, ne sevdiğinin o masumane sevgisi ne de dost bildiklerinin ilgisi, saygısı...Bir anda hepsi bitmiştir yüreğinde. Tek bir kişinin sözü, üç beş kendini bilmezin hareketi yada gelip geçen günlerin getirdiği bunalım seni herşeyinden vazgeçirmiştir. Ölmek istersin. Ölümdür ya basittir ya bir anda hayatına son verecek nesneye uzanırsın.o an bir ürperti düşer içine, tarifsiz bir duygu karışır odanın havasına. Bir anda vazgeçmek gelir aklına, sonra yeniden çektiğin acılar yaşadığın korkunç olaylar gelir aklına. Yeniden vazgeçersin. Yeniden yeniden...Artık kafan iyice karışmıştır.Neyin doğru olduğunu bilemezsin.Bir an bir cesaret gelir yürekliliğin tutar davranırsın...Ve gazetelerde 3. sayfada yerini alırsın...1. sayfaya senin ölüm haberin konulmaz. Büyük bir başlık altında resmin yayınlanmaz.Yaşayamayı bilenlerin, şansı yaver gidenlerin, devletin, soyguncuların, ünlülerin kaçamak yapanların yeridir. Çünkü yokluğun sadece bir avuç insanı ilgilendirir. Sevdiklerini... Yoksundur artık... Arkanda, sevenlerin senin için göz yaşı döker. Yarin sana kavuşamadan gitmene ağıt yakar. Annen kendini paralar..Baban sessizce bir köşeye çöker. Dostların tabutunu taşır.. Ancak seni tabuta koyanlar yoktur ortada. Üç beş kişiyse seni tabuta koyan, günlük hayatlarına devam etmektedirler. Hayatsa seni tabuta koyan, devam etmektedir yokluğuna aldırış etmeden...

'UNUTMA ASLANIM ÖLMEK KAÇMAK DEĞİL AKSİNE TAM BİR YÜREK İŞİDİR. Hayallerini, her şeyini yok etmek öyle saniyelik iş değil! Gebermek dostum gebermek hiç kolay değil...'

Böyle olacağını bile bile ölmek, hayattan çekip gitmek gerçekten yürek işi...Sağolasın Mustafa'm! Dostluğun için, hayatıma yön veren konuşman için... 'Allah varsa Allah'a emanetsin yoksa da boşver gitsin! ' demiştin ya bana... Allah'a emanet ol sende her nerdeysen...!

Devamını Oku
Alperen Karadağ

Alıştığım tüm insanlar, hayatımdan bir bir çekilmeye başladı. Kimileri zorla benden alıkonulurken, kimileri kadere yenik düştü. Kimileri ise bu karamsar insana daha fazla dayanmayı göze alamadı. Bahaneler girmeye başladı aramıza. Dur durak bilmeyen iş hayatı, anlamsız davetler...

Artık ne zaman sana çıkıp gelmeye kalksam sana, önceden aramam gerekiyor. O günkü randevularının arasına, aşkımı sıkıştırmam gerekiyor. Oysa ki önceleri böylemiydik sevgili? Bütün günler bizimdi. Bütün saatler, bütün dakikalar... Zamanla sınırlamazdık birbirimizi. Birbirimize doyamazdık çünkü... ' Daha çok, daha çok... ' diye haykırırdı ellerin ellerime. Ve sonra zamanı taşlardık bizden uzak kalsın diye. Oysaki önceleri hiç bu kadar kısa sohbetlerimiz olmazdı bizim. Telefonda, avizelerle sevişirdik saatlerce... Sen, ben diye ben, sen diye avizeleri öper koklardık uzun konuşmalarımız esnasında... Kelimeler, cümleler telefon kablolarına sığmazdı. Hep sıkışırdı kablolara, ard arda üretilip söylenmekten. Süslerdik her cümlemizi birbirimize söylemeden önce. Cümlelerimizin sonu ya ' Aşkım ' diye ya da ' Bitanem ' diye biterdi. Nokta koymazdık sonlarına, hep virgülle sonsuzluğu çağrıştırdık. Noktalar, randevular girmezdi aramıza... Hiç kapında bekletmezdin. Bedeninden bu kadar uzakta tutmazdın beni...

Ama şimdilerde öylemi sevgili? Bir işten başka bir işe koşmaktasın. Günlerini planlayarak, randevularına bakarak yaşıyorsun. ' Sana geliyorum ' dediğimde sen bana: ' O gün bir yerlere gitmeliyim. Tüm günüm orada geçecek. Belki kaçabilirsem ara verildiğinde, on dakika görüşebiliriz. ' Aşkımız için ayırdığın süre, koskoca on dakika! .. Halbuki bu süreyi biz, uzun uzun sevişmelerimiz sonrasında bile kullanmazdık. Değil on dakika, iki dakika dahi ayrı durmazdık birbirimizden. Şimdilerde ise bana sadece on dakikanı ayırabiliyorsun. Koskoca on dakikanı! .. Kendini iş hayatına adadın. Kendini toplanrıların, davetlerin ortasına saldın. Tam bir iş kadını olma yolunda, önüne çıkan her şeyi bir bir silmeye başladın. Arkadaşlarını, çevreni, sosyal hayatını, eğlenmeyi ve en önemlisi aşkı... Beni ve aşkımızı on dakikaya sığdırmayı başardın. ' On dakika görüşebiliriz ' Beni bu günlerde bir düşünmedir aldı götürdü. Bir haftayı on dakikaya nasıl, ne şekilde sığdırabilirim. Özlemlerimi hangi saniyede bitirip, geri kalan sürenin birazıyla seni seyredip, sonra kalan sürede hoyrat ellerimle sana ne kadar dokunabilirim... Seni nasıl sığdırabilirim bu kısa dilimine; senin sığdırabildiğin gibi sevgili! Ben ki; boş zamanların diyarından, farazi yaşamın en içlerinden, sana çıkıp gelmişim. Senin bu tempona artık nasıl ayak uydurabilirim. Bana asırlar yetmezken seninle, şimdilere nasıl sığacağım o kısa zaman dilimine..

Devamını Oku