İki cihanın güneşi
Nur Muhammed Mustafa’dır
Alemlerin efendisi
Nur Muhammed Mustafa’dır
Rahmet olan seher yeli
Uçmak istersin, uçamazsın
Koşmak istersin, koşamazsın
Hakk Teâlâ dilemezse
Adım bile atamazsın…
Güller açar, Hak bağında
Bülbül öter, gül dalında
Nur Muhammed’in yolunda
Olanlara, selam olsun
Sözü doğru, özü berrak
Hakk’a yönel, derdin varsa
Aç elini, O’ndan dile
O serinde, akıl varsa
Aç elini, O’ndan dile
Hakk Teâla SubhanAllah
Sen deryasın, bense damla
Rabbim bana rahmet eyle
Gönlüm dolu dertle, gamla
Rabbim bana rahmet eyle
Sen sultansın, bense kulum
Kalp dedikleri, nazargah-ı Mevlâ’dır,
Gizlisi, saklısı olmaz bir kulun,
Ebed alem, bu alemden evladır
Rabb’inden gayrısı, kalmaz bir kulun…
Kapılma dünyaya, bir boş hevesle,
Aşk deryasına düşmüşüm
Aşk şerbetini içmişim
“HU” deyip candan geçmişim
Gayrı Rahman kâfi bana…
Okyanusları aşarım
Özüm, sözümü bir eyle
Beni, nefse hakim eyle
Kara yüzümü, ak eyle
Rahman Mevlâ’m, Rahim Mevlâ’m
Gönlüm her dem ah-u zarda
Bir bilinmeze düştü, düştü yüreğim
Gündüz gece ağlar, ağlar gözlerim
“Allah, Allah” söyler, söyler dillerim
Rabb’im senden yalnız, rahmet dilerim
Rabb’im senden yalnız, rahmet dilerim
Mekke’nin yollarında, ben de yürüsem
Sıcacık kumlarda, pişsem erisem
Kavruk yüreğimle, gözyaşı döksem
Rahmet kapısında, garip bir kulum
Alev aldı kalbim, aşk ateşiyle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!