Buğulu gözlerin vardı,
bakınca insanın içi susuyordu.
Ellerin ellerimdeydi.
Öyle sıkı da tutmuyordun beni,
ama bırakmaya da niyetin yok gibiydi.
Başım göğsünde,
kendimden geçmişim.
O an ne söyledin,
ne sustun,
hiç hatırlamıyorum.
Hatırladığım tek şey
kalbimin ilk defa
bir yere aitmiş gibi atması.
Sonra sen gittin.
Ben öylece kaldım.
İnsan bazen
“gitme” diyemiyor sevdiğine.
Belki gururdan,
belki korkudan,
belki de
gideceğini bildiği için.
Aşk dedikleri buymuş demek…
Biraz cesaret,
biraz yarım kalmışlık,
biraz da insanın
kendine bile söyleyemediği
o şey.
Mesela seni özledim.
Bunu sana hiç söylemedim.
Ama geceleri
telefonu elime alıp
adını yazıp yazıp silerken
kendime bile yalan söyledim.
“Geçer,” dedim.
Geçmedi.
Sonra fark ettim;
insan birini
her gün düşünmekten değil,
ona söyleyemediklerini
içinde taşımaktan yoruluyor.
Seninle ilgili
kimseye anlatmadığım
küçük şeyler kaldı bende.
Bir bakışın,
ellerinin sıcaklığı,
başımı göğsüne yasladığım o an…
Ve bir de
sen giderken
arkandan söyleyemediğim
tek kelime:
Kal.
Şimdi ne zaman
buğulu gözlere rastlasam
seni hatırlıyorum.
Ne zaman biri
ellerimi tutsa
ellerin geliyor aklıma.
Ve anlıyorum…
Bazı insanlar
hayatımızdan çıkıp gidiyor,
ama insanın içinden
öyle kolay çıkmıyor.
Sen de çıkmadın.
Aklını başından alır da gider,
demişlerdi.
Doğruymuş.
Sen gittin…
Ben aklımı
sende bıraktım.
Gerisi
işte o ince sızı.
Kayıt Tarihi : 25.09.2026 02:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!